2007 Öykücüler ve Öykü Kitapları
Nilüfer Açıkalın, İyiler Yalnız Gezer (BizArtı)
Nilüfer Açıkalın, Çatlak Zamanlar (BizArtı)
Aliye Akan, Sümbülün Kısa Kaçları (İstanbul)
Berat Alanyalı, Tin Kovuğu (Kanguru)
Hüseyin Akın, Hepsi Hikaye (İlke)
Refik Algan, Umarsız Uykucu (YKY)
Figen Alkaç, Bela Davulları (Yitik Ülke)
Ali Rıza Arıcan, Pasifik Öyküleri (Aralık)
Mustafa Atmaca, Tırata (Romantik Kitap)
Zeynep Avcı, Suskun Güneş –Bodrum Öyküleri- (Sel)
Zeynep Avcı, Aşk Meleği (Sel)
Kadir Aydemir, Aşksız Gölgeler (Yitik Ülke)
İlker Balkan (Altın Bilek)
Ali Balkız, Giz Üstü Mektuplar (Evrensel)
Ali Balkız, Yüzüstü Düşler (Evrensel)
Nurhayat Bezgin, Karanlıkta Kaybolmayan (Ürün)
Şevket Bulut, Derin Kuyu (Dolunay)
Emine Ceylan, Kış Yolculuğu (Norgunk)
Tuğrul Çakar, Siyah-Beyaz Masallar (Mevsimsiz)
Muhammet Çakıral, Toprak Kokan İnsanlar (Heyemola)
Kadir Çalışıcı, Valilerin de Öyküleri Vardır (Bilgi)
Ayşe Çekiç Yamaç, Yaşamı Kırk Beş Geçe (Ceylan)
Behçet Çelik, Gün Ortasında Arzu (Kanat)
İsa Çelik, Naldöken (Vanlık)
Duran Çetin, Gözlerdeki Mutluluk (Beka)
Fahrettin Çiloğlu, Uçinmaçini (İstiklal)
Oğuz Dinç, Yalnızlığın Kırmızı İzi (Çitlembik)
Nurettin Durman, Mektebin Bacaları (İlke)
İlhan Durusel, Süslü Nesir –Selçuklular İçin Güzel Sözler- (YKY)
Ferit Edgü, Nijinski Öyküleri (Sel)
Tuncer Erdem, Denizlerimizde Rüzgar (YKY)
Kaan Erkam, Madan Darla’nın Paris Yakınlarındaki Hanı; (Aya)
Kaan Erkam, Eskici Dükkanı Gibiyim Hala Aşka İnanıyorum (Aya)
Merih Günay, Martıların Düğünü (Havuz)
Kemal Gündüzalp, İlkyaz Şakası (Mevsimsiz)
Kemal Gündüzalp, Ötekiler (Mevsimsiz)
Nevzat Güngör, Görünmez Adam (Evrensel)
Recep Şükrü Güngör, Can Ağrısı (Sütun)
Abdullah Harmancı, Yerlere Göklere (Ebabil)
Bünyamin Hazar, Şekilsiz Korku (Anfora)
Celal İlhan, Dokunan (Ürün)
Alev İnan, Sandığımdaki Tanrılar (İlya)
Hakan İşcen, Yatartıcı Yazarlık Kursu (Everest)
Şule Tankut Jobert, İstanbul Vedalaşmayı Sevmez (Donkişot)
Emir Kalkan, Ha Bu Diyar (Ötüken)
Hasan Kallimci, Herkesin Bir Derdi Var (Ötüken)
Eşref Karadağ, Çıkınımdaki Azıklar (Hayal)
İlker Karakaş, Hennoz (Notos)
Cemil Kavukçu, Mimoza’da Elli Gram (Can)
Deniz Kavukçuoğlu, Komik Şeyler Yazmak (Can)
Sezgin Kaymaz, Medet (İletişim)
Cemal Kılınç, Palamar (İstanbul)
Osman Koca, Düşnane (ArtusKitap)
Hüzeyme Yeşim Koçak, Havva Hanım’ın Gamzesi (Romantik Kitap)
Yekta Kopan, Karbon Kopya (Can)
Zafer Köse, Evin Yolu (Mevsimsiz)
Melis Kutlu, Fransızca Bilen Yeşil Atkı (Kırmızı)
Mustafa Kutlu, Kapıları Açmak (Dergah)
Ayşe Küçükkurt, Sığınan Kadın Fotoğrafları (Siyah – Beyaz)
Naciye Makal, Bindim Tütün Küfesine (Umay)
Murathan Mungan, Yedi Kapılı Kırk Oda (Metis)
Harun Mutluay, Karanlığın Kadife Örtüsü (Yitik Ülke)
İlkay Noylan, Dokunuşlar (Kanguru)
Esra Odman, Gölgesi Bedenim (Havuz)
Birgül Oğuz, Fasulyenin Bildiği (Varlık)
Yiğit Okur, Tutuklanacaklar Listesi (Can)
Hayrettin Orhanoğlu, Düş Gören Defter (Ötüken)
Nusret Özcan, Bir Hüzün Yolcusu (Nesil)
Fatih Özgüven, Hiç Niyetim Yoktu (Metis)
Funda Özsoy Erdoğan, Sana Yazdığım Bir Mektup Olsam (Ötüken)
M. Nihal Özüm, Çiçekler de Konuşur (Ürün)
Hamdi Özyurt, Pencereler (Düş)
İskender Pala, Aşkname (Kapı)
Erhan Pınarbaşı, Aynadaki Kadın (Yirmidört)
Alper Sezener, Aşkın ve Ölümün Uzağında (Cinius)
Tarık Sipahi, Lacivert Kedi (Çitlembik)
Hüseyin Sorgun, Salyangoz (Everest)
Doğan Soydan, Sen Yine de Üzülme (Ürün)
Sibel Şahin, Gallu’ya Mektuplar (Plato)
Seray Şahiner, Gelin Başı (Can)
Ozan Çağım Şive, Göçebe (Yitik Ülke)
Mehmet Taşdemir, Puslu Akşamlar (Agora)
Ceyhun Emre Teoman, Bilmiş – Kebikeç (Şule)
Sevil Tepe, Zamanın Ötesinde (Hayat)
Feryal Tilmaç, Mevt Tek Hecelik Uyku (Okuyanus)
Menekşe Toprak, Valizdeki Mektup (YKY)
Necati Tosuner, Yakamoz Avına Çıkmak (Kanat)
Sibel K. Türker, Ağula (Doğan Kitap)
Ertuğ Ucar, Yalnızlığın 17 Türü (Alef)
Haldun Ural, Yağmurla Giden (Resital)
Sadık Yalsızuçanlar, Garip (Kapı)
Dilek Yazar, Noktasız (Kül Sanat)
Kamil Yeşil, Özet Yaşamaklar (Ebabil)
Reşan Yıldırım, Hayatın İçinden Sıcacık Öyküler (Yakamoz)
Reyhan Yıldırım, Bazıları Çok Üşür (Kanguru)
Mehtap Yılmaz, Dicle Sızısı (Selis)
Şeref Yılmaz, Konsolosun Köpeği (Sütun)
Hüseyin Yurttaş, Buğulu Camların Ardı (Sel)
2007DE ÖYKÜ YİNE RİNDÂNE YÜRÜDÜ
2007 tarihli öykü kitabı sayısı 98’dir. Geçen yıl yaklaşık bu vaktilerde yazdığımız öykü değerlendirmesinde, kitap sayısını 82 olarak bildirmiş ve bu sayinin 100’e tamamlanacağını söylemiştik, nitekim öyle de oldu. Bu öngörümüz 2007 yılı için de geçerli. Gerek Aralık ayının kalan kısmında yayınlanacaklarla, gerekse zaman içinde bizim erişebileceklerimizle birlikte 2007’de yayınlanan öykü kitabı sayısı 110’a ulaşabilecektir. Çünkü öykü geçtiğimiz yıllardaki gibi 2007’de de yine rindâne yürüdü; patlamadı, kasılmadı, şımarmadı ve sinmedi. Reklamın malzemesi, basım ekonomisinin öznesi olmadı.
2007 yılında yayınlanan 98 öykü kitabının 48’i ilk kitaptı.
Mustafa Kutlu 17., Ferit Edgü 13., Cemil Kavukçu 12., Sadık Yalsızuçanlar 11., Necati Tosuner 9., Şevket Bulut 8., Ali Balkız 7. Ve 8., Murathan Mungan 7., Nilüfer Açıklan 5. ve 6., Kamil Yeşil, Tarık Sipahi, M. Nihal Özüm, Yekta Kopan, Zeynep Avcı (4 ve) 5., Erhan Pınarbaşı, Hüzeyme Yeşim Koçak, Duran Çetin, Behçet Çelik 4., Sibel K. Türker, Doğan Soydan, Hamdi Özyurt, Recep Şükrü Güngör, Abdullah Harmancı, Tuğrul Çakar 3., Hüseyin Yurttaş, Haldun Ural, Ertuğ Uçar, Teoman Ceyhun Emre, Mehmet Taşdemir, Fatih Özgüven, Nusret Özcan, Yiğit Okur, Harun Mutluay, Sezgin Kaymaz, Deniz Kavukçuğoğlu, Emir Kalkan, Celal İlhan, Kemal Gündüzalp, Merih Günay, İlhan Durusel, Oğuz Dinç, Fahrettin Çiloğlu, İsa Çelik, Muhammet Çakıral, Refik Algan 2. Kitaplarını yayınladılar.
Bu sayılardan bakıldığında, öykü ustalarının öykü yarışından kopmadıkları, bilakis yeni kitaplarıyla kendilerinden sonra gelenlere örnek olmaya devam ettikleri görülebilmektedir. Özellikle 17. Öykü kitabını yayınlayan Mustafa Kutlu’nun öyküdeki 37 yıllık ısrarının kutlanması ve teşekkürle karşılanması gerekir.
98 öykü kitabının 31’si kadın öykücülerimize aitti. Yine 98 kitabın 48’i ilk kitap olup, bunun da 24’ü yeni kadın yazarlarımızın kaleminden çıktı. Bu şöyle de okunabilir: Türk öykücülüğündeki erkek-egemen yapıda, son yıllarda kadın öykücülerin lehine işleyen değişim 2007’de de sürdü.
Agora, Alef, Altın Bilek, Anfora, Aralık, ArtusKitap, Beka, Bilgi, Ceylan, Cinius, Dergah, DoğanKitap, Dolunay, Donkişot, Düş, Hayal, Hayat, Heyemola, İletişim, İlya, İstiklal, Kırmızı, KülSanat, Nesil, Norgunk, Notos, Okuyanus, Plato, Resital, Selis, SiyahBeyaz, Şule, Umay, Yakamoz ve Yirmidört yayınevleri 1’er, Aya, BizArtı, Havuz, Çitlenbik, İlke, Ebabil, Everest, İstanbul, Kanat, Kapı, Metis, RomantikKitap, Sütun ve Varlık yayınevleri 2’şer, Evrensel ve Kanguru yayınevlerin 3’er, Mevsimsiz, Ötüken, Ürün, YitikÜlke, Sel ve YK yayınevleri 4’er, Can yayınevi ise 5 öykü kitabı yayınladılar; bu yayınların 1’i İzmir, 14’ü Ankara ve 80’i istanbul’da gerçekleşti.
2007’de öykücülerle ilgili de çalışmalar da yayınlandı: Faik Baysal ve Hikayeciliği, Ülkü Gürsoy, Akçağ Yay., Ankara / Leyla Erbil’de Etik ve Estetik, Haz.: Süha Oğuzertem, Kanat Yay., İstanbul / Selim İleri Kitabı - Şimdi Seni Konuşuyorduk, Haz.: Handan İnci, Doğan Kitap, İstanbul / Bir Cihan Kaynanası: Nahit Sırrı Örik, Bahriye Çeri, Hece Yay., Ankara / Yazgıya Başkandıran Yazar Necati Tosuner, Tülin Arseven, Salkımsöğüt Yay., Ankara.
Öykücü Berat Alanyalı ile Reyhan Yıldırım’ın 24 öykücü üstüne gerçekleştirdikleri “Öykülü Perşembe” etkinlikleri öykü severlerce beğeniyle izlendi.
Nazan Bekiroğlu’nun Nun Masalları yeni prestij baskısıyla (Timaş) ve yazarı tarafından imzanalarak okurlara sunuldu.
Gerçek bir öykü emekçisi olan Göksenin Göksel ve ekibi tarafından hazırlanıp, Deniz Kültür tarafından yayınlanan “Sesli Edebiyat Öyküler ‘Ses’leniyor” adlı yapım ilgiyle karşılandı. Bu çalışmada 20 CD içinde, Dedem Korkut’un ve 1860-1952 yılları arasında doğmuş 100 öykücünün 100 öyküsü yer aldı.
2007’de Hece Öykü, Eşik Cini ve Notos Öykü dergileriyle Kül Öykü gazetesi yayınını sürdürdü.
Hece Öykü, Öyküde Sözcük Ekonomisi, Küçürek Öykü, Öyküde Karakter Yaratmak, Öyyükümzed Biçimsel Yenilikçi Arayışlar ve Öyküde Postmondern Anlatım başlıklı dosya adlarıyla öykünün yarınını da kuşatan kuramsal bir çevçeve oluştururken, Eşik Cini Günümüz Bulgar Öykücülüğü, Kadın Yazısı – Kadın Yazgısı, Çevreci Eleştiri Terimleri, Sait Faik, Selim İleri dosyalarıyla gündem oluşturdu. Notos öykü ise öyküye daha fazla yer ayırma çabası içinde edebiyatin magazinini yaptı. Ocak 2007’de yayınıma başlayan Türkiye’nin ilk aylık öykü gazetesi Kül Öykü, öykücülerle söyleşiler, öykücülerin yaşam öyküleri, öykü atölyesi, öykü belleği, öykü kütüphanesi ve polisiye öykülerden oluşan omurgasıyla öykü ortamının nabzını elinde tuttu.
Yılın Kitabı
2007’nin son günlerinde Kabalcı Yayınları arasından çıkagelen Orhan Şaik Gökyay’ın Dedem Korkudun Kitabı’nı yılın öykü kitabı olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Türk öykücülüğü bu kitapla, diğer türlere nasip olmayan, tüm unsurlarıyla millî ve asil bir kaynağa eksiksiz olarak yeniden kavuştu. 1938’de yayınlanan, 1973’te ve 2004’te yeni basımları yapılan Dedem Korkudun Kitabı, 1391 sayfa tutan hikayeleri, tarihi, coğrafyası, kişileri, dili ve uslubu, motifleri ve töreleri, farklı rivayetleri ve ekleriyle, her öykücüye, millî bir gururla “ben Dedem Korkudun cübbesinden çıktım” derirtecek türden, yogun bir emeğin, derin bir tecessüsün ürünü. Bu vesileyle Orhan Şaik Gökyay’ı rahmetle ve şükranla anıyor, bu kitabı yayın dünyamıza tekrar kazandırdığı için Kabalcı Yayınları’na teşekkür ediyoruz.
2007 öykücüler ve öykü kitapları
Nilüfer Açıkalın, İyiler Yalnız Gezer; Çatlak Zamanlar (BizArtı) / Aliye Akan, Sümbülün Kısa Kaçları (İstanbul) / Berat Alanyalı, Tin Kovuğu (Kanguru) / Hüseyin Akın, Hepsi Hikaye (İlke) / Refik Algan, Umarsız Uykucu (YKY) / Figen Alkaç, Bela Davulları (Yitik Ülke) / Ali Rıza Arıcan, Pasifik Öyküleri (Aralık) / Mustafa Atmaca, Tırata (Romantik Kitap) / Zeynep Avcı, Suskun Güneş –Bodrum Öyküleri-; Aşk Meleği (Sel) / Kadir Aydemir, Aşksız Gölgeler (Yitik Ülke) / İlker Balkan (Altın Bilek) / Ali Balkız, Giz Üstü Mektuplar; Yüzüstü Düşler (Evrensel)/ Nurhayat Bezgin, Karanlıkta Kaybolmayan (Ürün) / Şevket Bulut, Derin Kuyu (Dolunay) / Emine Ceylan, Kış Yolculuğu (Norgunk) / Tuğrul Çakar, Siyah-Beyaz Masallar (Mevsimsiz) / Muhammet Çakıral, Toprak Kokan İnsanlar (Heyemola) / Kadir Çalışıcı, Valilerin de Öyküleri Vardır (Bilgi) / Ayşe Çekiç Yamaç, Yaşamı Kırk Beş Geçe (Ceylan) / Behçet Çelik, Gün Ortasında Arzu (Kanat) / İsa Çelik, Naldöken (Vanlık) / Duran Çetin, Gözlerdeki Mutluluk (Beka) / Fahrettin Çiloğlu, Uçinmaçini (İstiklal) / Oğuz Dinç, Yalnızlığın Kırmızı İzi (Çitlembik) / Nurettin Durman, Mektebin Bacaları (İlke) / İlhan Durusel, Süslü Nesir –Selçuklular İçin Güzel Sözler- (YKY) / Ferit Edgü, Nijinski Öyküleri (Sel) / Tuncer Erdem, Denizlerimizde Rüzgar (YKY), Kaan Erkam, Madan Darla’nın Paris Yakınlarındaki Hanı; Eskici Dükkanı Gibiyim Hala Aşka İnanıyorum (Aya) / Merih Günay, Martıların Düğünü (Havuz) / Kemal Gündüzalp, İlkyaz Şakası; Ötekiler (Mevsimsiz) / Nevzat Güngör, Görünmez Adam (Evrensel) / Recep Şükrü Güngör, Can Ağrısı (Sütun) / Abdullah Harmancı, Yerlere Göklere (Ebabil) / Bünyamin Hazar, Şekilsiz Korku (Anfora) / Celal İlhan, Dokunan (Ürün) / Alev İnan, Sandığımdaki Tanrılar (İlya) / Hakan İşcen, Yatartıcı Yazarlık Kursu (Everest) /Şule Tankut Jobert, İstanbul Vedalaşmayı Sevmez (Donkişot) / Emir Kalkan, Ha Bu Diyar (Ötüken) / Hasan Kallimci, Herkesin Bir Derdi Var (Ötüken) / Eşref Karadağ, Çıkınımdaki Azıklar (Hayal) / İlker Karakaş, Hennoz (Notos) / Cemil Kavukçu, Mimoza’da Elli Gram (Can) / Deniz Kavukçuoğlu, Komik Şeyler Yazmak (Can) / Sezgin Kaymaz, Medet (İletişim) / Cemal Kılınç, Palamar (İstanbul) / Osman Koca, Düşnane (ArtusKitap) / Hüzeyme Yeşim Koçak, Havva Hanım’ın Gamzesi (Romantik Kitap) / Yekta Kopan, Karbon Kopya (Can) / Zafer Köse, Evin Yolu (Mevsimsiz) / Melis Kutlu, Fransızca Bilen Yeşil Atkı (Kırmızı) / Mustafa Kutlu, Kapıları Açmak (Dergah) / Ayşe Küçükkurt, Sığınan Kadın Fotoğrafları (Siyah – Beyaz) / Naciye Makal, Bindim Tütün Küfesine (Umay) / Murathan Mungan, Yedi Kapılı Kırk Oda (Metis) / Harun Mutluay, Karanlığın Kadife Örtüsü (Yitik Ülke) / İlkay Noylan, Dokunuşlar (Kanguru) / Esra Odman, Gölgesi Bedenim (Havuz) / Birgül Oğuz, Fasulyenin Bildiği (Varlık) / Yiğit Okur, Tutuklanacaklar Listesi (Can) / Hayrettin Orhanoğlu, Düş Gören Defter (Ötüken) / Nusret Özcan, Bir Hüzün Yolcusu (Nesil) / Fatih Özgüven, Hiç Niyetim Yoktu (Metis) / Funda Özsoy Erdoğan, Sana Yazdığım Bir Mektup Olsam (Ötüken) / M. Nihal Özüm, Çiçekler de Konuşur (Ürün) / Hamdi Özyurt, Pencereler (Düş) / İskender Pala, Aşkname (Kapı) / Erhan Pınarbaşı, Aynadaki Kadın (Yirmidört) / Alper Sezener, Aşkın ve Ölümün Uzağında (Cinius) / Tarık Sipahi, Lacivert Kedi (Çitlembik) / Hüseyin Sorgun, Salyangoz (Everest) / Doğan Soydan, Sen Yine de Üzülme (Ürün) / Sibel Şahin, Gallu’ya Mektuplar (Plato) / Seray Şahiner, Gelin Başı (Can) / Ozan Çağım Şive, Göçebe (Yitik Ülke) / Mehmet Taşdemir, Puslu Akşamlar (Agora) / Ceyhun Emre Teoman, Bilmiş – Kebikeç (Şule) / Sevil Tepe, Zamanın Ötesinde (Hayat) / Feryal Tilmaç, Mevt Tek Hecelik Uyku (Okuyanus) / Menekşe Toprak, Valizdeki Mektup (YKY) / Necati Tosuner, Yakamoz Avına Çıkmak (Kanat) / Sibel K. Türker, Ağula (Doğan Kitap) / Ertuğ Ucar, Yalnızlığın 17 Türü (Alef) / Haldun Ural, Yağmurla Giden (Resital) / Sadık Yalsızuçanlar, Garip (Kapı) / Dilek Yazar, Noktasız (Kül Sanat) / Kamil Yeşil, Özet Yaşamaklar (Ebabil) / Reşan Yıldırım, Hayatın İçinden Sıcacık Öyküler (Yakamoz) / Reyhan Yıldırım, Bazıları Çok Üşür (Kanguru) / Mehtap Yılmaz, Dicle Sızısı (Selis) / Şeref Yılmaz, Konsolosun Köpeği (Sütun) / Hüseyin Yurttaş, Buğulu Camların Ardı (Sel).
(02 OCAK 2008 TARİHİNDE YENİ ŞAFAK KİTAP EKİNDE YER ALAN BU YAZI, SİTEMİZDE EŞZAMANLI OLARAK YAYINLANMIŞTIR. YENİ ULAŞILAN ÖYKÜ KİTAPLARI DA BU YAZIYA EKLENMEKTEDİR)
2 Oca 2008 Öykü ve Öykü Yazıları
2006 şiir
Cevdet Karal, Hilkatin İlk Günleri ile güzel ve temiz bir çıkış yaptı. Bu kitap, şairinin yerini işaret etti ve bu yeri pekiştirdi. Sert Geçecek Bu Kış, Hayriye Ünal'ın üçüncü şiir kitabı. Ünal, ikinci kitabı Ademin Kızlarından Biri ile yakaladığı canlı iklimi bu kitabıyla daha arı duru bir hale dönüştürdü ve güçlendirdi.
MUSTAFA AYDOĞAN
Şiirin zamanlar üstü tabiatını, bir yıl gibi son derece kısa bir zaman dilimi içerisinden bakarak değerlendirmek, bir çok açmazı kaçınılmaz olarak beraberinde getirecektir. Deyim yerindeyse bir çıkmazdır bu. Öte yandan, yıllık, aylık, haftalık, saatlik v.s. şiir değerlendirmelerinin bir atmosfer yarattığı, bugüne değin pek görülmüş ve duyulmuş bir şey değil. Bu tür değerlendirmelere bakan çoğu gözün, gelişmelerden çok kendini aradığını biliyorum. İnsanoğlunun, dünyayı kendinden ibaret sanmasının tuhaf, kaçınılmaz ama muhteşem hatasıdır bu. Şimdi biz, nasıl bir yol izleyelim ki, o yol hakikatin yolu olsun! Bu cüretli sözün arkasında durmayacağım. Çünkü, benim hakikatimin başkalarının hakikatiyle kesişmesi gibi bir iddiam yok. Doğru, türlü türlüdür. Sonra, bir genel ortalama tutturmaya çalışmanın pek bir yararı da yok. Bu, hem yapaylıktır, hem de görüş sahibi olmaktan kaçınmaktır. Sübjektiflik, değerlendirmelerin kaderidir. 2006 yılının en önemli olayı, kuşkusuz, Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olmasıydı. Bu ödülle ilgili tartışmalar, Türk edebiyat ortamının kısır tabiatının tam bir panoraması oldu ve olmaya da devam ediyor. İnkar ve kabul arasında gidip gelindi. Batı, hem edebiyatı hem de siyasetiyle yüzyıldan fazladır bizi etkiledi, etkiliyor zaten. Bu etkilenişin bir takım açılımlara yol açtığını inkar etmek mümkün mü? Bu ödülün de benzer etkiyi yapacağı muhakkak. Kabul edenler de karşı çıkanlar da, iyilik ve kötülük yargılarının dışında, bu ödülden kaçınılmaz olarak etkileneceklerdir. Önemli olan, bu etkinin nasıl bir seyir izleyeceğini şimdiden görebilmektir.
ÖNE ÇIKAN ŞİİR KİTAPLARI
Ülkemizde bir yılda kaç şiir kitabı yayımladığına ilişkin kayıtlar, veriler var mıdır, bilmiyorum. Açıkçası, böyle bir veriden yola çıkılarak yapılacak tasnif ve değerlendirmelerden ya da kitaplar üzerinde yapılacak çalışmalardan ilginç sonuçlara ulaşılabileceğini düşünüyorum. Bir kere, 'her üç kişiden dördünün' şair olduğu yönündeki ironinin ne tür bir içeriğe sahip olduğunu görebiliriz. Sonra, mesela, şair olmadığı halde şiir kitabı yayımlayanların; kitaplarına koydukları isimler, kapağa koydukları resim ya da fotoğraflar, yaşadıkları yerler, eğitim durumları, biyografilerini yazış tarzları (bu anlamda enteresan biyografiler okudum), şiirlerine seçtikleri konular, hangi yüzyılın şiir algısına sahip oldukları vs. vs. gibi hususlardan yola çıkılarak hem şiir yazan bu insanların durumları, psikolojileri, hem de bir tarafıyla toplum hafızasının haritası çıkarılabilir gibi geliyor bana. Yayınlanan bütün kitapları göremesek de, şiir dünyasının öne çıkan, bilinen isimleri kitap yayınlarına devam ettiler ve okurun estetik duyarlığına seslendiler. Bunların bir çoğuna ulaşma imkanımız oldu. Sayfalarımız bu kitapların hepsine yetmeyeceği için bazıları üzerinde durmak istiyorum. Cahit Yeşilyurt'un Yıkıldı Bak Güneşin İskelesi adıyla yayımlanan toplu şiirleri yılın ilk kitaplarından biriydi. Ne var ki, şairine bu kitabını görmek nasip olmadı. Yeşilyurt, hem şiiri hem de şairlik tutumu ile bir dönemin anılmadan geçilmeyecek ismiydi ve bazı yanlarıyla hâlâ da öyledir. Ebubekir Eroğlu, yayımladığı Sınır Taşı ile hem kendi okurunu sevindirdi hem Türk şiirine yeni tatlar ekledi. Hakkında yazılan yazılar, yapılan söyleşiler ve konuşmalarla gündemdeki yerini aldı. Arif Ay'ın bütün şiirleri bir araya geldi ve Güne Doğan Koşu adıyla yayımlandı. Edebiyat ortamının en iyi sürprizlerinden biri oldu. Çalgın, Yücel Kayıran'ın üçüncü şiir kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Hakkındaki onca yazıya rağmen Kayıran'ın 'felsefi şiiri', acaba kendine nasıl bir okur bulacak ve nereye oturacak?
İMGESEL ŞİİRİN ÖRNEĞİ
Cevdet Karal, Hilkatin İlk Günleri ile güzel ve temiz bir çıkış yaptı. Bu kitap, şairinin yerini işaret etti ve bu yeri pekiştirdi. Sert Geçecek Bu Kış, Hayriye Ünal'ın üçüncü şiir kitabı. Ünal, ikinci kitabı Ademin Kızlarından Biri ile yakaladığı canlı iklimi bu kitabıyla daha arı duru bir hale dönüştürdü ve güçlendirdi. Mustafa Muharrem'in Kemansız Kare'si imgesel şiirin iyi bir örneği olarak okurun zarif dünyasına seslendi. Sessiz Redifler, Cafer Turaç'ın önceki şiirlerinin yeniden basımı idi. Kitap, hem estetik baskısı hem de uzun ve gür sesli mısralarıyla sesli ve lirik şiir sevenlerin beğenisini kazandı. Küçük İskender'in, takip edebildiğim kadarıyla iki yeni şiir kitabı yayımlandı. Teklifsiz Serseri, bunlardan biri. Bu kitabı okuyunca şu kanaate vardım ki, Küçük İskender şiirindeki düşüşe engel olamıyor. Şiiri bir zeka oyununa dönüştürüyor. Önceki şiirlerindeki o yakıcı lirizmi yakalama çabaları seziliyor ama bu çabaların başarıya ulaştığını söyleyemeyiz. Zeynep Arkan, Dergah dergisinin şiir dünyasına kazandırdığı isimlerden biri. İkrar ile şiirleri bir kitaba kavuştu ve okura şairi hakkında bir kanaat edinme imkanı sundu. Arkan'ın şiirlerinin dergide yayınlandığı sıralarda ilgiyle okunduğunu sanıyorum. Söyleyişindeki rahatlık, kendine güven ve tasavvur ettiği dünyaya hakimiyet bu şiirlerin en belirgin özelliği.
EVVEL, KRAL VE DİĞERLERİ
Kral, Osman Özbahçe'nin üçüncü şiir kitabı. Şairinin kendi macerası içerisinde süratli bir ilerleyişin örneği olarak ayrıcalıklı yerini aldı. Hakan Şarkdemir ise, Tadat'ta, şiirindeki gelişimi açıkça ortaya koydu. Sevindirici bir haber gibi ulaştı. Aşk ve Niyaz'ı, eğer bu değerlendirme için kitapçı raflarını didikleme uğraşına girmemiş olsaydım, belki de hiç göremeyecektim. Mustafa Özçelik'in bu kitabıyla karşılaşmış olmaktan mutlu oldum. Hem güzel şiirler okudum hem de Mavera dergisini satır satır okuduğum '80'li yılların başlarındaki günlerimi hatırladım. Güven Turan'ın Serpintiler'i, Ömer Erdem'in Evvel'i, A.Ali Ural'ın Kuduz Aşısı, Osman Konuk'un Tehlikeli Belki'si, Tuğrul Tanyol'un Her Şey Bir Mevsim'i, Müslim Çelik'in Kızbes'i ve Mustafa Uçurum'un Tenhalayın Kalbimi 2006 yılına kendi gölgelerini düşürdüler, okurlarını buldular.
ŞİİR YILLIKLARI, GÜLDESTELER
Şiir yıllıkları, öteden beri, bir takım sorunlarla gündeme geldi hep, eleştirildi. Mehmet H. Doğan'ın Türk edebiyatını tek cepheden gören yıllığı da sonunda tarihe karıştı. Ne var ki, 2006 yılında yayımlanan yıllıkların da, barındırdıkları bir takım sorunlar, eksiklikler ve tek yanlı bakışlardan kurtulamamış olduğu görüldü. 2006 yılında iki yıllık dikkatleri çekti, ilgileri üzerine topladı. Bunlardan birincisi Şeref Bilsel - Cenk Gündoğdu ikilisi tarafından hazırlanan Şiir Defteri idi. Yılın genel bir dökümünü verme gayreti içinde olduğu izlenimi uyandıran Şiir Defteri'ne yoğun bir emek harcandığı anlaşılıyordu. Elbette bu emeğe saygı duymak gerekir. Yıllıkta yer alan değerlendirmeler ve soruşturmalarda iki şey dikkati çekiyordu. Birincisi, Türk edebiyatı üzerine yürütülen fikirlerin kafa karışıklığından kurtulamamış olması; ikincisi Türk şiirinin beslendiği ve yeşerdiği alanın yön değiştirdiği noktasında bir fikir birliğine doğru gidildiği -ki bu doğrudur-.
Diğer yıllık ise Hakan Arslanbenzer tarafından hazırlanmış: Türk Şiiri 2005. Açıkça söylemek gerekirse, bugüne değin yayınlanmış yıllıklar içinde en özgünlerinden biri olmuş. Gerek dışarıda bıraktığı isimler kadar tercih ettiği bazı isimler açısından gerekse bir takım değerlendirmeleri açısından eleştiriler yöneltmek mümkünse de yıllık anlayışına getirdiği yenilik kayda değer. Yaptığı tasnifler, yorumlar ve değerlendirmelerle yıllık hazırlamayı bir 'ortalama tutturma' gayreti olmaktan çıkarıp bir 'bakış açısı'na dönüştürmüş. Dergâh Şiirleri Güldestesi, İbrahim Tenekeci tarafından hazırlanmış. Güzel ve temiz bir çalışma olmuş. Dergâh dergisinin 16 yıllık şiir ve şair haritasını çıkaran bu çalışma, bir güldeste olmanın ötesinde Dergâh'ın Türk şiirine kazandırdıklarını görmek açısından da önemli ipuçları içeriyor.
Poetika kitapları ve konuşmalar
Hilmi Yavuz'un konuşmalarının yer aldığı Şiirim Gibi Yaşadım geçen yılın en çok tartışılan kitaplarından biri oldu. Çocukluğundan bugüne hayatını anlattığı bu kitapta Yavuz, şiire bakışı kadar şairlere bakışına da yer verdi. İşin ilginç yanı, kitap, şiire ilişkin yanıyla değil, başka şairler hakkında ileri sürdüğü yargılarla öne çıktı. Çenebazlık, İsmet Özel'in poetik denemelerinin yer aldığı bir kitap. Bir bakıma Şiir Okuma Kılavuzu'nun tamamlayıcısı niteliğinde. Özel poetikasını, yeniden ve yeni bir şekilde okumak isteyenler için bir fırsat sundu. Ne var ki, bir çok kitap gibi Çenebazlık da edebiyat ortamının genel sükunetinden payını almış göründü. Anne, Ben Barbar Mıyım? Lale Müldür'ün deneme ve söyleşilerinin yer aldığı bir kitap. Müldür'ü ve şiirini tanımak, bilmek isteyecekler için önemli bir kitap. Özellikle, kitabın yarıya yakın kısmını dolduran denemeler keyifle okutuyor kendini. Nilgün Marmara'nın Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi, yılın ilk aylarında yayınlanmıştı. Kadın, şiir ve intihar üzerine yazılmış, yapılmış güzel bir inceleme. Marmara'nın şair dikkati ve algısındaki parlaklık bu kitapta açıkça görülüyor. Şair Sözü, şiir ve şairler üzerine yapılmış incelemelerin yer aldığı bir kitap. Mehmet Can Doğan, kimi zaman bir kitaptan çıkış yaparak, kimi zaman toplu bakışlarla şairleri şiir dünyamız içerisindeki yerlerine oturtmaya çalışmış. 1980 Kuşağı Türk Şiirinin Poetikası, Bâki Asiltürk'ün '80 kuşağı üzerinden Türk şiirinin yakın dönemine kendine özgü bir bakış getirmeyi denediği kapsamlı bir çalışma. Ne var ki kitabın ismi biraz tuhaf geldi bana. Nasıl demeli, bir fazlalık varmış gibi sanki. Şöyle mi olmalıydı acaba: 1980 Kuşağı Şiirinin Poetikası.
03.01.2007
ILGAZ
Hem espiri vardı,Hem gerçek
“Ilgaz, Anadolu’nun
sen yüce bir dağısın… “
Ilgaz, büyük gerçekten. Tarihe tanıklık edişi, heybetli duruşu, “tığ gibi çamları”, katkısız berrak suları, her mevsim değişik renkli çimenleri, çiçekleriyle.
Bağımsızlık Savaşı’na arka çıkışıyla…
Batı Kara Deniz’den, Anadolu’ya, kol-kanat germiş gibi. “Okkalı” oturuşu, karlı dorukları, yeşil bedeni, iki tarafa açılan kollarıyla.
Daha önce, öğrencilik yıllarımda, sanıyorum Akbaba dergisindeydi, Ilgaz soy adlı bir şairin şiirini okudum. “Ayıptır söylemesi” şiirinden çok, soy adı çekti ilgimi.. Ilgaz yakınlarından biri olmalı ki, soyadı Ilgaz olsun… Kimseye sormadım da. Öte yüzden mi, beri yüzden mi olduğunu da merak ettim. Öyle bir iz bıraktı geçti.
Yıllar sonra, O Ilgaz’ın, Rıfat Ilgaz olduğunu öğrenince; ”Koltuğumuz kabardı.” Hele-hele; Ha babam Sınıfı ünlü olunca. Yöremizden kokular salan, kitaplarını tanıyınca ”Yıldız Karayel,” ve “Sarı Yazma” yayınlanınca
Daha önceleri; “İlimizin yetiştirdiği büyük insanların” içinde yoktu.Ünü yurt dışına taştığında bile. O her fırsatta Kastamonu’yu tanıtmağa çalışıyordu. “İlimizin yetiştirdiği büyük insanlar”dan biri olan Rıfat Ilgaz’la övünmek yerine; onu yerin dibine batıranlar oldu.
Şevket Kürkçü, Cumhuriyetin ilk yıllarında okumuş, sergen şapka giyen bir öğretmendi. Sanıyorum; Rıfat Ilgaz’ın ilk imza gününe geldiğinde, şimdiki Halk Eğitim Merkezi, O zaman Öğretmen Eviydi. Okuma salonunda otururken, Rıfat Ilgaz geldi gündeme. Soğuk bir hava estirildi. Kastamonu’nun bereketi kaçacakmış, kötü bir şey olacakmış gibi.
Şevket Öğretmen de, pek olumlu bakmıyor, Ha Babam Sınıfı’nı eleştiriyordu, “Öyle sınıf olmaz!“ diye.
Fırsattan yararlanan “malûm kişiler” de körüklüyordu, gözünün biri açıkken, ötekini “var gücüyle” kırparak.
Oysa O; Kastamonu’nun, yetiştirdiği, ünü ülke sınırlarını zorlamış, şair ve yazarımızdı.
“Kaldır başını kan uykulardan / Böyle yürek, böyle atardamar atmaz olsun.” Deyip, Türk aydınına, uyanma, uyarma aydınlatma görevini anımsatıyordu. “Çağdaş uygarlık düzeyi”ne ulaşmak için.
“Geride kalanlara ne bırakacağım,/ Çocuklarıma. /Onların da çocuklarına? / olsa-olsa / Karadeniz’den payıma düşeni / Beş on evlek yer, gökyüzünden.
“Varlık edinememiş ya da edinmemiş. Adı bir sokağa verilince “mülkiyet” edindiği için sevinmişti.
“Karadeniz’in üstünden, gökyüzünden, beş on evlek yer !?...” den daha somuttu.
Rıfat Ilgaz’ı, “arkalayı” tanıdığım yıllarda, Hürriyet gazetesi, güldürü ustalarına, gazetede güldürü yazmaları için çağrıda bulunmuş, çok ta para önermişti. Rıfat Ilgaz:
“Ben parayla, ısmarlama güldürü yazmam.” Dediydi.
Bin dokuz yüz doksan bir yılında, Sekseninci Yaş Kutlamalarını, Türkiye’nin dört büyük ilinde yapacağını duyuruyor, sorsalar da, sormasalar da, dördüncü büyük ilin; Kastamonu olduğunu açıklıyordu. Gerçek payı da, mizah payı da vardı.
İlk İmza Gününde yanına yaklaşamadık. O da istemiyordu yakından ilgilenmeği. “Öküz altında buzağı arandığı” yıllardı.
Türk Basın Birliği Kastamonu Şube Başkanı, Rahmetli Murat Köseoğlu’nun katkısını, etkisini, çoğu kişi bilmez. İmza Günü için zamanın valisini; kitap imzalamak için de, Gayret Kitapevi sahibi Remzi Uliç’i razı eden O dur. “Bomba atılır.” Korkusuyla, Remzi Uliç içeri razı olmadı. Önüne, hatta biraz uzağına razı edilebildi. Rıfat Ilgaz’ın can güvenliğini sağlamak için de polis çevresinden eksik olmadı.
Daha sonraki yıllarda rahatça birkaç kez, mutlu gelip, mutlu gitti.
Son yıllardaki çoğunlukça benimsenişini duysa, çok mutlu olacağı kuşkusuz.
2006
ILGAZ YELİ
Meslek Yüksek Okulu’nun, Bahar Etkinlikleri sırasında; “Nalkıran Doruğu’nda, Ilgaz rüzgârı esti
Gönülleri serinletti.
Tek başına verdiği konferansta; Mehmet Saydur, Okul Müdürü’nün açış konuşmasında söylediği gibi; “On yıllık bir araştırma sonucu”nun ürünü, “Marko Paşa Gerçeği”ni paylaştı izleyenlerle.
Atatürk’ün ölümüyle her şeyin değişmeğe başladığını, yabancı egemenliğinin arttığını, ”Marko Paşa Dergisi”nin bu akıma karşı çıktığını, yazarlarından birisinin Rıfat Ilgaz olduğunu belirtti.
Marko Paşa’cıların:
“Bari dışarıdan bakan da getirtelim, ülkeyi onlar yönetsin olsun bitsin.” dediklerini, yarım asır sonra bu görüşün gerçekleştiğini anlattı.
Rıfat Ilgaz’ı neden çok sevdiği konusundaki bir soru üzerine;
“Aslında Rıfat Ilgazı hepimiz çok sevmeliyiz. O, bizden biri” dedi.
İkinci günki; Burhan Günel, Burcu Alkan, ve Müslüm Çelik’in katıldığı oturumu da Mehmet Saydur yönetti.
Burhan Günel; Ilgaz’ın Türkçeyi iyi kullandığını, yabancı egemenliğine karşı çıktığını anlattı.
İkinci konuşmacı Müslüm Çelik; uzun boylu, giyimine önem vermemiş, zayıf. Yüzü, durağan; belkide yılların sözü geçmeyen düşünce yorgunu. Gömleği yakasız, kıyıları ninemin dikiş iğnesiyle elinde diktiği dikişten. Gülmeyen, konuşmalarından, içi insan sevgisi dolu olduğu anlaşılan biri.
Ilgaz’la ilgili konuşması sırasında; bir ara duygulandı, kalktı, titredi silkindi…”Devrez Deresi”ni söylemeğe başladı.
Daha, “Devrez Deresi’ni duman bürümüş.” Der demez salonu teslim aldı.
“Devrez deresi’ni Duman bürümüş.” Sözlerini herkes söyler de, Müslüm’ün söyleyişi bir başkaydı. “Of ooff” çekişi daha başka.
Ülke olarak, birey olarak çekilen sıkıntıları, istemeğe-istemeğe olup bitenlere seyirci kalışımızı anımsattı.
Birlikte çay içişimiz sırasında; yanımıza üç öğrenci geldi:
“Sesiniz çok güzel, türkücü olmayı düşünmediniz mi?” dedi, birisi. Müslüm Çelik soruyu yadırgamadı. Az durdu:
“Baktım şiirin önüne geçecek, bıraktım.” Diye yanıtladı.
“Şiirlerinizden, kitaplarınızdan dolayı hapis yattınız mı?” dedi ikincisi.
“Hayır” yanıtını alınca, öğrencilerin üçüde afalladı.
Anlamını anlıyamamışlardır.” Dedim, Öğrenciler rahatladı, Müslüm Çelik güldü.
Burcu Alkan; lise son sınıf öğrencisi görünümünde, her yerinden umut fışkıran biri. İngilizce eğitimi almış, İngiltere’de doktorasını yapıyormuş. Edebiyatı sevmiş. Tez konusu olarak; Rıfat Ilgaz’ı seçmiş. Tezini hazırlarken; umduğundan da fazla bilgilere ulaşıp, O da Rıfat Ilgaz’ı çok sevmiş. Eserlerinden çeviriler yapıp, dış ülkelere tanıtmış. Daha da tanıtacakmış…
Geceki, “Ruhi Su Dostlar Korosu Konseri”nde, sanatçılar arasında bando takımlarının önündeki “maskot” gibi, giysiside büyüklerininkine benzeyen küçücük bir kız ilgi çekti. “Sahne tozu” soluyan bir çocukcağız sanıldı.
“İlgaz Türküsü”nü, sesini alçaltıp yükselterek, inceltip kalınlaştırarak çok güzel söyleyince; sanatçı olduğu belli oldu.
Şefin:
“Yavrusu marifetli anadan, İzmir zeybeğini dinleyelim.” Deyince; o küçücük sanatçının; sanatçı Tülay Merev’in kızı, Başak Merev olduğu anlaşıldı.
Bu, genç ve gencecik iki yeteneğin adını, önümüzdeki yıllarda da, sık-sık duymak, her alanda olduğu gibi, edebiyat ve sanat alanında da Mustafa Kemâl’in arzuladığı seviyeye ulaşmak dileğiyle.