GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TARİHİ
Gaziantep`te yüksek öğretim 1973 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi`ne bağlı Makine Mühendisliği Bölümü ile başlamış ve 1987 yılında ise üniversite tüzel kişiliğini kazanmıştır.rnrn rnrnKuruluşundan bu yana dengeli bir şekilde gelişmesini sürdüren Gaziantep Üniversitesi, çevre il (Kilis) ve ilçelere (Nizip,Oğuzeli) yayılarak 7 Fakülte, 4 Yüksekokul, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, 3 Enstitü ve 7 Meslek Yüksekokulundan oluşan bir bölge üniversitesi haline gelmiştir. Bağlı birimlere ilave olarak, Adıyaman Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulu`nun ayrıca Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi ve Oğuzeli`nde birer Meslek Yüksekokulu`nun kurulması çalışmaları sürmektedir. Tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenci alınan bölüm ve program sayısı 2002 yılında toplam 104 olmuştur. Mevcut öğretim elemanı sayısı 763 olup, 2002 yılı itibariyle yaklaşık 11.000 öğrenci eğitim öğretim görmektedir.rnrn rnrnÜniversitemiz Mühendislik Fakültesinde, Fen Edebiyat Fakültesinin ise İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde öğrenim dili İngilizce olup, bu iki birimin yanı sıra Tıp Fakültesi ve Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı okutulmaktadır.rnrn rnrnÜniversitemiz, öğrencilerine ve tüm akademik personele sunduğu gelişmiş kütüphane imkanları, modern araştırma laboratuarları ve bilgi-işlem alt yapısı ile her türlü araştırma ve geliştirme faaliyetlerini en üst düzeyde desteklemektedir.rnrn rnrnBilimsel yayın sıralamasında Gaziantep Üniversitesi Türkiye`nin vakıf üniversiteleri dahil olmak üzere tüm üniversiteleri arasında 10., devlet üniversiteleri arasında ise 5. sırada olup Türkiye`nin en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.rnrn rnrnSosyal ve kültürel faaliyetler, artan bir hızla devam etmektedir. Öğrenci toplulukları çeşitli etkinliklerle sosyal ve kültürel faaliyetlere önemli ölçüde katkıda bulunmakta olup, ülkemizi ilgilendiren ekonomik, siyasi ve uluslararası konularda tanınmış simaların katıldığı birçok bilimsel toplantı düzenlenmektedir.rnrn rnrnHuzur ve güven ortamında eğitim yapılan Gaziantep Üniversitesi, aydınlık geleceğe açılan kapıda ülkemiz gençlerine en iyi sosyal ve akademik hizmeti sunmayı temel ilke edinmiştir.
Gaziantep`te yüksek öğretim 1973 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi`ne bağlı Makine Mühendisliği Bölümü ile başlamış ve 1987 yılında ise üniversite tüzel kişiliğini kazanmıştır Kuruluşundan bu yana dengeli bir şekilde gelişmesini sürdüren Gaziantep Üniversitesi, çevre il (Kilis) ve ilçelere (Nizip,Oğuzeli) yayılarak 7 Fakülte, 4 Yüksekokul, Türk Musikisi Devlet Konservatuarı, 3 Enstitü ve 7 Meslek Yüksekokulundan oluşan bir bölge üniversitesi haline gelmiştir. Bağlı birimlere ilave olarak, Adıyaman Mesleki Teknik Eğitim Fakültesi ile Yabancı Diller Yüksekokulu`nun ayrıca Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi ve Oğuzeli`nde birer Meslek Yüksekokulu`nun kurulması çalışmaları sürmektedir. Tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenci alınan bölüm ve program sayısı 2002 yılında toplam 104 olmuştur. Mevcut öğretim elemanı sayısı 763 olup, 2002 yılı itibariyle yaklaşık 11.000 öğrenci eğitim öğretim görmektedir.
Üniversitemiz Mühendislik Fakültesinde, Fen Edebiyat Fakültesinin ise İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde öğrenim dili İngilizce olup, bu iki birimin yanı sıra Tıp Fakültesi ve Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulunda zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı okutulmaktadır.
Üniversitemiz, öğrencilerine ve tüm akademik personele sunduğu gelişmiş kütüphane imkanları, modern araştırma laboratuarları ve bilgi-işlem alt yapısı ile her türlü araştırma ve geliştirme faaliyetlerini en üst düzeyde desteklemektedir.
Bilimsel yayın sıralamasında Gaziantep Üniversitesi Türkiye`nin vakıf üniversiteleri dahil olmak üzere tüm üniversiteleri arasında 10., devlet üniversiteleri arasında ise 5. sırada olup Türkiye`nin en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.
Sosyal ve kültürel faaliyetler, artan bir hızla devam etmektedir. Öğrenci toplulukları çeşitli etkinliklerle sosyal ve kültürel faaliyetlere önemli ölçüde katkıda bulunmakta olup, ülkemizi ilgilendiren ekonomik, siyasi ve uluslararası konularda tanınmış simaların katıldığı birçok bilimsel toplantı düzenlenmektedir.Huzur ve güven ortamında eğitim yapılan Gaziantep Üniversitesi, aydınlık geleceğe açılan kapıda ülkemiz gençlerine en iyi sosyal ve akademik hizmeti sunmayı temel ilke edinmiştir.
Halfeti Şanlıurfa ilinin bir ilçesidir.
M.Ö.855 yılında Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal'a Rhomeyta ve Hesna the Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal'at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslıların eline geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır.
1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalandı. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal'at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da kullanılan Urumgala ve Rumkale adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.
Halfeti ilçesinin il merkezine uzaklığı 120 Km'dir. Yukarı Göklü adlı bir kasabası 35 köyü ve 34 mezrası vardır. 2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçenin nüfusu 33 bin 467' dir. ( İlçe nüfusu 2 bin 608, Köy nüfusu 30 bin 859 ) Arazisinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığından ilçenin yeni yerleşim alanı olarak Karaotlak bölgesi tesbit edilip ilçe yeniden inşa edildi, Konutlar sahiplerine teslim edildi.
Şu anda , eskihalfeti denen , bir kısmı sular altında kalmış bölge , yavaş yavaş turistik bir bölgeye dönüşüyor.
Bugün hâlâ tarihi,sadece geçmişteki bir olaylar dizisi gibi gören, zekâ ve enerji gerektiren ve sonuç getiren pek çok verimli saha varken tarih yazmak için zaman harcanmasına akıl erdiremeyenler vardır. Halbuki tarih, diğer ilim dalları yanında bir konudan ibâret değildir. Aynı zamanda, insanlara, doğru neticelere varmaları için yön veren bir düşünce tarzıdır. Geçmişini bilmeyen, yani kendini tanımayan bir toplum, tıpkı hafızasını kaybetmiş, akıntıya kapılmış gibidir. Bütün insanların geçmişten cesaret almaya, onu öğrenmeye ve bu suretle tecrübe kazanmaya ihtiyacı vardır. Her millet, atalarının geçmişteki başarılarıyla iftihar eder. Gerek fertlerin, gerekse toplumların ne olduklarını ve nereden geldiklerini bilmeye ihtiyaçları vardır.
Tarihi gelişmelerin bilinmesi, çağdaş değerlerin de daha iyi takdir edilmesine imkân sağlar. Paul Valery’nin ifadesiyle “tarih, bize önceden görme imkânı pek vermez, fakat zihnin bağımsızlığı ile ortak olduğundan bizim daha iyi görmemize yardım edebilir.” Léon – E. Halkın, daha ileri gitmek gerektiğini, zîrâ, tarihin bilinmesinin geleceği düşünmek bakımından zarûrî olduğunu söyler. “Geleceğin hayalleri geçmişe karşı gelmek istedikleri zaman bile, kendi unsurları içinde, ona bağlı bulunmaktadır” der.
İnsana doğru değerlendirme yapmayı öğreten tarih, onu, Prof. M. Gökberk’in işaret ettiği gibi, “çağdışı olmaktan kurtarır, gününü yaşayan, geleceğe doğru uzanan değerleri içinde yapıcı rol oynamasına yol açabilir.”
Tarih, insanların kültür seviyelerinin yükselmesine yardımcı olur. Tarih, insanlarda ahlâk şuurunu uyandırıp mânevi değerlerin gelişmesinde rol oynar. Âileden başlayıp millete doğru gelişen bir sevgi ve bağlılığın doğmasına imkân hazırlar. Böylece tarih, bir ferdin âid olduğu milletin, üstünde yaşadığı vatan topraklarının geçmişini öğrenme ve araştırma arzusunu ortaya çıkarır.
Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir...
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.