Birgo

ARL
12
Enteresan Şeyler

ENTERESAN ŞEYLER

  • Hindistan`da oyun kağıtları yuvarlaktır.
  • Çocuklar baharda daha fazla büyür.

HAZ
22
Usta ve Çırak 2

Usta ve Çırak 2 (+18)

(+18)

-Git demedim mi ben sana neden bekliyor?

-Bekliyorum çünkü, gidecek yerim yok..Ayaklarıma kapan de kapanayım abi şu koca köprünün altında bir büklüm yatacak yerde bana ver, ne olur sanki?

-Vermem lan …tir git..Kaybol gözümün önünden.Cennetini cehenneme dönderirim senin karektersiz herif..Yaşın kaç senin?

-On altı abi..

-İyi defol..Gözüm görmesin..

-Bu gece yatayım be abi.Valla seni rahatsız etmem..

Usta çocuğun söylediklerine dayanamıyordu..Bu yakarışlar o kadar içtendi ki Can biraz daha üstelese Usta orada kalmasına müsaade edecekti..Usta kasalardan yaptığı yatağının üstünde otururken yerinden kalktı önce üç büyük taşla çevirdiği ateşliğinin içindeki çalı çırpıyı yaktıktan sonra, kasaların altına sakladığı tahta parçalarından iki tane çıkarıp yaktığı çalı çırpının içine attı.Daha sonrasında iki elini önünde bağlayıp burnunda kurumuş kanları ile bekleyen Can a dönerek,

-Senin evinde soba yanıyomu?

-Yakar annem..

-Anandan başlatma akşam akşam,yakacağınız varmı?

-Var abi,

-İyi bak buralarda yakacak zor bulunur.. adamın ……. donar burada, yakacak bulamazsın.Sigarada içyonmu sen?

-bazen içerim..

-İyi bok içersin.Burada içecek sigarada bulamazsın..

-Olsun abi ben kalırım..

-Sana kal diyen kim şerefsiz..Buraya ilk geldiğim gece ırz…….. Neyse.. Bende senin gibi evden kaçmıştım..Dayaktan..Şimdi babamı bulsam, Ah bi bulsam, edeceğimi biliyomda.

Usta yerinden doğruldu,Can’ın yanına geldi kolundan tutarak hafifçe iteledi..

-Evine git..

Can artık daha fazla üstelemedi kalmak için..Ve karanlığın içinde gözden kaybolup uzaklaştı..

Daha sonrasında usta yanan ateşi çevreleyen taşların üstüne ıslanmış ekmeğini koyarak kurutmaya başladı.. o ekmeğin orada kurumasını beklerken her akşam sıkıldığında, altında bıkmadan saatlerce oturduğu sokak lambasının altına doğru yürümeye başladı..O zamanlarda arada bir kulağına çalınan türküyü mırıldanarak…

-Başın öne eğilmesin..Ağlama gönül ağlama..Böylemiydiki acaba.. aman işte..Başın öne eğilmesin, ağlama gönül ağlama, ağladığın duyulmasın…..

Usta sokak lambasının altına geldiğinde hemen her zamanki oturduğu gibi yüzünü denize dönerek sırtını sokak lambasının betonuna verdi ve oturdu kaldırıma..

Oturduğu yerde türküsünü mırıldanırken arkasından sessizce birisi yaklaştı..Önce usta nen türküsüne kulak verdi..

-Bana mı söylüyon bunu?

-Hay senin ananı avradını..senmiydin ne diyon deli?

Usta nen arkasından yaklaşıpta onu dinleyen mahallenin akıllısı Zeynep ti..

-Deli ne sessiz sessiz geliyon. O yüzünün gözünün hali ne kapkara..

-Babam çöp toplattı bana, ondan

-Kafanı soktun çöpe deli yüzün niye kara?

-Heeee kafamı soktum çöpe..deli!

-Sensin deli ……tir git başımdan..

-Seni seviyom Usta..

-Allaaaahh ekmeğim yandı..

Usta hemen yattığı yere doğru koştu..Oraya gittiğinde gördü ki ateşin yanındaki ekmek yanmıştı..Önce üstünü tırnaklarıyla kazıdıktan sonra ekmeğin içinin yanmamış kısımlarını yemeye başladı..Ekmeğini yerken de salça kutusunu Köprünün ayağında hayır için yapılmış çeşmeden doldurarak yarı közlenmiş ateşin üstünde kaynamaya bıraktı..Bu arada ekmeği ile karnını doyurabildiği kadar doyurduktan sonra bakkal amcasının ona verdiği sigara paketinden bir tane çıkarıp yaktı..Pakette kalan sigarayı sardı sonra…

-Bir,iki,üç,dört…….. on altı…on altı tane kalmış..On altı nereden aklımda kaldı benim, hiç yabancı değil,

diyerek her zamanki yerine,Deniz kıyısındaki büyük taşın üstüne çıkarak oturdu ve boğazdan geçen büyük gemileri kayıkları izlemeye başladı..Bir yandan sigarasını içerek...

Sigarasını bitirdikten sonra, oturduğu taştan aşağıya indi,pantolonunu düzeltti ve bir eli ile pantolonunu düşmesin diye tutarak yine köprünün altına geldi..Ateşin üstündeli salça kutusunda demlediği yarı ham çayını içine, yine yatağının altında sakladığı kesme şekerlerden bir avuç atarak yerden aldığı bir çalı parçası ile karıştırmaya başladı..Usta salça kutusunu daha ağzına götürmemişti ki karanlıktan birisinin kendisine doğru yaklaştığını gördü..Hemen yatağının altındaki kalınca sopasını aldı ve korkusuzca,

-Kimsin lan sen,

diyerek bir yandan da küfürler savurarak gelen işinin üstüne doğru koşmaya başladı..

-Abi benim, dur abi benim Can..

-Az daha yine seni dövecektim.. Niye gitmedin lan sen evine..

-Abi gidemedim.Ne yaparsan yap bana, ama gidemedim.Ben bu adamın sopalarından bıktım abi..Daha doğrusu hiç gitmedim..Şu ileride bekledim..Ateşide böyle cayır cayır yanıyo görünce..Üşümüştüm..

-Bana kalsa seni iyi bi dövsem yeridir ama şimdilik kendine bi yer bulana kadar gel yat burada önce biraz ısın sonrada şu manavın önüne gidip birkaç kasa alalım..Allah’tan adamın dükkanı küçükte kasları dışarıda bırakıyo..Bilse ki bu gecede aldım kasalarını, anamı aha denizin içine doğru kovalar.. iki gün fazla değil.. Sonra evine…Bende senden sonra kasaları yakarım..Çayımı da senin yüzünden döktüm yine..

-Usta,Can’ la konuşmaya başlamıştı..Sesleri karanlığın içinde kayboluyordu..

-Yaşlın kaçtı senin?

-On altı abi..

-Haa demek ondan onaltı aklımda kalmış.Sigarada içersin sen şimdi..Al hadi bi tane vereyim sana dur bi sayayım kaç tane kalmış..bir iki üç dört beş altı ……… on beş..Külliyatın zarar anasını avradını ……………. Şu türkü nasıldı lan Başın öne eğilmesin ağlama gönü…..

-Aldırma gönül abi…

-He lan bende diyom işte ..Başın öne eğilmesin ağlama gönül ağlama…

-Aldırma abi..

-Lan ağabeynin ağzına sıçtırma…..Ben böyle söylüyom.. Bana usta de..

-Bende çırağınmı olacam abi..

-Senden bi bok olmaz..

 

kaynak : hikaye.net


Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın