Birgo

SBT
08
deneme

deneme yazısı


OCK
10
2008'de Daha İyi Bir Yaşam İçin Safraları Atın!

Yeni yılın, en büyük önemi, bize şu anki hayatımızı değerlendirmemizi hatırlatması ve yeni başlangıçlar için yola çıkabileceğimiz konusunda ümit vermesi.

Hoşlanmadığımız yüklerden kurtulmamıza yardımcı olacak, yaşam kalitemizi yükseltecek, mutluluğumuzu artıracak başlangıçlar! Yani yeni bir yıl, yeni ve daha iyi bir hayatın kapısını aralamamıza yardımcı olabilir. İşte bunun için ihtiyaç duyabileceğiniz ipuçları…

 

Gün boyu üzerinizde ne kadar yük taşıdığınızın farkında mısınız? Kıyafetleriniz, çantanız veya dizüstü bilgisayarınızı kastetmi bahsettiğim yüklerin yanında öyle hafif kalır ki! Benim anlatmak istediğim yükler, memnun olmadığınız halde sürdürdüğünüz ilişkiler, kurtulmaya cesaret edemediğiniz kötü alışkanlıklar ve sırf üşendiğiniz için hayatınızda değiştiremediğiniz, sizi mutsuz eden önemli detaylar.

Bu yükler sırtınıza bindikçe biniyor ve siz sesinizi çıkarmayıp, harekete geçmedikçe ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Bir de bakıyorsunuz hayatınız öyle zorlaşmış, o kadar yorulmuşsunuz ki akşam eve geldiğinizde yerinizden kıpırdayacak haliniz bile kalmamış. Daha da ötesi sabahları bile yorgun uyandığınız oluyor. Peki, nedir bu gereksiz yükleri taşıyıp, kendinizi Noterdam’ın kamburuna dönüştürmenizin nedeni?

Hayatta gereksiz hale gelen, size zarar veren, yaşam enerjinizi azaltıp sizi aşağı çeken şeyleri, yaşamınızdan atmalısınız. Evdeki tozları biriktiriyor musunuz? Tırnaklarınızı kesmeden yıllarca yaşamaya devam edebiliyor musunuz? Böyle yaparsanız, nasıl eviniz kirlenirse, hastalanırsanız ve elinizi doğru düzgün kullanamadığınızdan hiçbir iş yapamaz hale gelirseniz, bu taşıdığınız fazla yükleri atmazsanız da hayatınız aynı şekilde pislenir, ruhunuz hastalanır ve hiçbir iş yapamaz duruma düşersiniz.

O zaman durmayın, beklemeyin… Haydi, harekete geçin! Bazı kişiler, konular, alışkanlıklar hayatınıza tamamen gereksiz yere karışmış, bazıları da bir zamanlar faydalı olduğu için katılmış olabilir. Fakat size zarar vermeye başladıklarında, ya bunları düzeltme veya kesip atma zamanı gelmiş demektir.

Örneğin, hayatınızda istemediğiniz bazı kişiler varsa, her gördüğünüzde sizi üzüyor, sizden faydalanıyor ve rahatsız ediyorlarsa ve bu insanlarla son derece önemli bir bağınız da yoksa, yaşamınızdan atın gitsinler. Hayatınızdan çıkardığınızda, sizi rahatlatacak o kadar çok şey var ki! Tamamen gereksiz bir alışkanlığınızdan kurtulduğunuzu düşünün ve bunun yaşamınızdan eksildiğinizde neler kazanacağınızı bir hayal edin. İşte bu, bir rüya değil… Bunu yapabilirsiniz!

Öncelikle, bir silkinip kendinize gelin. Bazen hayatınızla iç içe geçmiş şeyleri söküp atmak, değiştirmek kolay olmayabilir. Fakat bunun için gerekirse acı çekmeye ve risk almaya da hazır olun. Çünkü buna değer! Bir süreliğine acı çekseniz de ulaştığınız zafer ve bunun getirdikleri, sizi gerçek mutluluğa yaklaştıracak. İçinize dolan umut, daha büyük hedeflere ve daha iyi bir hayata ulaşmanız için size güç verecek.

Yaşamınızdaki aleladelikler, otomatikleşmiş, ezbere bir hayat tarzı, ilk başta daha kolaymış, katlanılabilirmiş gibi görünür. Fakat unutmayın ki kendini, çevresini, yaşamını geliştirmeyen, iyileştirmeyen, yok olmaya mahkûmdur. “Kolay” olanın çekiciliği ise, aslında en tehlikeli tuzaklardan biridir.

Hayatınızda yolunda giden güzel şeyler de yeniliklere açık aslında. Evinizde bakmaya doyamayacağınız kadar güzel bir çiçek olduğunu düşünün, ne kadar sağlıklı olursa olsun, ara sıra su vermeniz, bazen onunla konuşmanız, çürümüş yapraklarını temizlemeniz, kimi zaman toprağına vitaminler eklemeniz gerekir. Yolunda giden işleriniz de bundan farklı değil! Ne kadar iyi arkadaşınız olursa olsun, hiç bir araya gelmezseniz, iki tatlı söz etmezsiniz, zor zamanlarında yanında olmazsanız, o ilişki ölüp gider. Kendinizi geliştirmezseniz, işyerindeki başarınız günbegün azalır… Aynı, sağlıklı çiçeğin bile boynunu büküp, solup gideceği gibi.

Kötü giden şeyler değiştirmek, iyi gidenleri daha da geliştirmek, sakın lüzumsuz bir çaba gibi görünmesin size! Bunu, sonunda her zaman kazanacağınız bir yatırım olarak düşünün. Size kesinlikle bir ikramiye kazandıracak, olağanüstü bir Piyango Bileti gibi. Belki amorti çıkar, belki büyük ikramiye, fakat ayrık otlarını ayıkladığınızda, gereksiz yükleri sırtınızdan attığınızda, kendinize yatırım yaptığınızda, kazanan her defasında, hep siz olacaksınız.

Harcayacağınız enerji de endişelendirmesin, üzmesin sizi. Okumayı öğrenirken, ne denli zorluk çektiğinizi, küçücük yaşınıza rağmen nasıl bir enerji sarf edip, çaba gösterdiğinizi hatırlıyor musunuz? Hatırladığınızdan çok ama çok daha fazla! Bugün, o zamanlar harcadığınız çaba aklınızın ucundan bile geçmiyor. Fakat bu çalışmanın meyvelerini yaşadığınız her gün, kat kat alıyorsunuz. Tüm zorluğuna rağmen okumayı öğrenmeseydiniz, belki bugün hayatta değildiniz veya bambaşka bir konumda ve yerdeydiniz. İşte bu örnekteki gibi, çabalarınız, kendinize yaptığınız yatırımlar, her zaman size geri döner.

Elbet hepimizin hataları var, bunu inkâr edemeyiz. Fakat bunları törpülemek, beğenmediğimiz özelliklerimizden, çevrelerden, kişilerden sıyrılıp kurtulma gücümüz de var! Dünün üzüntülerinin, yarının mutluluklarını yok etmesine izin vermeyin. Çirkinlikleri geride bırakıp, güzelliklerle dolu bir dünyada yaşamak için kendinize güvenin ve hiç tereddüt etmeden harekete geçin. İyi bir yaşamı hak ediyorsunuz ve buna sahip olmak düşündüğünüz kadar zor değil! Bu yolda ara sıra tökezleyecek olsanız da asla vazgeçmeyin. Kazanan eninde sonunda siz olacaksınız.

Yeni yılı sağlıklı ve mutlu yapacak olan, başkalarını yolladığı tebrik kartları veya e-postalar değil, bizim irademiz ve isteğimizdir. Haydi, şimdi harekete geçme zamanı!

Ebru KORMAN
Yaşam KOÇU
ebru.korman@mynet.com


ARL
06
Biten Aşkın Ardından

Sevgili Mynet Dostları, Yazımın içinde yer alan klibi seyredip, dinledikten sonra yorumlarınızı rica ediyorum.

Bu sefer daha farklı bir çalışmayla karşınızda olmak istedim. Şimdiye kadar olan yoğun ilginiz , paylaşımlarınız beni öylesine mutlu ediyor ki anlatamam:) Farkındaysanız  çoktan seyahate çıktık bile. 

Klibi lütfen seyredip, dinledikten sonra yorumlarınızı rica ediyorum.

ÖNCE SİZİN İÇİN HAZIRLADIĞIM KLİBİ İZLEYİN, 
SONRA YAZIMI OKUYUN!

Bende hayatımdan yaşadığım bir anı, kağıda döküp, seslendirdim. Bu çalışmayı sizlerle  paylaşmak istedim. Kendinizden birşeyler bulabildiğiniz anda yüreğinize dokunabildiğimi anlayacağım.

Şimdi geçmişe gidin.. Neleri kazanıp neleri kaybettiniz? Herşeye rağmen biten aşkınıza saygı gösterebiliyor musunuz? Onu düşündüğünüzde yüreğinizdeki kaç burkulmaya mantık duvarı diktiniz?

Ve...  Siz, sizi seyrettiğinizde sizin için en özeli, doğrularınızı, hatalarınızı görebiliyor musunuz?

Ve.. Ardından dimdik yürüyüp yolunuza devam edebiliyor musunuz?

Haydi bakalım, biraz dertleşelim.

Yüreğimden yüreğinize sevgiyle.

Ebru KORMAN
Yaşam Koçu
ebru.korman@mynet.com


KAS
01
Aynaya Bakın Yeter!

Bir düşünün bakalım son zamanlarda ihmal ettiğiniz biri var mı? Arayıp sormadığınız dostlarınız, epeydir görüşmediğiniz akrabalarınız geliyor aklınıza değil mi? Yine unuttunuz onu işte… 

Kendinizi! Uzun zamandır kendinizi ihmal ettiğinizi düşündünüz mü hiç? Kendinizi tanımaya, “ben” dediğiniz kişiyle yüzleşmeye, onu dinlemeye günde kaç dakika ayırıyorsunuz?

Bebekken, böyle değildiniz… Vücudunuzu, ellerinizi inceler, nasıl ayağa kalkacağınızı, yürüyeceğinizi düşünürdünüz. Her gün kendinizle ilgili yeni şeyler keşfederdiniz. Sonra sadece fiziksel özellikleriniz olmadığını anladınız, bebek halinizle annenizi nasıl kontrol edebileceğinizi bile öğrendiniz. Dışarıya açılmaya, oyuncaklarınızı, martıları, kedileri incelemeye başladınız.

imageKendimizden uzaklaşmamız asıl bundan sonra başlıyor… Sıra zekâmızı, sonra ruhumuzu keşfetmeye gelmişken, yani işin en zevkli kısmındayken, yaşam biçiminiz nedeniyle, kendimizden uzaklaşıyoruz. “Ben kimim?” sorusunu unutuyor, “Ne istiyorum?” sorusunu hayatımızın merkezine oturtuyoruz. Cep telefonu, güzel bir ev, otomobil, cip istiyoruz. Alınca daha iyisini arzuluyoruz ve bu yarış hiç bitmiyor. Bunları elde edelim diye boğuşurken, kendimizi dinleyecek zamanımız bile kalmıyor. Aynaya sadece üzerimize çekidüzen vermek için bakıyoruz.

Aslında ne istediğimizi bilmek için önce aynaya bakmalı, fiziksel noksanlarımızı, avantajlarımızı görmeliyiz. Daha sonra, bunun da ötesine geçmeli kalbimizin, aklımızın derinlerine inmeliyiz. “Ben kimim?” sorusunun cevabını; yine kendi içimizde aramalı, buna tatminkâr cevaplar vermeye çalışmalıyız.

Hepimizin güçlü yönleri ve zayıf tarafları var. En başta bunların farkında olmalıyız. İşte o zaman geliştirmemiz gereken yönlerimizi öğrenebiliriz. Kaç yaşında olursak olalım, hepimizin içinde keşfedilmeyi veya hatırlanmayı bekleyen öyle cevherler var ki! İşte bu gizli hazineler, aradığımız mutluluğun gerçek kaynağı olabilir!

Değer verdiğiniz, bilgeliğine saygı duyduğunuz kişilerin sözlerini dikkate alın, haklı olabilirler. “Dost acı söyler,” derler, gerçek dostlar, bizim kendimizle ilgili göremediğimiz bazı gerçekleri, yüzümüze söyleyebilir. Yüzümüze aynayı tutup, kendimize gelmemizi sağlayabilir.

Fakat unutmayın ki sizi, sizden iyi de kimse bilemez. Yabancı dil sınavında başarısız olduğu için, zekâsının yetersiz olduğu düşünülen insanlar, dünyanın en büyük müzisyenleri olabiliyor. Herkesin yetenekleri farklı farklı ve bunu en kolay siz keşfedebilirsiniz. Yeter ki kendinize zaman ayırın. Vücudunuz, kalbiniz, ruhunuz ne diyor kulak verin. En azından başlangıç olarak günde 10–15 dakika, hayatın telaşından uzaklaşın ve bu zamanı kendinizi keşfe ayırın. Zaman içinde geliştikçe, en hareketli ortamlarda çalışırken bile, kendinizi dinlemeyi öğrenebilirsiniz.   

Güçlü yanlarınızı bulduğunuzda, hayatınızı bunlar doğrultusunda şekillendirebilirsiniz. Örneğin matematikle, geometriyle aranız hiç iyi değilse neden mühendis işleriyle uğraşasınız ki? Belki de sizin içinizde olağanüstü bir yazar yatıyor. Yaşamınızı, işinizi, güçlü olduğunuz alanlara kaydırırsanız, emin olun, hem daha zevkli, hem daha keyifli ve verimli bir hayat bekliyor sizi. Bunun da başı kendini bilmek.

Zayıf yanlarınızı da unutmayın. Bunlardan korkmayın, bilmemekten korkun! Hangi alanlarda güçsüz olduğunuzu keşfettiğinizde, duruma göre bu yönlerinizi geliştirme veya bu konularda daha temkinli olma yöntemlerinden birini seçebilirsiniz. Böylece size hayatta çelme takabilecek tehditlerin farkında olur, tuzaklara düşmezsiniz. Bunu sağlayacak yol da kendini bilmekten geçiyor.

İnsan olarak, zekâmızla dünya üzerindeki canlılardan üstünüz. Yani biz onlar gibi sadece yaşamımızı sürdürmek, tüketebileceğimiz kadar tüketmek veya çocuk yapmak için bu dünyada değiliz. Kendimize, ailemize, ülkemize, hatta tüm dünyaya karşı sorumluluklarımız var. Bu koca dünya üzerinde her ne kadar küçük görünsek de oynadığımız çok büyük bir rol var.

İnsanlar domino taşı gibi birbirine bağlı, herkesin diğeri üzerinde etkisi var. Siz kendinizi tanırsanız, bu dünyadaki öneminizi anlar ve yere güçlü basarsınız. Üzerinize oradan buradan gelen darbeler, sizi ve çevrenizdekileri sarsamaz. Yıkılmaz bir domino taşı olur, beraberinizdekileri de koruyabilirsiniz. Daha da ötesi, onlara yardım elinizi uzatır, kendilerini bulmalarına, dünyadaki yerlerini anlamalarına ve mutlu olmalarına yardımcı olursunuz.

İnsanlar bu sırrı çok eski dönemlerden beri biliyor. İşte bu nedenle Eski Yunan’ın en güçlü tanrılarından Apollo için yapılan tapınağın üzerinde “Kendini Bil” yazıyor. İç huzuru yüksek, doğayla uyumu en iyi yakalayabilmiş, Kızılderililerin, tasavvufçuların ve Eski Mısırlı bilgelerin, hatta tüm önemli dinlerin ortak nasihati da aynı: “Kendini bil.” Mutluluğa giden yolun anahtarı, bu cümlecikte saklı işte.

Peki, bu kadar kolay görünen bir amaca ulaşmakta, kendimizi bilmekte neden zorlanıyoruz? Bunun nedenlerinin başında, dikkatimizi kendimizden uzaklaştıran uyarıcılar ve uyuşturucular geliyor. Herkesin farkında olmadan aldığı uyuşturucular çok çeşitli: Kimisi televizyondaki programlara, kimisi bilgisayar oyunlarına fazlaca dalıyor, bazılarını aşırı iş yükü, bazıları karamsarlık nedeniyle düşünemez hale geliyor, kendisinden, ailesinden, insanca yaşamdan uzaklaşıyor.

Uyarıcılar ise genellikle benzer. Bunlar, aslında çok da değerli olmayan fakat reklâmlar, çevremizdekilerin bakış açıları, tüketim çılgınlığı, gereksiz miktarda hırs gibi nedenlerle haddinden fazla değerliymiş gibi görünen şeyler. Aslında hiç de kıymetli değiller. Bunu onlara ulaştıktan biraz sonra anlıyoruz, çünkü hemen bir başkasını, daha fazlasını istemeye başlıyoruz. Asla doyamıyor, tüm enerjimizi buna harcıyor, dönüp de kendimizi dinleyemiyoruz.

Kendini bilmek, anlamak ve sevmek, aslında insan davranışlarını, ahlakını ve düşünce biçimlerini de anlamaya çıkan yol. Bu sayede çevremizdeki insanları daha yapıcı ve olumlu bir gözle görebilir, daha sağlıklı, sarsılmaz ilişkiler kurabiliriz. Yeteneklerimizi, alışkanlıklarımızı, zaaflarımızı bilerek, bu sayede kendimizi çevremizdeki uyuşturuculara ve uyarıcılara kaptırmayarak, çok daha huzurlu bir dünyanın, mutluluğun kapılarını açabiliriz. Hem kendimiz, hem de çevremizdekiler için! Bu ödüller, çaba sarf etmeye değer.

Aynaya bakın yeter.

Ebru KORMAN
YAŞAM KOÇU
ebru.korman@mynet.com


EYL
28
Merhaba.. Bu Selamı Hafife Almayın!

Merhaba… Bu selamı hafife almayın! Aslında çok önemli bir anahtar “merhaba”. Yeni bir şeylere başlamak demek. 

Hayatınızdaki önemi kişilerle tanışmanız, yaşam tarzınızda değişiklikler yapmanız ve bugünkü yaşantınız, hep bu kelimeyle, bir merhabayla başladı.

Önce anne ve babanıza “merhaba” dediniz. Hayatınızın temellerini beraber attınız. Sonra okulda öğretmeninize “merhaba” dediniz. Sizi yaşama hazırlayacak yeteneklerinizi artırmanızı sağladı, insanlığın binlerce yıldır biriktirdiği bilgilerin bir kısmını sizinle paylaşarak, hayatınızı kolaylaştırdı.

Sonra sosyal yaşama belki bir mesleğe, iş hayatına “merhaba” dediniz. Topluluk içindeki yerinizi, konumunuzu şekillendirdiniz. Bu arada pek çok farklı kişiye de “merhaba” dediniz. Bunlar bazen olumlu bazen olumsuz dokunuşlarla yaşamınızı etkiledi. “Merhaba” şimdiye kadar pek çok kapıyı açtı size.

imageŞimdi ben de size “merhaba” diyorum. Peki, benim yaşamınıza katkım ne olacak? Ebru Korman, bir terapist veya psikolog değil, fakat belki de kısa zamanda, en iyi arkadaşlarınızdan biri olacak. Herkesin kendine göre güçlü yanları olduğu gibi, Ebru’nun da bazı kabiliyetleri ve başarılı olduğu konular var. Bunları sizlerle paylaşmaya, hayat ve yol arkadaşınız olmaya hazır. Siz de fazla bekletmeyin, bana bir “merhaba” deyin.

Dünyaya içimizde keşfedilmeyi bekleyen pek çok yetenekle geliyoruz. Mutlu bir hayata, iyi bir işe sahip olma potansiyeli, içimizde var zaten. Çocukların daha meraklı olması bu yüzden! Bir yandan dışındaki dünyayı, bir yandan içindeki cevherleri keşfetmeye, bu hazinelerin arkasında olduğu kapıları açacak anahtarları bulmaya çalışıyorlar. Fakat küçük kâşifin yoluna çıkan engeller de var. Bilinmeyenden korkmak, boyundan büyük görünen bariyerler, bir yerden bir yere savuran fırtınalar, onları bazı yönlere yaptıkları yolculuklardan vazgeçirebiliyor. Kafası karıştığında, korkup daha çok hata yapıyorlar.

Aynı kâşif, bugün de içinizde aslında, fakat benzer korkular da devam ediyor. Büyüdükçe, içinde bulunduğunuz sahne de genişliyor, oyuncular, oyunlar fazlalaşıyor. Kontrol zorlaşıyor, beklemediğiniz şeyler oluyor, hayat bir yarış içinde geçmeye başlıyor. Mutlu anlar ve zor zamanlar arasında dengenizi bulmaya çalışırken, bazen sendelediğiniz oluyor. Bunalıyor, çığlık atmak istiyorsunuz. Çok kolay üstesinden gelebileceğiniz problemler karşısında bile çaresiz hissedebiliyorsunuz kendinizi.

Sakın üzülmeyin… Sizde bir anormallik yok. Bu problemleri o kadar çok kişi yaşıyor ki! Fakat bu sorunlarla devam etmek zorunda değilsiniz. Problemlerinizi çözmek için gerekli olan anahtarlara ulaşabilirsiniz. Benim de, yaşam arkadaşınız olarak görevim, bu anahtarları bulmanıza yardımcı olmak. Bugüne kadar yaşadıklarınız ve tercihleriniz sonucu, bu anahtarların bazılarının hiç farkına varmadınız, bazılarını bir yere saklayıp, unuttunuz, bazıları da tam karşınızda duruyor, birinin üzerindeki örtüyü kaldırması ve size “işte burada,” demesi gerekiyor.

Bu anahtarların açacağı kapılar çok çeşitli olabilir. Bazılarının arkasında, üstesinden gelemediğiniz sorunların çözümlerini bulabilirsiniz: Hayatınızdaki stres azalabilir, cesaretinizi artabilir, kaybettiğinizi sandığınız heyecanlara tekrar kavuşabilir, kendinizle, hayatınızla, çevrenizle ilgili hoşlanmadığınız konuları düzeltebilirsiniz… Bazı kapılar da arkasında, keşfedilmeyi bekleyen yeni fırsatlar sunuyor olabilir: Gerçek dostlar, iyi bir anne ve eş olmanın yolları, kendini sevme, ertelediğiniz veya unuttuğunuz hayallerinizi gerçekleştirme fırsatı, mutlu bir aşk ve iş hayatı, daha sağlıklı, dengeli ve huzurlu bir yaşam.

Anahtarların açacağı kapıların ve bu kapıların arkasındakilerin size sağlayabileceği şeyler neredeyse sınırsız. Yeter ki şu anahtarları bulup, kapıları açalım! Önce kendi yeteneklerimizi, güçlü yönlerimizi hatırlayarak çıkacağız yola. Çözülmez gözüyle baktığımız pek çok problemi çözmenin elimizde olduğunu göreceğiz. Bunun nasıl yapılacağını size göstermeye, hayat yolculuğunuzun kalitesini, keyfini artırmak için yanınızda olmaya hazırım. Aradığınız anahtarları bulmak üzere, benimle dostça bir yolculuğuna çıkmaya var mısınız?

Beraber çıkacağımız yolculukta derdimizi, sorunlarımızı, hayallerimizi, mutluluklarımızı paylaşacağız. Bazen okyanuslara açılıp yeni kıtalar keşfedecek, bazen dağ tepe tırmanıp biraz zorlanacak, bazen çikolatayı ilk defa tadan bir çocuğun zevkini, heyecanını beraber yaşayacağız. Fakat her zaman kendimizi geliştirecek, daha iyi bir yaşama ilerleyeceğiz. Bunu hak ediyoruz!

Yüreğiniz her sıkıştığında, neyi nasıl yapacağınızı bilmediğinizden cesaretiniz kırıldığında, kararsız kaldığınızda, kendinize kızdığınızda, daha iyi bir yaşam istediğinizde, sizi buradaki köşemde bekliyor olacağım. Yalnız değilsiniz, çaresiz değilsiniz. Bana bir “merhaba” diyerek, yaşamınızda yeni bir sayfa açabilir, heyecanlı bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Merhaba!

Ebru KORMAN
YAŞAM KOÇU
ebru.korman@mynet.com


Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın