Birgo

OCK
14
ILGAZ YELİ / FİKRİ UZUN

ILGAZ YELİ / FİKRİ UZUN

ILGAZ YELİ
Meslek Yüksek Okulu’nun, Bahar Etkinlikleri sırasında; “Nalkıran Doruğu’nda, Ilgaz rüzgârı esti
Gönülleri serinletti.
Tek başına verdiği konferansta; Mehmet Saydur, Okul Müdürü’nün açış konuşmasında söylediği gibi; “On yıllık bir araştırma sonucu”nun ürünü, “Marko Paşa Gerçeği”ni paylaştı izleyenlerle.
Atatürk’ün ölümüyle her şeyin değişmeğe başladığını, yabancı egemenliğinin arttığını, ”Marko Paşa Dergisi”nin bu akıma karşı çıktığını, yazarlarından birisinin Rıfat Ilgaz olduğunu belirtti.
Marko Paşa’cıların:
“Bari dışarıdan bakan da getirtelim, ülkeyi onlar yönetsin olsun bitsin.” dediklerini, yarım asır sonra bu görüşün gerçekleştiğini anlattı.
Rıfat Ilgaz’ı neden çok sevdiği konusundaki bir soru üzerine;
“Aslında Rıfat Ilgazı hepimiz çok sevmeliyiz. O, bizden biri” dedi.
İkinci günki; Burhan Günel, Burcu Alkan, ve Müslüm Çelik’in katıldığı oturumu da Mehmet Saydur yönetti.
Burhan Günel; Ilgaz’ın Türkçeyi iyi kullandığını, yabancı egemenliğine karşı çıktığını anlattı.
İkinci konuşmacı Müslüm Çelik; uzun boylu, giyimine önem vermemiş, zayıf. Yüzü, durağan; belkide yılların sözü geçmeyen düşünce yorgunu. Gömleği yakasız, kıyıları ninemin dikiş iğnesiyle elinde diktiği dikişten. Gülmeyen, konuşmalarından, içi insan sevgisi dolu olduğu anlaşılan biri.
Ilgaz’la ilgili konuşması sırasında; bir ara duygulandı, kalktı, titredi silkindi…”Devrez Deresi”ni söylemeğe başladı.
Daha, “Devrez Deresi’ni duman bürümüş.” Der demez salonu teslim aldı.
“Devrez deresi’ni Duman bürümüş.” Sözlerini herkes söyler de, Müslüm’ün söyleyişi bir başkaydı. “Of ooff” çekişi daha başka.
Ülke olarak, birey olarak çekilen sıkıntıları, istemeğe-istemeğe olup bitenlere seyirci kalışımızı anımsattı.
Birlikte çay içişimiz sırasında; yanımıza üç öğrenci geldi:
“Sesiniz çok güzel, türkücü olmayı düşünmediniz mi?” dedi, birisi. Müslüm Çelik soruyu yadırgamadı. Az durdu:
“Baktım şiirin önüne geçecek, bıraktım.” Diye yanıtladı.
“Şiirlerinizden, kitaplarınızdan dolayı hapis yattınız mı?” dedi ikincisi.
“Hayır” yanıtını alınca, öğrencilerin üçüde afalladı.
Anlamını anlıyamamışlardır.” Dedim, Öğrenciler rahatladı, Müslüm Çelik güldü.
Burcu Alkan; lise son sınıf öğrencisi görünümünde, her yerinden umut fışkıran biri. İngilizce eğitimi almış, İngiltere’de doktorasını yapıyormuş. Edebiyatı sevmiş. Tez konusu olarak; Rıfat Ilgaz’ı seçmiş. Tezini hazırlarken; umduğundan da fazla bilgilere ulaşıp, O da Rıfat Ilgaz’ı çok sevmiş. Eserlerinden çeviriler yapıp, dış ülkelere tanıtmış. Daha da tanıtacakmış…
Geceki, “Ruhi Su Dostlar Korosu Konseri”nde, sanatçılar arasında bando takımlarının önündeki “maskot” gibi, giysiside büyüklerininkine benzeyen küçücük bir kız ilgi çekti. “Sahne tozu” soluyan bir çocukcağız sanıldı.
“İlgaz Türküsü”nü, sesini alçaltıp yükselterek, inceltip kalınlaştırarak çok güzel söyleyince; sanatçı olduğu belli oldu.
Şefin:
“Yavrusu marifetli anadan, İzmir zeybeğini dinleyelim.” Deyince; o küçücük sanatçının; sanatçı Tülay Merev’in kızı, Başak Merev olduğu anlaşıldı.
Bu, genç ve gencecik iki yeteneğin adını, önümüzdeki yıllarda da, sık-sık duymak, her alanda olduğu gibi, edebiyat ve sanat alanında da Mustafa Kemâl’in arzuladığı seviyeye ulaşmak dileğiyle.


Yorumlar alınıyor...
Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Oyun MMO Yardım Bize Ulaşın
Copyright © 2010 MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.' ye Aittir