Birgo

MRT
16
OKULA DAYALI ÖĞRETMEN LİDERLİĞİ

 

OKULA DAYALI ÖĞRETMEN LİDERLİĞİ 

Geleneğin zenginliğini kuşaktan kuşağa aktarmakta en önemli araç öteden beri okul olmuştur. Bu gerçek, çağımızda eskisinden daha da belirlidir. Çünkü ekonomi hayatının gelişmesiyle gelenek ve eğitimden sorumlu olan aile bir hayli zayıflamıştır.Bu yüzden de insan topluluğunun devamı ve sağlığı eskiden daha çok okula bağlı kalmaktadır. Bilgi toplumunda değişim sürecinin doğurabileceği muhtemel sonuçlara karşı önlem almak, insanı ve toplumu değişimle baş edebilecek şekilde gelecek için hazırlamak önemli hale gelmiştir.O halde bu sürece hazırlık, eğitim kurumları ve bu kurumlarda görev yapacak öğretmenlerden başlanmalıdır. Bireyin hızla değişen bilgi toplumuna katılımı ve bu süreçte hak ettiği yeri alması,yeni bilgiler kazanması, becerilerini zenginleştirmesi, yaşam boyu öğrenme ve eskisine oranla daha çok nitelikli olmayla başarılabilir.Bilgi toplumunun yarattığı okul kültüründe öğretmenlerin yeni roller ve görevler üstlenmesi bir zorunluluk halini alacaktır.Öğretmen,çok hızlı bilgi üretimi karşısında sürekli olarak bilgilerini güncellemek zorundadır.Bilgi toplumunun eğitimcisi olan öğretmenler,bilginin eğitimsel değerinin farkında olacak, ona ulaşma konusunda da etkili bir rehberlik ortaya koyacaklardır.Öğretmenlerin değişik kültürlerden gelen,sosyal yönden zayıf öğrencilerin öğrenmelerini gerçekleştirebilen,mevcut çatışmaları barışçıl yollarla çözebilen, kişilerin kimliklerine ve kültürlerine saygı duyan, toplumsal sorumluluk taşıyan yurttaşlar olarak yetişmeleri, bunun için gerekli bilgi, beceri ve değerlerle donanmış olmaları arzulanmaktadır. Mevcut sistem öğretmeni temel bilgi kaynağı olarak görmektedir.Bu durumda öğretmen, büyük ölçüde anlatan ve aktaran konumunda iken, öğrenci de sadece kendisine aktarılanı alan pasif bir konumda bulunmaktadır.Bu yaklaşım,öğrencideki girişimci ruhu köreltmekte; öğrenci,kendi kendine öğrenme becerisi geliştirememekte ve eğitim sürecinde yetenekleri doğrultusunda ilerlemesine olanak tanınmamaktadır.Bilgi toplumunda öğretmenin temel rolü, öğrenme ortamının merkezine öğrenciyi alarak, bilgiye nasıl ulaşılacağını ve bundan nasıl yararlanılacağını uygun ortamlar hazırlayarak öğretmektir.Bilginin seçimi konusunda uzman olan öğretmenler, temel bilgiyi öğrenciye kazandırabilmelidir.Bu da öğrenci için öğrenmeyi öğrenmek anlamına gelir.Ancak burada öğretmen, öncelikle öğrencisini iyi tanımalı, onun öğrenme düzeyine uygun öğrenme imkânları sunmalı,öğrenmeyi öğrencisine kolaylaştırarak, onu doğru yönde yönlendirmelidir. 


Her okulda, öğretmenlerin karşılaştıkları eğitim ve öğretim ile ilgili problemlerin etkin çözümü için danışabileceği ve fikir sorabileceği informal bir öğretmen lideri vardır.Bu bağlamdaki liderlik, ğretmenin hiyerarşik statüsünden çok onun sahip olduğu alan bilgisine,öğretmenlik tecrübesine ve kişiler arası ilişkilerdeki duyarlılığına bağlıdır.Bu tür uygulamalar okul tarafından formal hale getirilerek, lider öğretmenin görev ve sorumlulukları genişletilebilir. Örneğin,bu konumdaki öğretmenler belli alanlarda açılan kurs, seminer veya lisansüstü derslere katılmaları teşvik edilerek o konularda uzmanlaşmaları sağlanır. Daha sonra,bu öğretmenler yetiştikleri alanlarla ilgili olarak kendi okullarında yıl-boyu devam edecek şekilde bir hizmet içi eğitim programı hazırlayıp uygulayabilirler. Bu model özellikle mesleğinin son evresinde (öğrenci-merkezli evrede) bulunan öğretmenler için çok uygundur.Çünkü, bu evredeki öğretmenler,daha önce de açıklandığı üzere, tecrübelidirler ve başkalarının da kendi deneyimlerinden yararlanmalarını isterler. Bu sayede, lider öğretmenler hem kendilerini geliştirirler, hem de okuldaki diğer öğretmenlerin belli bir alanda hizmet içi eğitimlerine katkıda bulunurlar. Hemen her meslekte olduğu gibi, öğretmenlik mesleğinde de profesyonellik hizmet-öncesi eğitim ve hizmet içi eğitim süreçlerinin bütünleşmesi ile sağlanır.Profesyonel bir öğretmen adayı mesleğinde çeşitli evrelerden geçer ve her bir evrede de kendisinin ilgileri ve ihtiyaçları farklıdır. Bu farklı ilgi ve ihtiyaçların karşılanabilmesi için ise farklı hizmet içi eğitim modellerinin uygulanmasını gerekli kılar. Bu çalışma, öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine yönelik olarak sıkça kullanılan okul-merkezli hizmet içi eğitim modellerinden bazılarını tartıştık. Bütün bu modeller, öğretmenlerin kendi eğitimlerinden sorumlu olması gerektiği ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu ilkeye göre, herhangi bir okulun başarısı,o okuldaki öğretmenlerin bireysel ve grup olarak gelişmesine ve başarısına bağlıdır.Yerinden yönetim anlayışının benimsendiği dünyadaki birçok eğitim sistemlerinde bu modeller yaygın olarak uygulanmaktadır.Arzu edilen husus, bu ve buna benzer modellerin ülkemiz okullarında da uygulanabilmesidir.Çünkü, bu modellerin hepsi de, öğretmenlere okul ortamında birbirleriyle karşılıklı etkileşimde bulunma, bir konu üzerinde beraberce çalışma ve dolayısıyla da birbirlerinden öğrenme fırsatı tanır Danışmanlık sistemi, okuldaki deneyimli bir öğretmen (danışman) ile öğretmenliğe yeni başlamış bir öğretmen (danışan) arasında karşılıklı anlayış esasına dayalı olarak kurulan ve bir öğretim yılı süresince yürütülen plânlı, dinamik bir süreçtir. Göreve yeni başlayan bir öğretmenin en çok ihtiyaç duyduğu yardım, okulun ve eğitim sisteminin işleyişi hakkında bilgidir (oryantasyon-(uyum, alıştırma eğitimi). Bu öğretmenin, yaptığı günlük faaliyetlerle ilgili olarak ona sürekli bir şekilde pratik öğütler verebilecek ve çalışmalarında kendisini sürekli olarak destekleyebilecek daha tecrübeli bir öğretmene ihtiyacı vardır. Bu onun öğretmenlik mesleğinde yıpranmadan kalabilmesi ve bir öğretmen olarak kendine güvenini kazanabilmesi için kaçınılmazdır. Çünkü bu durumda olan bir birey, öğrencilik hayatından öğreticilik hayatına kritik bir geçiş yapmaktadır. Ancak, danışmanlık sürecinin başarılı olarak yürütülebilmesi için, danışmanın bu role ait görev ve sorumlulukları konusunda eğitimden geçirilmesi gerekir. Ganser'e göre, danışmanın görevleri aşağıdaki gibi sıralanabilir. Bir arkadaşlık ve meslektaşlık çerçevesi içinde yeni öğretmene: A- Cesaret vermek ve ona yargısız destek sağlamak; B- Okulun kuralları, fonksiyonları ve imkânları konusunda oryantasyon eğitimi vermek; C- Öğretim yöntemleri ve materyalleri konusunda yardım elini uzatmak ve onu kendisine bu gibi hususlarda yardımcı olabilecek okuldaki diğer kişilerle tanıştırmak; D- Kendi sınıfını gözlem yapma fırsatını tanımak ve ona sınıf yönetimi konusunda yardımcı olmak; E- Öğrencilik hayatından çalışma ve öğreticilik hayatına geçişte kolaylık sağlamak ve onun öğretmenlik mesleğinde kalmasına yardımcı olmak. Bunun yanında, danışmanlık sisteminden sadece danışan değil, danışman da faydalanabilir. Danışmanlık sisteminin danışman öğretmenin profesyonel gelişmesine sağlayacağı yararlar şu şekilde sıralanabilir: 1- Okulda danışman olarak fark edilen öğretmenin kendine özsaygısı artar. 2- Danışmanlık sistemi hem danışan öğretmenin hem de danışman öğretmenin okuldan soyutlanma hislerini azaltır. 3- Danışmanlık sistemi danışman öğretmene öğretmenlik görevi ile ilgili olarak kendi uygulamalarını değerlendirme fırsatı verir. 4- Danışmanlık sisteminde hem danışan öğretmenin hem de danışmanlık görevini yürüten öğretmenin birlikte öğrenmesi söz konusudur. 5- Danışmanlık sistemi danışmana liderlik bilgisi ve becerisi geliştirme fırsatı verir. 6- Danışmanlık sistemi hem danışan öğretmene hem de danışman öğretmene yeni profesyonel arkadaşlıklar kurmaları konusunda yardım eder. 


En başta gözetilecek şey bağımsız olarak düşünme ve karar verme yeteneğini geliştirmektir, özel bilgiler kazandırmak değil.Bir insan konusunun temel ilkelerini benimsemiş,kendi başına düşünmeğe ve çalışmaya alışmışsa, mutlaka yolunda ilerler, üstelik gelişmelere ve değişmelere, inceden inceye özel bilgiler edinmiş öğrencilerden çok daha kolay ayak uydurur. Son olarak şunu belirtmek isterim ki burada bir hayli kesin bir dille söylediklerimin, öğrenci ve öğretmen olarak kendi görgülerime dayanan, kendimce düşünceler olmaktan başka iddiası yoktur. 


MRT
16
ÖĞRETİM SÜRECİNDE KULLANILABİLECEK ÖĞRENME İLKELERİ

ÖĞRETİM SÜRECİNDE KULLANILABİLECEK ÖĞRENME İLKELERİ

Öğrenciler birbirlerinden bazı açılardan farklılaşırlar ve bu farklılıklar eğitimi etkiler.Öğrencinin güdülenmişlik düzeyinin yüksek olması, öğrenme birimine ilgi,ihtiyaç duyması,değer vermesi,öğrenmede bir amacının olması öğrenebileceğine ilişkin özgüveni, öğrencinin eğitim durumuna dikkatini yöneltmesini ve öğrenme etkinliğini sürdürmesini sağlar.Bu durumun sonucunda da öğrencinin gerek öğrenme, gerekse hatırlama düzeyi yükselir.


Güdü, davranışa enerji ve yön veren güçtür; bu güç organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçemeye sevk eder.Güdü,istekleri, arzuları, ihtiyaçları, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır.Dışsal güdü, yüksek not alan bir öğrencinin öğretmeni tarafından övülerek pekiştirilmesi gibi bireyin dışından gelen etkileri içerir.İçsel güdü ise, bireyin içinde var olan ihtiyaçlarına yönelik tepkilerdir.Merak, bilme ihtiyacı,yeterli olma isteği,gelişme arzusu içsel güdülerin örnekleridir.Güdü organizmayı belirli tepkilerde bulunmaya ve sonuç olarak bir şeyler öğrenmeye zorlamaktadır.Buna bağlı olarak güdülenme öğrenme için gerekli ön şartlardan biri olmaktadır. Davranışçı yaklaşım,öğrencilerin güdülenmesini yaptıkları olumlu şeyler karşısında pekiştirilmeleri ile bağlantılandırır,yani dışsal etkenler öğrencinin güdülenmesinde önemlidir.Bilişsel yaklaşım, davranışçıların aksine güdülenmede içsel faktörlerin önemine inanır.Bilişsel yaklaşımda birey,yeterli olma ve amaçlarını gerçekleştirme gibi içsel ihtiyaçların etkisi altındadır.Sosyal öğrenme kuramına göre ise birey ne tek başına içsel ne de tek başına dışsal uyarıcılardan etkilenmektedir, onlara göre güdülenme bu iki uyaranın bileşiminden oluşur.Sosyal öğrenme yaklaşımına göre, bireyin amacına ulaşma beklentisi,amacın birey için değeri ve bireyin yapılacak işe yönelik tepkisi güdülenmeyi etkileyen üç ana etkendir.Güdülenmeyi etkileyen kişisel etkenler;uyarılma,ihtiyaçlar,inançlar ve amaçlardır.

Öğrencinin yaşı, gelişim düzeyi, genel sağlık durumu, genel yeteneği, içinde yaşadığı sosyo-kültürel koşullar, onun öğrenmesini etkileyen faktörlerdir. Öğrencinin yeni öğreneceği ders, ünite,konu ile ilgili sahip olduğu ön öğrenmeleri yeni öğrenmeleri kolaylaştırır ya da öğrenmeyi mümkün kılar. Bazı yeni öğrenmeler, kendinden önce öğrenilmiş olan bilgiye dayalı olarak öğrenilir ve bu öğrenme birimi, bir sonraki öğrenme birimi için hazırlık oluşturur.Bir öğrenme biriminin öğrenilebilmesi için, gerekli olan önceki öğrenmelere önkoşul öğrenmeler adı verilir.Yeni öğrenmenin meydana gelmesi,önkoşul öğrenmenin gerçekleşmiş olmasına bağlı ise bu öğrenmeye mümkün kılıcı önkoşul öğrenme adı verilir. Önkoşul öğrenmelerin bir kısmı mümkün kılıcı değil kolaylaştırıcı niteliktedir.Ön öğrenmeleri ne derecede sınırlı ise, yeni öğrenmeleri de o derecede zorlaşır ve sınırlı kalır ön öğrenmelere sahip olan bir öğrenci, ünitede öğreneceği davranışları nasıl öğrenebileceğine ilişkin yürütücü biliş bilgisini de geliştirir.Çünkü önceki öğrenme yaşantılarına dayalı olarak hangi durumda hangi öğrenme stratejisinin uygun olduğuna ilişkin yürütücü biliş şemasını oluşturmuştur.

Hedef ve hedef davranışlar belirlendikten sonra öğrencilerin sahip oldukları bilişsel,psiko-motor ve duyuşsal ön öğrenmeler belirlenmelidir.Öğretimin içeriği öğrencinin beklentilerine, amaçlarına uygun ise öğrencinin etkin katılımı dolayısıyla da öğrenme düzeyi yükselir.Hedef ve davranışların kazandırılmasında bir araç olan içerik, öğrencilerin, kazandırılacak hedef davranışların ve konu alanının özellikleri dikkate alınarak örgütlenmelidir. Bir içerik, hedef davranışlarla tutarlı,çağdaş bilimsel, sanatsal ve felsefi bilgiyle donanmış, öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine uygun, somuttan soyuta, basitten karmaşığa, kolaydan zora ve birbirinin önkoşulu, bilinenden bilinmeyene, kendi içinde mantıklı olacak şekilde düzenlenmelidir.İçerik planlamanın boyutları:Kapsam boyutu:işlenecek konunun veya gerçekleştirilecek öğretim etkinliğinin genişliği ve derinliği kastedilmektedir. Hedef davranış düzeyi,sınırlama ve basamaklar göz önüne alınmalıdır.Bütünlük boyutu: tasarlanan öğretim etkinliği ile öğrencilere kazandırılması düşünülen bütün bilgilerin ve deneyimlerin birbirleriyle ilişkilendirilmesidir.Sıra boyutu: öğrencilerin konuyu veya içeriği hangi düzende ele alacaklarının kararlaştırılması kastedilmektedir.Süreklilik boyutu: bir öğretim etkinliğinin kendinden bir önceki ve bir sonraki öğretim etkinliği ile bağlantılı olması kastedilir.Denge boyutu: bir öğretim etkinliğinin çeşitli önemli öğeleri arasında vurgulanış ve işleniş açışından dengeli olması kastedilir.İçerik planlama ilkeleri: Bireye görelik ilkesi: birey bütün öğretim etkinliklerinin merkezinde yer alır. Sınıftaki öğrencilerin gelişim özellikleri, ilgileri, ihtiyaçları ve yetenekleri göz önünde bulundurulmalıdır.Hayatilik ilkesi: öğrenciler gerçek hayatta kullanabilecekleri bilgi ve becerilerle donatılmalıdır. Ders konuları ile güncel olaylar arasında bağ kurulmalıdır. Yakından uzağa ilkesi: öğretim etkinlikleri bireyin içinde yaşadığı çevreyle ilgili (ekolojik ),sosyal ve kültürel çevrenin özelliklerinden başlanmalı ve buna bağlı olarak bu halka genişletilmelidir. Bilinenden bilinmeyene ilkesi: yeni bilgi ve becerilerin kazanılabilmesi için önceden aynı konuda edindiği bilgi ve becerilerin üzerine inşa edilmesi gerekir. Somuttan soyuta ilkesi: özellikle öğrencilerin içinde bulundukları yaş dilimine bağlı olarak, eğitim bireylerin beş duyu organları yoluyla öğrendiklerinden başlamalı daha sonra soyut kavramlara geçilmelidir.
Açıklık ilkesi: öğrenme-öğretme sürecinde işlenen konular ile verilen örnekler öğrenciler tarafından kolayca kavranabilecek şekilde açık, net ve anlaşılır olmalıdır.


Ekonomiklik ilkesi: planlanan her öğretim etkinliği mümkün olabilecek en az maliyet, zaman, emek ve enerji harcanarak yapılabilmelidir. Anlamlı bir şekilde öğrenilen bilgi, anlamsız olarak öğrenilen bilgiden daha kolay geri getirilebilir, daha kalıcıdır ve genellenebilir özelliğe sahiptir. Dersteki bilginin anlamlı bir şekilde öğrenilebilmesi için, bilginin seçilmesi, örgütlenmesi ve bütünleştirilmesi gerekir. Bu amaçla öğrencilere verilecek öğrenme materyali öğrencinin; bilginin temel çerçevesini görmesine, önemli bilgiyi önemsizden ayırt etmesine, bilgiyi yeniden örgütlemesine, bütünleştirmesine olanak verecek şekilde düzenlenmelidir. Mantıksal olarak iyi organize edilmiş bilgi, iyi organize edilmemiş bilgiden daha kolay öğrenilir ve hatırlanır. Somut bilgi, öğrencinin daha kolay resmetmesini,imajlar oluşturmasını sağladığından, soyut bilgiden daha kolay ve doğru olarak anlamlandırılır ve hatırlanabilir. Resimler, tablolar, grafikler ve benzetimlerle somutlaştırılmalıdır.


Öğrenme ve öğretimin düzenlenmesiyle ilgili son yıllardaki araştırmalarda, bilişsel psikolojinin ağırlık taşıdığı görülmektedir. Bilişsel psikolojideki birçok gelişme, öğretimi düzenlemede önemli sonuçlar doğurmuştur.Ancak, davranışçı psikolojinin de öğretimi düzenlemedeki etkisi ağırlıklı bir şekilde sürmektedir. Gerek davranışçı, gerekse bilişsel psikoloji, öğretimin düzenlenmesi ve geliştirilmesi bakımından çok önemli, dikkate alınması gereken önerilerde bulunmaktadır. Her iki kuram grubu da öğrenmede öğrencinin aktif olması gerektiğini vurgulamakla birlikte, öğretim sırasında öğrencilere temel olarak farklı roller yüklemektedirler. Davranışçı açıdan bakıldığından öğrenci, öğretim sırasında düzenlenen uyarıcıya tepkide bulunur. Bu tepkiler,pekiştirme ve kademeli yaklaşma yoluyla istenen davranışa dönüştürülür. Diğer bir deyişle, davranışçılara göre öğrenme, öğretim sırasında verilen uyarıcılarla, pekiştirmeyle güçlenen ya da pekiştirilmemeyle zayıflayan öğrenci tepkileri arasındaki nedensel ilişkinin bir ürünü olarak görülmektedir. Programlı öğretim gibi davranışçı yaklaşımın öğretime uygulandığı modeller ürün temellidir.Diğer taraftan bilişsel yaklaşımda, öğrenme süreci ve bu süreçte ara değişken olarak öğrencinin rolü önemlidir.

Bilişsel yaklaşım öğrenmeyi kas seviyesinden zihin seviyesine çıkarmak amacındaydı. Bilişsel yaklaşımı savunanlar, insanlarda şartlanmanın öğrenmeyi açıklamakta yetersiz kaldığını belirtiyorlardı.Onlara göre yaşantıların sonunda, belirli tepkilerin kuvvetlenmesinden çok,hafızada çeşitli bilgi parçalarının teşkil ettiği bir bütün veya bir bilişsel yapı meydana geliyordu. Bu yapı öğrenme durumunda cereyan eden olayların kaydedilmesi,değerlendirilmesi ve organize edilip saklanmasıyla oluşuyordu. Organizma herhangi bir uyaran ile karşılaştığında bu kayıtlar gözden geçirilerek uygun bir tepki aranıyor, dolayısıyla verilen bu tepkiler bilişsel yapının bir fonksiyonu oluyordu. Yani öğrenci sadece çevreden gelen uyarıcılara karşı pekiştirilen tepkiyi gösteren kişi değil;aynı zamanda gelen bilgiyi kendisinde var olan bilişsel yapılara göre yeniden organize eden, anlamlandıran yeni bilişsel yapılar geliştiren kişidir. Birey kendi beklentileri, amaçları doğrultusunda çevredeki bilgiye dikkat etmekte, onu seçerek almakta, daha sonra kullanacağı bilgiyi kodlayarak uzun süreli belleğe dönüştürmektedir. Selam olsun karanlığa aydınlık yazanlara, geleceğin aydınlık insanlarını yaratanlara. 


MRT
16
EĞİTİLEBİLİR OLMAK CESARET İSTER

EĞİTİLEBİLİR OLMAK CESARET İSTER 

Okuduğum bir kitabın içinde beni en çok etkileyen cümlelerin altını çizerim. Yine bir kitaptan bir cümlenin altını çizmişim: 
Eğitilebilir olun!Eğitilebilir olmak hazır olmayı gerektiriyor. Kolay mıdır, eğitilebilir olmak.Hayır hiç de değil. Önce bunu istemek gerekiyor. Eğitilmeyi istemek, cesaret gerektirir! Çünkü bunu yürekten istediğinizde daha öğrenecek çok şey olduğunu baştan kabul etmişsiniz demektir. Eğer her şeyi bildiğinizi düşünüyorsanız ne acı. Öğrenecek bir şey kalmamışsa yani, ne kadar üzüntü verici bir durum değil mi? 
Bir kitap okuyan kişi;Herşeyi biliyorum sanırmış, iki kitap okuyan kişi ise;Bilmediğim şeyler var dermiş, üç kitap okuyan kişi ise Hiçbir şey bilmiyormuşum!dermiş. Siz hangi grupta yer alıyorsunuz?Danışmanlık istenmelidir. YARDIMA İHTİYACINIZ VARSA İSTEYİN. YOKSA KANITLAYIN!
Unutmayın; eğitilebilir olmaya söz verdiğinizde, her tarafta danışmanlar görürsünüz.Konuştuğunuz herkesin size bir katkıda bulunabileceğini bilmek güzel olmaz mıydı? O halde herkesin katkısından yararlanmayı bilmeliyiz.Peki tam da şimdi öğretmenlerimizden bahsetmenin sırası değil mi? Bize emek veren, bizi yetiştiren, okutan öğretmenlerimize teşekkür etmenin zamanı değil mi? Kendini geliştiren ve yaptığı işi büyük bir aşkla yapan, isimsiz kahramanlardan söz ettiğimi anlamışsınızdır. Bu kişinin sadece o ünvanı taşıdığı için değil,o ünvanı hakettiği için eli öpülmelidir.Eli öpülesi öğretmenlerin daha da çoğalması için çaba göstermek gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenlerimizin de kendilerini geliştirmeleri gerektiğini,mazeretlerin arkasına sığınmamaları gerektirdiğini, bir eğitimcinin en büyük görevinin öğrenici olmaktan geçtiğini,öğretme eylemini sanata dönüştürmenin farklı yollarının bulunması gerektiğini, bunun için de öğretmenlerimize görevler düştüğünü düşünürüm. Ne demiştik eğitilebilir olmak çaba ister, emek ister. Bu uğraşımız sırasında bize rehberlik eden herkese minnettarız.Öğrenme sürecinde ortaya çıkan sorunlar geldi aklıma şimdi. Çözümleri bulmak ta bizim işimiz.


Bir sorun ortaya çıktığında hemen en olumsuzunu düşünmek doğru mudur? Aslında karşılaştığımız her zorluk bize bir şeyler öğretir. Sorunları çöze çöze kendimizi daha iyi tanırız. Hemen olumsuz şeyler düşüneceğimize EVET SORUN VAR AMA BEN BUNU ÇÖZEBİLİRİM desek, diyebilsek nasıl olur? Olumlu tutum geliştirdiğimiz sürece sorunlara yaklaşımımız değişecek ve sorunları çözme hızımız daha da gelişecektir Haydi! Ayağa kalkalım. Sorunlardan daha büyük olduğumuzu kendimize ve çevremize gösterelim.Her çözdüğümüz problemde kendimize olan güvenimiz daha da artacak ve kendimizi daha da çok seveceğiz. Haydi! üzerimize gelen topları tutalım ve kaleye atalım. Haydi! Sorunların altında kaygıyla endişeyle kalacağımıza ayağa kalkalım. Kendimize başarısızlığın verdiği asık çehre yerine başarıdan sonraki gülümsenin daha bir yakıştığını söyleyelim. Mesele düşüp düşmediğinizde değil, bir daha ayağa kalkıp kalkamadığınızdadır. Haydi! ayağa kalkalım. Sözü uzattım galiba.Kurum öğretmenlerim başta olmak üzere tüm öğretmenlere saygılarımı sunuyorum. 
Yenilgilerinizden Ders Alarak Ayağa Kalkın ve Kazanın. 
Başarana dek deneyin.Bu sözü ne kadar çok duyuyorsunuz? Peki bu gerçekten ne demek? Pek çok başarılı insan, hedefledikleri başarıya ulaşana dek, birçok engelle karşılaşmıştır. Bu insanların başarılı olmalarının iki nedeni var.Birincisi, hedeflerine giden yolda yürümeye devam ettiler ve asla vazgeçmediler. Vazgeçmeyi düşündükleri birçok zaman oldu. Fakat, kazanlarının asla vazgeçmediklerini hatırladılar. Bir gün kazanacakları inancıyla yollarına devam ettiler. Vazgeçerseniz asla başarılı olamazsınız.İkinci olarak, önlerine çıkan engeller yada yenilgilerden bir şeyler öğrenmeye çalıştılar. Böylelikle aynı hatayı bir kez daha yapmadılar. Nasıl olurlarsa olsun, yenilgilerin sizi yolunuzdan alıkoymasına izin vermeyin. Her zaman, bu geçici engel yada yenilgiden neler öğrenebileceğinizi kendinize sorun. Daha sonra öğrendiklerinizi kullanarak yolunuza devam edin, böylelikle bir daha aynı hatayı yapmayacaksınız.Asıl hata, hatalarınızdan ders alamamak yada almamaktır. 


Hayat, bir öğrenme sürecidir.Yürümeyi öğrenmeye çalışırken, ne kadar çok düşmüşüzdür.Yürümeye çalışırken düştüğümüzde, vazgeçip bir daha yürümeye çalışmadığımızı bir düşünün. Şimdi, hala ellerimiz ve ayaklarımızla emekliyor olurduk. O zamanlar bir kez daha denemekten korkuyor muyduk? Bir bebeği izleyin, yürümek için ne kadar kararlı olduğunu göreceksiniz. Bebeklerden ne kadar çok şey öğrenebilirsiniz? Şüphesiz ki, birçok şey. Başarana dek deneyin. Unutmayın ki, hepimiz yenilgilerden ders alma konusunda deneyimliyiz. Hepimiz, tekrar ayağa kalkıp, yeniden deneme konusunda tecrübeliyiz.Artık bebek değiliz diye, bir kez daha denemekten vazgeçmek zorunda değiliz. Şimdi, daha fazlasını yapmaya çalışmanın tam zamanı, çünkü artık, şimdiye kadar yaptığımızdan daha fazlasını yapmamızı sağlayacak yeteneğe sahibiz. Hiçbir şeyin sizi engellemesine izin vermeyin!


Olumlu Bir Zihinsel Tutum Geliştirirken Fırsatlar Bulacaksınız Hedeflerine ulaşan birçok insanın, ortak bir noktası vardır.Bu kişiler kendilerini hedeflerine çoktan ulaşmış olarak görürler.Başarılı insanların, hedeflerine ulaşabilmeyi dilemek gibi bir tutumları yoktur,çünkü bu kişiler hedeflerine ulaşacaklarını bilirler. Başarılı insanlar, belki yerine, yapabilirim yada yapacağım diye düşünürler. Hedeflerini yazdıkları kağıdı sürekli olarak yanlarında taşırlar ve gün boyunca bu hedefleri okurlar.Bunu yapmak, hedeflerine ulaşmaya çalışırlarken,onlara neyi niye yaptıklarını hatırlatır. İşte bu nedenle, hedeflerinizin belirli olması gereklidir. Bir sonraki bölümde, hedeflerinizin neler olması gerektiğine nasıl karar vereceğinizi ve bunları nasıl belirli hale getireceğinizi anlatacağım. Eğer ulaşmak istediğinizi tam olarak bilmezseniz, nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Oysa nereye ulaşmak istediğinize dair kafanızda net bir fikir olduğunda, nereye gitmek istediğinizi tam olarak bilirsiniz.


Kafanızdan kendi kendinizi yenilgiye uğratan düşünceleri atmak için çok çaba sarf etmeniz gerecek. Bu düşüncelerin yerine, değerinizi ve başarma yeteneğinizi pekiştiren olumlu düşüncelere yer verin zihninizde. Bazı insanlar, olumsuz düşünmeye başladıklarında, kendilerine sürekli olarak başarılı olduklarını tekrarlarlar. Aynı durumda olduğunuzu fark ettiğinizde, siz de aynı şeyi yapmalısınız.Hayatın zorluklarını aşacağınız umuduyla.


MRT
16
OKULDA VE SINIFTA DİSİPLİN

OKULDA VE SINIFTA DİSİPLİN 

Genel anlamda disiplin kavramı, bir amaçla bir araya gelmiş insan grubunun düzen içinde yaşamasını sağlamak için seçilip konulmuş kuralları, hükümleri ve bunlara uyulması için alınan önlemleri ifade eder. Disiplin denilince daha çok sıkı katı kurallara dayalı düzen anlaşılmakta ve akla ceza gelmektedir. Oysa disiplin, sadece ceza vermekten ibaret bir iş olmayıp; olumsuz davranışların ortaya çıkmasını önlemek için tutarlı ve kararlı davranışlarda bulunmaktır. Kısaca disiplin, yapılan işlerin belli bir düzen içerisinde yürütülmesidir. 


Okulda ve sınıfta disiplinden, daha çok öğrenci davranışlarının öğretmenler tarafından kontrol edilmesi anlaşılır. Oysa öğrenciler, bir başkası tarafından kontrol edilmek yerine, kendi davranışlarını kontrol etmeyi öğrenirlerse disiplin, zaman içinde öğrenilebilecek ve içselleştirilebilecek bir alışkanlığa dönüşür. Öğrencilere kendi kendilerini kontrol etme, kendi davranışlarını denetleme ve kendilerini yönetme becerisi kazandırıldığında, öğretmenler zamanlarının çoğunu eğitim ve öğretime harcayabilirler. Okul ve sınıf disiplininin en önemli parçası, öğretmenlerin kendi disiplin anlayış ve uygulamalarıdır. Öğretmenler ve yöneticiler, öğrencilerinde görmek istedikleri davranışları, önce kendileri göstererek onlar için iyi bir rol modeli oluşturmalıdır. Okulun önemli işlevlerinden biri, öğrencinin kişilik gelişimini sağlamaktır. Bu durumda öğretmenin görevi, öğrencilerin sağlıklı seçimler ve tercihler yapmalarına yardım etmektir. Yani her öğrenciye, gerçekleştirmek istediği eylemi seçme, sonuçlarına katlanma ve sorumluluk üstlenme fırsatının sağlanmasıdır. Öğrencilerin her sorununa müdahale etmek yerine, kendi sorunlarını çözme konusunda destek verilirse, onların bağımsız iş görebilme ve yaratıcılık becerileri de geliştirilmiş olur. Kendine güvenen öğretmen, öğrenciye ceza vermekten çok, ona kendi davranışlarının sonuçlarını kabullenmesini öğretir. Öğretmene düşen görev, daha öğretim yılının başında, okul ve sınıf kurallarını öğrencilerine açıklamaktır. Hatta bu kurallar yazılı bir biçimde ilan edilerek öğrenci velilerine de gönderilebilir. Sınıf içi kuralların bir kısmı, öğrenci katılımı ile belirlenebilir, daha sonra da bu kurallara tüm sınıf üyelerinin uyması beklenir. Disiplin, uyulması gereken kurallar listesinden çok, amaçlı etkinlikler, uygun çevre, birlikte çalışma, kendi kendini kontrol gibi kavramları içerir. Amacını açık seçik olarak bilmeyen, etkinlik için uygun çevre bulamayan öğrencileri, yeterince başarılı olamadıklarında suçlamamak gerekir. Okul yöneticileri ve öğretmenlerin bulunduğu çeşitli toplantılarda dile getirilen sorunlar içinde ilk sıralarda disiplin gelmekte; okulda ve sınıfta disiplin sağlamayı eğitimin bir aracı olarak değil, eğitimin amacı gibi algılayanlara rastlanmaktadır. Gözlemlerimize göre, disiplin sağlamak için önerilen yöntem ve teknikleri uygulamaktan çok, baskı yoluna gidilmektedir. Sınıfta disiplin, öğretmenin sınıf önünde duruşundan konuşmasının etkililiğine, ödevleri kontrol edişinden yazı tahtasını kullanma tarzına kadar pek çok husus sınıf yönetimini ve disiplinini etkilemektedir. Sınıfta disiplin problemi oluşturan istenmeyen davranışlar ve nedenlerine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde özetlenebilir: 
Sorun Olan Davranışlar; 
1- Sınıf içinde diğer öğrencileri rahatsız eden, sınıf etkinliklerini bozan, okulun ve öğretmenin beklenti ve kuralları ile ters düşen ya da sınıfta karışıklık yaratan geçici ilgisizlikler: Etrafa bakmak, ıslık çalmak, hayallere dalmak, sırayı dizleriyle kaldırmak gibi. 
2- Aşırı ders dışı davranışlar: Yüksek sesle konuşmak, kandırmak, aldatmak, kopya çekmek, birbirine not yollamak, dersle sürekli ilgilenmemek gibi. 
3- Öğretmenin dersi anlatmasını ve öğrencilerin çalışmalarını engelleyen durumlar: Sınıf kurallarına veya öğretmenin isteklerine uymamak, vurmak, sürekli gürültü yapmak, diğer öğrencilerle çatışmak, dikkat dağıtıcı sözler söylemek, fiziki saldırıda bulunmak, diğer öğrencilerin sınıf etkinliklerine katılmalarına engel olmak, sınıf malına zarar vermek vb. davranışlardır.Disiplin sorunlarını çözmenin yolu, istenmeyen davranışların nedenlerini tanımaktan geçer. İstenmeyen ve sorun olan davranışların nedenleri üç başlık altında toplanabilir:
A- Öğrencilerin kendilerinden kaynaklanan nedenler: Kendilerini sevgisiz ya da yetersiz görmeleri, bir grubun üyesi olma ihtiyaçları, kendilerini tutsakmış gibi hissetmeleri, okuldaki çalışmaları sıkıcı bulmaları. 
B- Evden kaynaklanan nedenler: Anne- baba ve çocuk arasındaki zayıf ilişkiler, ayrılık, terk etme, boşanma, kardeşler arasında rekabet ve düşmanlık.
C- Öğretmenlerden kaynaklanan nedenler: Derse zamanında başlamama, öğrencilere farklı davranma, ders araçlarını zamanında hazırlamama, sürekli öğüt verme disiplini bozar.
Disiplin Sorunlarını Önleyici Yöntemler
Öğrencilerin yapıcı bir etkinlikle uğraşmaları, uygunsuz davranışlarda bulunma ihtimallerini azaltacaktır. Sınıf yönetiminin etkisi, aşağıdaki kontrol yöntemleriyle ortaya çıkar:
1- Planlı Çalışmak: Çalışma planıyla sınıf içinde oluşacak karmaşa önlenebilir ve öğretmen zamanı daha etkili kullanabilir. Ders materyalleri zamanında sağlanır; öğretme-öğrenme sürecinde öğrencilerin neyi, nasıl, ne zaman, ne kadar yapacakları belli olur. 
2-Akıcı Etkinlik: Sınıfa girer girmez tepegözle bir matematik problemi yansıtan bir öğretmen, öğrencilere susun, derse başlıyoruz gibi uyarılarda bulunmak zorunda kalmaz. Kesintisiz etkinlik akışı sağlanabilmesi için, öğretim sırasında canlılığı korumak, fazla hızlı adımlarla gitmemek ya da sunumu yavaşlatmamak, direktif ve bilgileri açık bir şekilde sunmak, projeler üzerinde çalışırken neler yapılacağını söylemek, tahtaya yazmak ya da yansıtmak gibi yollar izlenebilir.
3-Tutarlılık: Öğrenci göstermesi istenilen davranışlar konusunda öğretmenin tutarlı olduğunu bilirse, öğretmenin iyi disiplin sağlama şansı daha fazla olur. Öğrencilerin konuşma ve gezinme gibi kuralı bozmalarına bazen aldırmıyor, bazen izin vermiyorsa, bu durum öğretmenin tutarsızlığını gösterecektir.
4- Öğretmen Kontrolü: Sınıfta neler olduğunun farkında olmak, önlemek için oldukça önemlidir. Dikkatli bir öğretmen, yardıma ihtiyacı olan öğrencileri fark edip onlara yardım eder ve onları yönlendirerek istenmeyen durumların ortaya çıkmasını engeller. Öğretmen öğrencileri kontrol ederken, aynı zamanda onların ne derece ilerlediklerini de öğrenir.
5- Kurallar Belirlemek: Sınıf içinde istenmeyen davranışları önleyici en önemli önlem kurallar oluşturmaktır. Öğrenciler kurallara ihtiyaç duyarlar ve neyin, neden beklendiğini bilmek isterler. Kuralları kaldırmaya çalışan öğretmenler karışıklık ve dağınıklık gibi sorunlarla karşılaşırlar. Kurallar önceden oluşturulursa ve gerekli durumlarda öğrencilere hatırlatılırsa, istenmeyen davranışlar azalır. Uzun ve sık öğütler vermek, kendilerini suçlu hissetmelerine, kızgınlık ve düşmanlık duymalarına neden olabileceği için, bundan kaçınmak gerekir.


Disiplin, çocuk eğitiminin kritik bir parçasıdır. Disiplinin alaka alanı ise davranışı etken bir biçimde ele almaktır; bu nedenle disiplin çocuğun psikolojisinde ve çocuk gelişiminde kritik rol oynar. Okul ve sınıf disiplininin en önemli parçası, eğitimcilerin kendi disiplin anlayış ve uygulamalarıdır. Öğretmenler ve yöneticiler, öğrencilerinde görmek istedikleri davranışları, önce kendileri göstererek onlar için iyi bir rol modeli oluşturmalıdır. Okulun önemli işlevlerinden biri, öğrencinin kişilik gelişimini sağlamaktır. Bu durumda öğretmenin görevi, öğrencilerin sağlıklı seçimler ve tercihler yapmalarına yardım etmektir. Yani her öğrenciye, gerçekleştirmek istediği eylemi seçme, sonuçlarına katlanma ve sorumluluk üstlenme fırsatının sağlanmasıdır. Öğrencilerin her sorununa müdahale etmek yerine, kendi sorunlarını çözme konusunda destek verilirse, onların bağımsız iş görebilme ve yaratıcılık becerileri de geliştirilmiş olur. Kendine güvenen öğretmen, öğrenciye ceza vermekten çok, ona kendi davranışlarının sonuçlarını kabullenmesini öğretir.


MRT
16
OKUL YÖNTİCİLERİ,LİDERLİK VE DEĞİŞİM

OKUL YÖNTİCİLERİ,LİDERLİK VE DEĞİŞİM 

Kaliteyi artırma ve hizmetleri yaygınlaştırmaya dönük artan talepler beraberinde yeni okul yöneticiliğini öne çıkarmıştır. Okul yöneticileri artık okul liderleri olmak ve daha fazla inisiyatif almak zorundadırlar.Sistem,onlara bu yeterlilikleri kazandıracak mesleki gelişme ve yetişme olanakları sunmalı,onların hata yapmaya dayalı öğrenmelerini bir dereceye kadar hoş karşılamalıdır.Okul yöneticilerinin değişimi anlayabilmeleri ve yönetebilmeleri gerekmektedir.Etkili değişimi yakalayabilmeleri için de dönüşümcü liderliğin aktif rolüne uyum sağlamaları gerekmektedir.Okul yöneticisi,çalışanlarını motive etmeli,destekleyici bir kültür yaratmalı,ortak grup vizyonu geliştirmeli, etkin eğitim programları geliştirmeli,olumlu bir öğrenme çevresi oluşturmalı,yüksek performansa özendirmeli ve sonuçlardan öncelikle sorumlu biri olarak insan kaynaklarını en etkili biçimde kullanabilmelidir.Çok kültürlü bir yapıda hiyerarşik karar alma yerine, okul yöneticilerinin, çeşitli birey ve gruplara danışarak fikir birliğine ulaşmaları beklenmektedir.Stratejik planlama ve bireyin kendi değişimine ilişkin gündemi hazırlama kapasitesi önemli hale gelmiştir. Böylesine yüksek değişim hızının yaşandığı bir ortamda okul yöneticiliği hem zor hem de karmaşık bir uğraştır.Okul yöneticisi, değişime direnme yerine, yeni durumla gelen fırsatları görerek,koşulların gerektirdiği değişim ve yenileşmeyi kolaylaştırmalıdır. Bilgiyi yönetme,sezgiyi kullanma,ikna etme ve sürekli öğrenme becerilerine sahip olmak okul yöneticisinin diğer önemli özellikleri arasında yer almaktadır.Okul yöneticisinin imajı 1980lerden bu yana kapı bekçisi olmaktan, öğretim lideri” olmaya doğru değişim göstermiştir. Yöneticilik artık otorite ve güç kullanmaktan çok, disiplinli çalışmak ve sorumluluk üstlenme mesleğidir. Bugün eğitimde gelinen nokta bize tepkisel değil, sezgisel davranmanın önemini kavratmıştır. Problem ortaya çıkıp, bütün sonuçlarını gösterdikten sonra değil, daha meydana gelmeden çeşitli belirtilerden onun gelişini kestirebilmek önemli hale gelmiştir. Okul yöneticisi, hareketli bir çevre ve yüksek değişim ortamında, amaçları kontrol edebilen, güçlü sezgiye sahip olan kişi olarak öne çıkmalıdır.Yeni süreçte okul yöneticilerinden,çalışanlarını belli hedefler doğrultusunda harekete geçirmeleri beklenmektedir.Liderliğin ön koşullarından biri, insanları heyecanlandıracak ortak ve paylaşılan bir vizyon etrafında toplamak ve bu vizyonu hayata geçirebilecek stratejileri geliştirmektir.Artık okul yöneticisinin rollerinin, dar anlamda belli yeniliklerin uygulanmasını etkilemekten, okulda değişmeye liderlik etmeye doğru değiştiği görülmektedir.Bu,bir anlamda yönetim ve liderliğin farkıdır. Liderlik, misyon, güç işe odaklanma;yönetim ise planları desenleyip gerçekleştirmek, işleri yaptırmak ve insanlarla etkili biçimde çalışmaktır. Liderlik, bir vizyonu aktarma,ortak sahipliği başarma ve gelişimci planlama ile ilgilenirken; yönetici,kaynak sorunları ile ilgilenir ve eşgüdümlü çalışma için çaba harcar.Değişim sürecinde okul liderleri, vizyon geliştirme ve bunu herkesle paylaşma görev ve sorumluluğu üstlenecektir. Vizyonun en değerli yararlarından biri bir mıknatıs gibi hareket etmesidir;o,insanları çeker ve bir araya getirir.Vizyon, gelecekte ulaşmayı çok istediğimiz bir durumun,varmak istediğimiz noktanın resmidir.Vizyon, birlikte geleceğin resmini çizmek ve resmin birlikte çizildiğini hissettirmektir. O güçlü bir gelecek duygusudur.Bugünün olanaklarını aşarken,aynı zamanda bugünü yarına bağlayan entelektüel bir köprü,geçmişi haklı çıkarmak için değil,geleceğe bakmak için oluşturulan bir temeldir.Vizyon sahibi liderlerin birlikte çalışmayı olanaklı kılan kapsamlı bir davranış repertuarına sahip olduklarını; bu liderlerin,temel konulara odaklanarak, etkili iletişim kurarak, değişime uyum sağlayarak,kendilerine ve başka insanlara dönük saygılarını geliştirerek ve makul ve ölçülü riskler alarak okul vizyonunun gerçekleşmesini sağlayan bir çevre yarattıklarını ileri sürmektedir. 

 


Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın