Birgo

MRT
16
OKUL YÖNTİCİLERİ,LİDERLİK VE DEĞİŞİM

OKUL YÖNTİCİLERİ,LİDERLİK VE DEĞİŞİM 

Kaliteyi artırma ve hizmetleri yaygınlaştırmaya dönük artan talepler beraberinde yeni okul yöneticiliğini öne çıkarmıştır. Okul yöneticileri artık okul liderleri olmak ve daha fazla inisiyatif almak zorundadırlar.Sistem,onlara bu yeterlilikleri kazandıracak mesleki gelişme ve yetişme olanakları sunmalı,onların hata yapmaya dayalı öğrenmelerini bir dereceye kadar hoş karşılamalıdır.Okul yöneticilerinin değişimi anlayabilmeleri ve yönetebilmeleri gerekmektedir.Etkili değişimi yakalayabilmeleri için de dönüşümcü liderliğin aktif rolüne uyum sağlamaları gerekmektedir.Okul yöneticisi,çalışanlarını motive etmeli,destekleyici bir kültür yaratmalı,ortak grup vizyonu geliştirmeli, etkin eğitim programları geliştirmeli,olumlu bir öğrenme çevresi oluşturmalı,yüksek performansa özendirmeli ve sonuçlardan öncelikle sorumlu biri olarak insan kaynaklarını en etkili biçimde kullanabilmelidir.Çok kültürlü bir yapıda hiyerarşik karar alma yerine, okul yöneticilerinin, çeşitli birey ve gruplara danışarak fikir birliğine ulaşmaları beklenmektedir.Stratejik planlama ve bireyin kendi değişimine ilişkin gündemi hazırlama kapasitesi önemli hale gelmiştir. Böylesine yüksek değişim hızının yaşandığı bir ortamda okul yöneticiliği hem zor hem de karmaşık bir uğraştır.Okul yöneticisi, değişime direnme yerine, yeni durumla gelen fırsatları görerek,koşulların gerektirdiği değişim ve yenileşmeyi kolaylaştırmalıdır. Bilgiyi yönetme,sezgiyi kullanma,ikna etme ve sürekli öğrenme becerilerine sahip olmak okul yöneticisinin diğer önemli özellikleri arasında yer almaktadır.Okul yöneticisinin imajı 1980lerden bu yana kapı bekçisi olmaktan, öğretim lideri” olmaya doğru değişim göstermiştir. Yöneticilik artık otorite ve güç kullanmaktan çok, disiplinli çalışmak ve sorumluluk üstlenme mesleğidir. Bugün eğitimde gelinen nokta bize tepkisel değil, sezgisel davranmanın önemini kavratmıştır. Problem ortaya çıkıp, bütün sonuçlarını gösterdikten sonra değil, daha meydana gelmeden çeşitli belirtilerden onun gelişini kestirebilmek önemli hale gelmiştir. Okul yöneticisi, hareketli bir çevre ve yüksek değişim ortamında, amaçları kontrol edebilen, güçlü sezgiye sahip olan kişi olarak öne çıkmalıdır.Yeni süreçte okul yöneticilerinden,çalışanlarını belli hedefler doğrultusunda harekete geçirmeleri beklenmektedir.Liderliğin ön koşullarından biri, insanları heyecanlandıracak ortak ve paylaşılan bir vizyon etrafında toplamak ve bu vizyonu hayata geçirebilecek stratejileri geliştirmektir.Artık okul yöneticisinin rollerinin, dar anlamda belli yeniliklerin uygulanmasını etkilemekten, okulda değişmeye liderlik etmeye doğru değiştiği görülmektedir.Bu,bir anlamda yönetim ve liderliğin farkıdır. Liderlik, misyon, güç işe odaklanma;yönetim ise planları desenleyip gerçekleştirmek, işleri yaptırmak ve insanlarla etkili biçimde çalışmaktır. Liderlik, bir vizyonu aktarma,ortak sahipliği başarma ve gelişimci planlama ile ilgilenirken; yönetici,kaynak sorunları ile ilgilenir ve eşgüdümlü çalışma için çaba harcar.Değişim sürecinde okul liderleri, vizyon geliştirme ve bunu herkesle paylaşma görev ve sorumluluğu üstlenecektir. Vizyonun en değerli yararlarından biri bir mıknatıs gibi hareket etmesidir;o,insanları çeker ve bir araya getirir.Vizyon, gelecekte ulaşmayı çok istediğimiz bir durumun,varmak istediğimiz noktanın resmidir.Vizyon, birlikte geleceğin resmini çizmek ve resmin birlikte çizildiğini hissettirmektir. O güçlü bir gelecek duygusudur.Bugünün olanaklarını aşarken,aynı zamanda bugünü yarına bağlayan entelektüel bir köprü,geçmişi haklı çıkarmak için değil,geleceğe bakmak için oluşturulan bir temeldir.Vizyon sahibi liderlerin birlikte çalışmayı olanaklı kılan kapsamlı bir davranış repertuarına sahip olduklarını; bu liderlerin,temel konulara odaklanarak, etkili iletişim kurarak, değişime uyum sağlayarak,kendilerine ve başka insanlara dönük saygılarını geliştirerek ve makul ve ölçülü riskler alarak okul vizyonunun gerçekleşmesini sağlayan bir çevre yarattıklarını ileri sürmektedir. 

 


MRT
16
ÖZGÜVEN NE DEMEKTİR?

ÖZGÜVEN NE DEMEKTİR? 
Özgüven bir çocuğun kendisine yönelik iyi duygular geliştirmesi sonucu kendisini iyi hissetmesi demektir. Başka bir değişle kendisi olmaktan memnun olması ve bunun sonucu kendisi ve çevresiyle barışık olması demektir.Çocuk nasıl bir ortamda kendisini değerli hisseder ve özgüveni olur? Çocuğunuz kendisini değerli hissetmesinde rol oynayan etkenler.Daha ilk yaşlardan, çocukların kendilerine yönelik iyi duygular geliştirmeleri, hayatlarındaki önemli insanlar (anne-baba, öğretmen ve diğer büyükleri, ilerleyen yaşlarda arkadaşları) tarafından nasıl değerlendirildiklerine bağlıdır.Büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen,göven duyulan ve sorumluluklar verilen,iyi yaptığı şeyler için övülen, gurur duyulan, yaptıklarında hataya yer verilen ve olduğu gibi kabul edilen çocuğun kendisine özgüveni olur.Buna karşılık sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değerli hissetmez ve özgüveni olmaz. Kendisini değerli görmeyen (özgüveni olmayan) çocuk yaşadığı aile, çevre, okul ve toplum içinde problemlere sebep olur.
Çocukların özgüvenlerini sağlamak için yapılacak şeyler 
1 . Var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu onlara hissettirin.Onlara olan sevginizin başarı ya da başarısızlıklarına bağlı olmadığını, var olmalarının sizin için ne kadar önemli olduğunu ve ne olursa olsun onları daima seveceğinizi söyleyin. 
2 . Kendilerine olan özgüvenlerinde sarsıntı gördüğünüz an harekete geçin.Unutmayın kendine özgüven duymak kendini beğenmişlik ya da kibirlilik demek değildir.Özgüven sadece olduğu gibi kabul edilmiş olmanın verdiği kendini rahat, iyi ve güvenlik içinde hissetmekdir. Başarısı ile şımaran, kibirli davranışlar gösteren çocuğun kendisine olan özgüveni yok ya da düşük demektir. 
3 . Çocuğunuzun gerçek özgüveni sağlamasında yardımcı olun.Çocuğunuzun zayıf yanlarını görmezlikten gelmeyin, dürüst olun, ama onları eleştirmeyin.Çocuklar kendilerindeki eksiklikleri ve kusurları kabullenmelidir. Bunun yanı sıra iyi ve kuvvetli oldukları yanları ile gurur duyabilmelidirler. 
4-Çocuğunuza kendisine has yeteneklerini ortaya çıkartmasında yardımcı olun,çocuklar birbirlerinden farklıdır. Her çocuğun farklı özellikleri ve yetenekleri vardır. Hepsinin başarılı olduğu alanlar değişiktir. Çocuklarınıza kendi ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda faaliyetlere katılma imkanı sağlayarak onların araştırmaları ve yeni şeyler keşfetmeleri için destekleyin. Böylece kendilerinde var olan yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayarak kendilerine göven duymalarını sağlamış olursunuz. 
5-Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin sizin için ne kadar önemli ve değerli olduğunu gösterin.Katıldıkları faaliyetleri ve ilgilendikleri şeyleri sorun, okulda katıldıkları faaliyetlerin gösterilerine gidin. İlgilendiği şeylerle ilgili okuduğunuz bir yazı ya da resmi onunla paylaşın. 
6-Evinizde herkesin birbirine güveneceği bir ortam oluşturun.Duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını aile fertleriyle rahatca paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar."Söylediğin kadar da kötü değilmiş" ya da "Geçer canım merak etme" şeklinde cevap verme yerine,onların duygu ve düşüncelerini ciddiye alın. 
7-Çocuğunuza kendi davranışlarınızla örnek olduğunuzu unutmayın.Çocuklarınıza, onlarda görmek istemediğiniz davranışlarda bulunmayın. Unutmayın çocuklar size sizin onlara davrandığınız gibi davranacaklardır. Sinirlenip onlara bağırdığınızda, kızınca bağırmanın normal olduğu mesajını verirsiniz. 
8-Beklentileriniz çocuğunuzun seviyesinde olsun, onu aşacak beklentilerden kaçının.Her çocuğun farklı yapabilme kapasitesi ve seviyesi vardır. Çocuğunuzun birşeyi yapamayacağını bildiğiniz halde bunu ondan bekleyip sonunda hayal kırıklığı yaratmayın. Ulaşabilecekleri hedefler amaçlayıp başarılı olmalarını sağlayın. 
9-Çocuklarınıza sorumluluklar verin kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuklar kendilerini yararlı ve önemli hissederler. 
10-Sadece çok özel yetenek ya da başarılarına değil herşeyine değer verdiğinizi ve taktir ettiğinizi belirtin.Küçük bile olsa yaptığı güzel birşey ya da davranışı için onu övün ve bunun ne kadar önemli olduğunu belirtin. 
11-Ne yaparlarsa yapsınlar onları bağışlayın ve sevgi ile emniyette olduklarını hissettirin.Çocuklarınızı disiplin edin ama bunu hiç bir zaman sinirle ve katı kurallarla yapmayın. Onları disiplin etmeniz katı kurallarla katı cezalar verme şeklinde olmasın. Çocuklar adaletsiz davrandığınızda bunu çok iyi bilirler. Onların güvenini sarsmayın. 
12-Birlikte vakit geçirin.Ortak yapacağınız faaliyetler bulup birlikte zaman geçirin. 
13-Onların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunun "Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim" ya da " Bak bu aklıma gelmemişti bu konudaki fikrini çok beğendim" gibi sözlerle onların katkılarına değer verdiğinizi gösterin. 
14-Çocuğunuzla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karekterini eleştirmeden tartışın.Çocuklar kendileri ile ilgili problemlerde kendilerine saldırılıp eleştirilmeden konuşulduğunda bu problemi çözmek için çaba sarfederler. Onun karakterine değil yaptığı şeye hitap ederek konuşun.Önemli olan geçmişte ne olduğu değil şimdi ne yaptığınız! Birçoğumuzun, sahip olduğumuz potansiyeli kullanamamasının başlıca nedenlerinden birisi, çok değerli zamanımızı geçmişte ne olduğunu düşünerek geçirmemiz. Şu anda yaşamakta olduğumuz anları, artık üzerinde bir şey yapamayacağımız şeyleri düşünerek geçiriyoruz.
Geçmişte olanların iyi yada kötü, yararlı yada zararlı olması önemli değil, bu olanları değiştirmek için şimdi yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Geçmişte olanlarla yapabileceğiniz en iyi şey, her birinden bir şeyler öğrenebileceğinizi anlamanızdır. Böylece, geçmişte yaşadıklarınızı, bugün daha iyi kararlar vermek ve daha doğru hareket etmek için kullanabilir ve böylece hedefleriniz ve hayallerinize doğru ilerleyebilirsiniz. Geçmişteki hatalarınız ve deneyimlerinizden ders almazsanız, bu sefer daha da kötü sonuçlara yol açabilecek bu şeyleri büyük olasılıkla tekrar yaparsınız.Size zararı en çok dokunacak şeylerden birisi, ders almadığınız için geçmişteki hatanızı tekrarlamaktır.Tabii ki hata yapacaksınız. İnsan, hata yaparak öğrenir ve olgunlaşır. Unutmayın ki, Thomas Edison, ampulü keşfetmeden önce 10.000'den fazla denemede bulunmuştur. Edison, ders aldığı sürece hata yapabileceğini biliyordu. Edison yaptığı hatalardan ders almayıp, bir şeyler öğrenmeyip, ilk yaptığı birkaç hatayı 10.000 kez tekrarlasaydı, bugün ne durumda olacağımızı düşünebiliyor musunuz?
Büyük ihtimalle hala kandil yada mum kullanıyor olacaktık, değil mi?

Size vermek istediğim asıl mesaj şu:

1. Geçmiş, geçmişte kalmıştır ve bir daha geri dönmemek üzere gitmiştir, geçmiş için, sadece sizin değil, hiç kimsenin yapabileceği bir şey yoktur.
2. Şimdiki yaşamınızı değiştirebilecek tek şey, yaptıklarınızdır. Bu yüzden, size geçmişte yaşadıklarınızı incelemenizi, her birinden bir şeyler öğrenip, gerekli dersleri çıkarmanızı ve gelecek hayallerinizi yaratmak için bugün harekete geçip, yeni bir şeyler yapmanızı öneriyorum.Biliyorum, söylemek, yapmaktan kolay. Belki şöyle diyorsunuz kendinize, "Geçmişte bana yaptıklarını unutmam mümkün değil." Nasıl hissettiğinizi anlıyorum. Fakat biliyor musunuz ki? 
Geçmişin başınızı hala bu kadar çok ağrıtmasının en önemli nedenlerinden birisi, onun hakkında çok düşünmeniz.Görüyorsunuz ya, bir şey üzerinde ne kadar çok yoğunlaşırsanız o şeyi yaşarsınız. Sürekli istemediğiniz şeyler üzerinde yoğunlaşıyorsanız, istemediğiniz şeyler başınıza gelecektir. İstediğinizi elde etmek için atacağınız ilk adım, yapıcı olmak ve çok istediğiniz şeyler üzerine yoğunlaşmak. Bunları yaparak kısa zamanda, istediklerinizin büyük bölümüne ulaşacaksınız.Gerçekten hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, şu görüşü benimseyin
"Önemli Olan Geçmişte Ne Olduğu Değil, 
Şimdi Ne Yaptığınız!" Hayatınıza, size güç veren bu yeni görüş ile bir kez bakmaya başladığınızda, eğer bunu daha önceden yapmadıysanız, hayatınızdaki çok olumlu, hatta önemli ve ciddi değişiklikleri hemen fark edeceksiniz. etkili görüşü öğrendikten ve hayatımda kullanmaya başladıktan sonra, hemen daha mutlu ve daha tatmin edici bir hayat yaşamaya başladım. Çünkü, herhangi bir nedenle olmuş olaylara sinirlenmek yerine, her bir olaydan bir şeyler öğrenip, dersler çıkarabileceğimi kabul ettim ve arzuladığım geleceği oluşturmak için bu olaylardan öğrendiklerimi kullandım.Siz de aynısı kesinlikle yapabilirsiniz!
İçten sevgilerimle,

Sizinle Tony Robbins'in şu sözünü paylaşmak istiyorum:"Bugün anlıyorum ki, geçmişteki tüm başarısızlık ve kızgınlıklarım, şimdi yaşamaktan hoşlandığım yeni yaşam düzeyimi oluşturan bakış açımın temelini oluşturmuşlar." Sevgili anne - babalar, geçmişte ve şimdi yaşadığınız zorluklar, gelecekteki başarınızın temelleridir. Bu yüzden, geçmişte olanlara kızmak ve öfkelenmek yerine, hedefleriniz ve hayallerinize ulaşmanıza yardım etmesi için bu yaşadıklarınızdan bir şeyler öğrenmenin bir yolunu bulun.Hoşça kalın.


MRT
16
YAŞAM VE SORUMLULUK

Hayatınızdan Sorumlu Olduğunuza İnanmıyorsunuz

O Halde, Hayatınızdan Kim Sorumlu?
Üzerinde en çok kontrole sahip olduğumuz kişinin, kendisine en az güvendiğimiz kişi yani KENDİMİZ olması ilginç, değil mi?
Ulaşmak istediğimiz başarıdan sorumlu olan kişi, anneniz yada babanız, erkek yada kız kardeşiniz, patronunuz yada iş arkadaşınız değil, aynada gördüğümüz kişi. Geleceğinizin nasıl olacağına bir tek siz karar verebilirsiniz. Bu yüzden kendinize bir şans verin.Gelecek, beklediğinizi getirir.


Kendi hayatınızın kontrolünü ele geçirmek, zor bir şeymiş gibi geliyorsa, o halde, hayran olduğunuz birisinden ihtiyacınız olan güveni alın. Hayran olduğunuz kişi gibi davranın, kısa bir süre sonra, etrafınızdaki insanlar, size, hayran olduğunuz kendine güvenen kişi gibi davranacaklardır.Bu güzel tepkiyle, kendi özgüveninizi kurmaya başlayacaksınız. Bir kariyer değişikliği yapmaya ihtiyacımın olduğuna karar verdiğimde, kariyer yapmak istediğim alanda benden daha önce başarılı olmuş olanlardan ihtiyacım olan güveni ödünç aldım. Şimdi bulundukları yerlere gelmek için yaptıklarını yaparak, onların öğrendiklerinden ve deneyimlerinden yararlanabilirim. 


Hiçbir şey size, öğrenmek ve öğrendiği uygulamak gibi özgüven kazandırmaz. Hepimiz, kimsenin sahip olmadığı özel bir yeteneğe sahibiz. Yeteneğimizi bulup, onu çok iyi bir hale getirmek ve yeteneğimizin, tüm eksik noktalarımızı daha iyi bir duruma getirebilmesi bize bağlı. Ben, iyi bir konuşmacıdan çok, iyi bir dinleyici olduğumu keşfettim. Bir sünger gibi tüm konuşulanları emdiğimi fark ettim. Daha sonra, bu benim özsaygımı artırdı ve artık herkesle konuşabiliyorum.Çocukken kaçımız normal birisi olmanın hayalini kuruyorduk? Pek çoğumuzun böyle hayaller kurmadığını tahmin ediyorum.Hayallerimizi gerçekleştiremediğimiz için kimi suçluyoruz? Başkalarının tercihlerinin bizim gerçeğimiz olmasına izin vermemeliyiz.Düşünme tarzımızı değiştirmek için çok geç değil.Büyürken edindiğimiz alışkanlıklar, kolayca unutulabilir. 


Çocukken sahip olduğunuz yaşama tutkusunu tekrar kazanmalısınız. Hayallerinizin peşinden koşmak için asla çok geç değildir. Bir zamanlar, hep aynı biçimde yaşayacağımı düşünürdüm, ta ki bana önem veren birisi şunları söyleyen dek, Kendine bir şans ver ve bir birey ol. Eğer arkadaşım bana güveniyorsa, peki, neden ben kendime güvenmeyeyim? Pozitif olmaya yönelik yapılan bilinçli bir çaba, pozitif hareketle sonuçlanacaktır. Bu hareketle birlikte, bir birey olmaya uzanan güven gelir, çünkü gelişiyorsanız, büyüyorsunuz demektir. Gelişmeye elinizden geldiğince devam edin. 


Yaşayacağınız özgürlük, hayatınızda yaşayacağınız hiçbir şeye benzemez. Kendine güvenli kişiler, sürekli gelişirler. Büyük şirketlerin başkanları ve önde gelen yöneticilerinin ilgilerini nasıl çekip, onlarla nasıl konuştuğum hala beni şaşırtıyor. Daha birkaç yıl önce, böyle bir şeyi yapabilecek bir durumda değildim. Herkesin eşit ve aynı olduğunu öğrendim. Hepimizin korkuları aynı. Sadece korkularımızın bizi ele geçirmesi izin vermeyelim.Yapabileceğiniz en tehlikeli şey, kendinizi geliştirmeyi bırakmaktır. Neden kendinizi geliştirmekten vazgeçiyorsunuz ki? Gökyüzüne uzanmaya devam edin, çünkü önünüzdeki tek sınır o.Sonsuza dek yaşamayacaksınız. Hayatın tadını çıkarın. Hayatı tam anlamıyla yaşayın. 
İyi yolculuklar.


 


MRT
16
HASRET KUŞANACAKSIN HER SEHER VARGİNİS’İN YAMAÇLARINA

HASRET KUŞANACAKSIN HER SEHER VARGİNİS’İN YAMAÇLARINA 

Sevdam,size mavinin kıyısındaki bahar düşsün.


Uykularıma yakışan düşlerimde, tuvallerde dünya sevdalarına uyarlanmış inanç çizgileri ve dikiz aynasında şakülü kayan portre..Yüzünün ödünç aldığı gözlerim, yıllardır deniz ülkesi işgalleri yaşıyor. Göğsümde sakladığım pelesenk yalnızlığı takatimi tüketiyor. Sen gelmiyorsun. çoğalan kederlerime devrediyor boğazımdaki hıçkırık düğümlerini. İkindi aydınlığına uzanıyor tılsımı yitik bakışlarım., yıldızları çalınan gökyüzüme bakıyorum. Yakalayamadığım yıldızlar ellerimdeki utancıma akıyor. Ve mor menekşe terkisindeki hüznüm her seher beyaz bir gül düşüyor sevginin kaybolan enkaz kalıntılarına. Hayat dediğimiz nedir ki sayılı üç nefes iki tebessüm ,bir vuslat haber verilen ateşim mevsimler artığı hıçkırıklarım içli bir şarkıya emanet.Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam, isyan kokar çığlıklar, akar fırtına.,yağmur buğusu kirpiklerinde..Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,diyeti ödenen aşklar solar saçlarında,Ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,hüznümü paylaştığım leylaklar solar, ne zaman ikindi yağmurlarına yakalansam,yüreğimde yitik bir havar yükselir.. Sen gittiğinde, neler götürüyorsun bende, farkında mısın.?Miadı dolmuş sevdaların, çarmıha gerildiği yerde,ırgat gülüşlerinde saklı olan, bahtımın garipliğini götürüyorsun..

Sırtımda yokluğunun rüzgarı., ufkumda göz ardı edilmeyen amellerin bilinci, isyanda gecelerim, çıplak şafaklar,nisan yağmurlarının özendiği, iç ağlamalarımı götürüyorsun. Aranan yıldızların, gözlerindeki buluntusunu götürüyorsun.. Ay ışığıyla örtülü kabuslarım, görünmüyor uykulara,kaç nefes kaldı ki sana,. kavuşmalara... Sen bende, gizemli fotoğrafındaki, üşüyen sokaklarımı götürüyorsun.. Damlayan yıldızlara saklanıyor hüznüm,yürek çeperime vuran, sarı karanfil kırıklığımı götürüyorsun..Sen, üşüyen nağmelerimdeki, dudak sıcaklığını götürüyorsun... Sen., yaşama yenilmiş kavgamdaki, sağılan umutlarımı götürüyorsun....Sen bende, sevgili kokusundan avare, sürgündeki gönlümü götürüyorsun.Hüznü yüklen bu gece, gözlerinin perde aralığı tebessümünde vurulan, gönlümü alıp, birazdan gideceğim. Bir çöl busesi konacak güvercin yalnızlığına,yaz ateşine,bir kış serinliği taşıyan mısralarla,tel örgülü duygular gelecek misafir,militan gecelerimden.Hasret kuşanacaksın her seher., duvar dibine dizilmiş ırmaklar ağlayacak...Arayanlar beni senin gözlerinde bulacaklar,adım kalacak serap kapısı dudağının eşiğinde, bir tarafı çürümüş hatıralar geçecek, kırık omuzlu bulvarlarında. Koridor seherlere sığmayan kardelen kokusu haykırışlarımı.

Sen ağırlıklı düşüncelerden beyin ahşabımın ağardığını yazmak birde vurgun yemiş gökyüzü gönlümü.El değmemiş bir kavlin çıplak şafağında, bizi bırakıp gitmeden önce, ayakta alkışlanan ıtır kokulu sevdalar taşırdık, umutlarımızı süsleyen, düşerdi tarihe şerh, saltanatlar dağılırdı günübirlik darağacı kurulurdu Piran’ın yamaçlarına...Bilemezdik, tütün tabakalarına kitlerdik kimliksizliğimize yaktığımız kılamları, efkara inat.çatardık kaşlarımızı kahpe gülüşlere, kıvamını bulmayan öfkeler kuşanırdık.Bahar kokulu yanlarınızla geçerdiniz göz mesafemizden, kalp atışlarımız hızlanırdı,ağıtlarda geçerdi isminiz tüm sokaklarımız vurulurdu.siyahın en sığ koynunda.Deniz mavisi hasretler yüklenirdik ikindi vakitleri,vurgun yemiş nevruz kırıklığında,karanfil damıtan yanılgılarımızın yanında, inadına yorgunluk giyer susardık. Siz çıra daldasın da gelirdiniz düşlerimize, biz ise ay karanlığında el sallardık ayrılığın hüznüne. Karanlığında ihtilallerimizi saklayan firari gecelerimiz vardı, bizi sana mecbur eden.Avuçlarımızdan dökülen gökkuşağı sevdanın kekiğe banıldığı yerdeyiz ,çiçek açan gönül sayfamızda;Anlımızda delikanlı övgülerin nişanesi ve gül yaprağında meltem yeli düşlerimiz.

Gözlerine asılı olan sevdamla beni hasret mahkumu , yenik düştüğüm yarınlardaki bakışlarım. Ve kalakalmışlığımın esaret prangaları yerli yerinde umutlarımın düğünü için yürek kiralıyorum.Varlığında ilkbahar çiçeklerindeki ağıdım , yokluğunda solan hasret çığlıklarım. Sevdan ağırlıklı bedenim gönüllü hamallığına namzet gözlerimden yüreğimin arasına ülkeler gibi düşen yokluğun . Her taraftan kuşatılmış , karanlığın çehresi karanfillere takılı siluetinle buluşuyor ve vizesi vuslat olan bir sevdam...Ve yüreğinin eşiğinde buse mühürlü çığlıklar.ağıt yakılası düşlerimde susma zamanı duygular hazan. Heybemde yoldaşların yarına umut tanyeri ışıklı bakışları.Sen soluk al sevda denizinden ki her cemrende bahar yaşansın..Ellerimde hasretin süzülsün yüreklere..Saklı kalsın nağmelerde hüznüm..Bekle bir darağacı düşüşü ağlayayım..Ve ben maviyi sana miras bırakayım..Gözlerinin mevsimine takılıp kaldı ömrüm.Kaç mutluluğum var ki, iz bıraktı acılarım,soldu çeyizlik nakış renklerim. Koydum barikatları gönlümün kıyısına,düşüldü kayıtlardan sevdan..Geçti ayrılığın rüzgarı, üşüdü dallarım, ağlamadım sana çıkan tüm yolları tuttum. Yağmurlar ağladı geçtiğin yerlerde, üşüdü bakışlarım eğildi bahar..,aldırmadım....Düşlere hançer oldum el etek çekilen tenhalarda, vuruldu bir resim eşgali belirsiz.., bir gül soldu dalından,yetim kaldı yanağım..

Çıkmadım yağmurlara,soldu yakamdaki mor leylaklar, kaldı ensemde yokluğunun soluğu ve düştü omuzlarıma kınından süzülen ayrılığın mahşeri. Sürgit yıllarımda kalan bir nişanla ,yokluğuna açılan seherlere sana aşina olan mevsimlere,duruşumda deli pınarlarda kuşandığım zarafet ışık saçan bir kandil içimize asılsa, gam kirpiklerinin ihanet gamzesinde varsın yitik bir enkaz olsun gönlüm.Işık demetinde oluşan gözlerinde,yaşanmadan tüketilmiş,ümit artığı hüzünler var..Saklı göz yaşlarımda sen,mor menekşe kırıklığında ben, sensizliğe açılan sevda bahçelerinde ağıtlar yakılıyor şimdi. Gönüllerde hüzün , şarkılar mahzun güllerde yas matemi vuslat düşleri yanında bir soluk Hayat avareliği bendeki,.sen uyanmadan yanağındaki gamzeye sığınan gözlerim.Ben ki sorgulanan aşk celselerinin gri pencerelerinde yitirdim seni.Varsın sesleri buruşuk hayat özlem kapılarının aralığında kalsın.Bırak mantıklı olmayı,biz seninle düşsel bir sevdada değil miyiz. 

 


MRT
16
GİDENLER YOK BU SAYFASINDA HAYATIN

GİDENLER YOK BU SAYFASINDA HAYATIN 

Yokluğunun ayazında gülüşlerini üzerime bir çarşaf misali örttüğüm gecenin en karanlık zamanında yazıyorum bu satırları sana. Yokluğuna inat varlığının huzuruyla seni" sana "yazıyorum. Satırlarımdaki umutsuz çığlıklara bakıp sana sitem ettiğimi düşünme sakın.Yokluğunu farkettiğim anda hissetim o büyük yalnızlığımı.Hayatın sıkıcılığını. Sensizlikmiş yüreğimi acıtan tek belirsizlik, seni özlemek,kalbin kalbimin yanında çarparken,ellerin avuç içlerimin teriyle ıslanırken,gideceğim dediğinde gözlerindeki hüzünlü bakışlara daha fazla dayanamayıp, telaşlı ve kaçamak cümlelerle biraz daha yanımda kalmanı sağlamak için senin de bildiğin bahanelerle seni avutmaya çalışmaktı.Hep gitmelere gidememelere mahkum senin yüreğin ve gidişlerin dönüşlerin oluyor aslında farkında mısın? Gidenler yok bu sayfasında hayatın. Çünkü gidenlerin neden gittiğini, sorunların neden olduğunu bilmiyoruz. 

Sen farkında değilsin ama yanımdasın gene de.Bir gülüş olup yanağımda,ağladığımda gözyaşımsın ve sevgilim işte kalem olup yazdığımsın.Yalnızdım.Yalnızlık zordur be.Tükenirsin,bitersin.İç çekip, hüzünlenirsin.Yalnızlık, hasrettir,özlemektir,sevmektir, acı çekmektir.Yarınımı hasretine gömdüm,eskiler yenileniyor sanki,ben sen gülerken öldüm,gülüşüm gözlerinde sanki.Savurdum rüzgarları kanatlarına,ruhum bedeninle uçuyor sanki,gökyüzü gel diye çağırıyor sanki.Tutuyordum yüreğini yangınlarda.Bir dağ yamacını çiz kalbine, ben gözlerine yaslandım dokunamazsın,beni sürgünlere gönderdiğin o karanlık gecenin güneşli sabahından beni kişiliğimle karşı karşıya getiren ve sonrada hayata karşı yenik düşen anlamsızlığının bendeki eriyip giden parçacıklarına. Gelecektin,biliyorum.Saçlarına baharları, gözlerine yıldızları doldurup dönecektin ayazların elini kolunu sallayarak gezindiği zemherilerde dudaklarının üşümüşlüğüne bir yudum alevi serebilmek için devasa yangınları sırtlamıştım yüreğimin kamburuna.Gece vardiyasından yorgun dönen yıldızların kirpiklerinde dinlendiği o meleksi yüreğini kim kıskanmamak ahmaklıktır. Biliyorum bir yağmur sonrası üzerine gökkuşağını giyinip kurak toprağıma süzüleceksin.Ah yüzündeki gülüşleri cennetin güllerine benzeyen canım göz bebeklerime göz yaşlarını ve kalbime ayrılıkları miras bıraktın.Ah gözlerindeki ışıltıyı yıldızların kıskandığı canım; yanılgılar yalnız yaşanırdı ve sen her zamankinden daha çok yoktun.Sensizliğin hiçbir türüne alışamadığımı bilirdin,ama yoktun. Her zamankinden daha çok yoktun ve benim sana vurulduğumda kesilmemiş cezalara karşı nasıl savunmasız olduğumu bilirdin. 


Tanımlanmamış yenilgilerimde yaşayamazdım iflasını gözlerimde.Kim bilir hangi mevsimlerde unutulmuş bir şarkıydı dudaklarını kanatan.Yanlış basan notalarda ben hiç olmadım, saklama sakın.Sen uzaklıklarda kendini arardın;benim yakınlılarımsa yalnızca sanaydı.Yanlış kurulmuş denklemlerde çözüm aramak yakışmazdı sana.Anlatmak yetmez sevdiğim;anlamak yetmez.Bir gün sensizliği sana bırakıp düşersem toprağa, korkuyla uyanacaksın gecenin bilinmez bir yerinde. Gözlerinde çiğ tanesi ıslaklıklar,buz kesecek elin,ayağın, sarsılacaksın! İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,özlemini, susuzluğunu,açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar.Yoksun gözlerimde bu gece, karanlık ezer içimdeki türküleri. Üşüyor yüreğim, umutlarını ört üzerime. Yüreğinle sil gözlerimdeki yanan denizleri. Yoksun, gülüşlerimde bu gece yalnızlık deler içimdeki düşleri. Baharımsı gülüşlerini giydir yoksa, gözlerimden kayacak sevgine gülümseyen yıldızlarım.Yoksun, bozkırlarım yeşermiyor bu bahar. Bırak dökülsün göz yaşların tozla toprağa karışmış yüreğime.


Hüznün okyanuslarından,en tuzlusundan, en acısından, kana kana sensizliği içiyorum. Üşümesin karanlıklarda yüreğim,yüreğindeki en sıcak yere göm beni.Şimdi senden uzak, uykusuzlukların girdabında sürükleniyorum. Sen uzaklardan beni yaşarken ve ben uzaklardayken;Aslında ne kadar yakınız.Ve yüreğimin canı,o denizde seninle, sessizlikte.Sen giderken ardında bir dağbaşı yalnızlığı bıraktın bana. Bir çöl ıssızlığı, yokluğun kimsesizliğim oldu, yokluğun kederim,söyle şimdi ben nereye giderim. Kar içinde bedenim, buza döndü dünya. Sen gittin kar yağıyor bu kente!Gökyüzü yere dökülüyor sanki, bembeyaz bir gülücükle,nazla. Rüzgarlar savurdu,ulaşamayacağımız yüksek dağlara yağdı.Kar yağıyor Ardahan'a,üşüyorum!Ve sen yoksun! Kar yağıyor!Giderken ardından son bir çığlığımı ekleyebilmiştim sadece.Ne zaman seni düşünsem şiirler dökülüyor kar gibi kaldırımlara, şarkılar ağlıyor yokluğuna.Uzak dağ başlarının serin seherlerinde gökyüzünü süsleyen gözlerini aradım kaç kez.Gel ki,uzak dağ yollarında küçük bir su olup, sevgi pınarı gönlüne akayım, Ürkek ceylanlar gibi sokulayım yanına. Gel koru beni zamanın zulmünden, merhametinin gölgesine al kucakla beni şefkatinle,yüreğime bıraktığın o kutsal ışık için,sevgi için kucakla yüreğim sensiz dağ başı ıssızlığı,yüreğim sensiz en karanlık gece. Sana doğru kayıyor gönlümün bütün yıldızları,sana doğru akıyor gönlümün ırmakları. 

Hani diyorum bir gece hasretini yüklenerek çıkıp gelsen, ısınsa üşüyen duygularım.Ey öksüzlere yüreğinden merhamet pınarları akıtan sevgili!Gel tut ellerimi,beni sensiz bırakma.Yavaş ve soğuk bir gözyaşı gibi,sessizce düşermisin yanaklarımdan.Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim. Ve biliyorum,o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç.Bana susmak düşecek,payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak.Düşüme düşüşün zamandan değil,düşlerin gafı.Ben yaşanmış bir sevgide eski yaralarıma yanıyorum,sen yaralarına benden sevda sürüyorsun.Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.Şimdi,bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle,çok daha uzun olacak bir sevginin ömrünü anlatıyorum, sana dair yazılanlarda.Şimdi,bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum.Şimdi ben,dağıldıkça kurulan yeni düşlerde sana bakıyorum.Yine terk edildik baharlar gelmeden.Yine bize ağıtlar kaldı terk edilenden.Yetim çocukların düşlerine gidelim.Hadi gidelim artık güneş doğmadan.Gidelim kalbim, uçsuz bucaksız ummanlara.Yanıldık be yüreğim, dağ gibi yüreğimizle yıkıldık be yaralı kalbim. Hadi hazanlar vurmadan gözlerimize. Bu can hasretlikte közlenmeden,bir daha dönmemek üzere karlı yamaçlara,küskün baharlara gidelim.Gidiyorsun,giderken,yıldızlar düşüyor saçlarına.Durduramıyorum akışını.Yıkıp geçiyorsun yüreğimi.Ve yağmura susayan toprak,yalnızlığımı içiyor tozlu dudaklarıyla. 

Gidiyorsun,umutlarım tozlu raflara kaldırılıyor.Düşleri çalınmış bir yürek gibi ağlıyorum.Gitme desem de gideceksin.Hadi vur yüreğime göz yaşlarınla.Yüreğimden gitmeden hadi vur yalnızlığını.Her gece anılarınla yakarım sensizlikte üşüyen yüreğimi.Hadi, durma ayazlarda.Gidişinle yüreğimi yakmışken,acılarınla inatlaşan bedenimi yalnızlığınla yıkmışken.Durma,üşüyorum içten içe.Gidişinle ört sessizliğimi.Durma,koş yıldızsız gecelere.Ölmemi bekleme sensizlikte. Yıldızlar şahidimdir.Gidenler yok bu sayfasında hayatın.


Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın