Birgo

MAY
17
KARIŞIK DEVRİMCİ ŞAİRLERİN ŞİİRLERİ Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
Sadece beyni zonklayanlardan biri!
Bakmayın tozduğuma meşhur Babıalide!
Bulmuşum rahatımı ben bir tesellide.
Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası!
Bir vicdanın, bilemem, kaçtir hava parası?
Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık;
Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık.
Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem;
Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
Üstün çile, dev gibi geldi çattı birden! Tos!!
Sen cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen guruhiyle...
Çok var ki, bu hınç bende fikirdir, fikirse hınç
G
2 Akşam Güneşi
(Ahmet Erhan) Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir
Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren
Yağmurda yalnız kalır, seyircisi yoktur
Onun için yaşamak alelade bir lükstür

Rüzgara karşı kalem oynatır hayatım
Damla damla büyür beyninde bir gül
Bir şiirdir ve hiç de kötü değildir
Dizeleri birbirine iteleyerek geçer

Sararmış bir devrimci fotoğrafıdır hayatım
Genelevi bulamayan yeniyetmeye benzer
Yalnızlığı yalnızlıktır ve çok sıradandır
Her hafta sonu annesini görmeye gider

Kartpostal görüntüleri ile intihar eder
Donar kalır bir aynada eli yüzü çıplak
Altıncı filo gibi bir şeydir, isyanlar bastırır
Yasaktır elini koynuna sokmak yasak
3 Kuş Bakışı
(Akgün Akova) senin bakışın sevgilim
senin bakışın
bulutlarla yanak yanağa gezen kırlangıç
uçurumların anlamını bilen albatros
yağmurlu günlerde güneş devrimi yapan güvercin
senin bakışın
telefon kulübesinde sesimle sevişen kumru
gökgürültüsünün üstünden geçen turna
emeğin kavgasına kanat veren kartal
senin bakışın sevgilim
senin bakışın
"çok uzaklara gitmeliyim kendimi bulmak için" diyen leylek
"uzaklara gidersen yitirirsin yakınındakileri" diyen serçe
baştankara, içimdeki yazı bahçesine dadanan
sevgilim
senin bakışın
kısa otlara uzun dalların öykülerini anlatan
çalıkuşu
çocukluğumun şeytan uçurtmalarıyla yarışan saka
aynanın önü
4 Aşkla Sana
(Arkadaş Z. Özger) alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladığım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gi
5 Yıkılma Sakın
(Ataol Behramoğlu) Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak

Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı

Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
Bir umut ateşi gibi parlay
6 Danton'un Çaydanlığı
(Can Yücel) Kırılan bir çaydanlıktı biz öyle sandık
Ya da bir yıldız uyanmış sonra uyanıvermiş
Öyle şaşılası bişey ki şaşmadım bile
Sen söyledin Türkçe yüzermiş Capon balıkları
Sen hep böyle güneşli yalanlar söyle
Ben toplarım parçalarını
Kırk yılın Halimesi böyle bir güvercin
Oturup ağda yapsın düpedüz Devrim
Bu bir değil iki değil dördüncü bacağı
Halime kopardıkça dünya yenileniyor
Bu el yeni abeceyle yazılmış bir el
Laik bir bacağı sıvazlıyor

Komşular kibar evler dağa çıkmışlar dünden. Biz de
Halimeyle vatanı süpürüyorduk. Dışarıdan hariciyeli
bir ses: (Affedersin! Affedersin! Affedersin! Yangın
merdiveniniz yanıyor!) Ne bu curcuna
7 Mare Nostrum
(Can Yücel) En uzun koşuysa elbet
Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak ...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun
8 Yaşasın Cazın Getirdiği Devrim
(Can Yücel) HİÇKİMSE KALMADI
ÇİÇEKLER ÇARPIK AÇIYORLAR
AMPÜLLER EĞRİYDİ
MERDİVENLERDEN ÇIKAMIYORDUM
TAVAN BASIKTI
SİFON İŞLEMİYORDU
SIÇAMIYORDUM
İŞEYEMİYORDUM
BİR ÖLÜ MİLİTAN BAHARI
BİR APARTMAN DAİRESİNDE BEKLİYORDUM
BEN Kİ BEKLEMEYİ SEVMEM
BEKLEMEK BENİM İÇİN BİR AZAP OLDUĞUNA GÖRE
BENİ GAZABA GETİRİR
TRAMVAY İHTİYARI DURAKLARINDA BEKLEYE BEKLEYE
İHTİYARLAMIŞ BİR KOMÜNİST OLARAK
GİTARDAN ÇIKAN TIN SESLERİ
BENİ YENİDEN ADAM EDECEKTİR
HAVADA HAVVA OLAN BİR ADEM
VE YAKLAŞIRKEN BÜTÜN GÜZELLİKLERİ BAHARLA BİRLİKTE
ARKADAŞLARIM OLAN CAZCILAR
ELBETTE BULACAKLAR BİR ACIBADEM
VE BİZ YAŞAMAYI YENİDEN KURACAĞ
9 Dayak
(Fazıl Hüsnü Dağlarca) İster misin ellerimizi birleştirelim,
Sen iki vur, ben iki daha,
Çalmış mı,
Emmiş mi alın terini ulusunun,
Sen dört vur, ben dört daha.

Gemi seçmeye mi gitmiş 20 kişi, çay bulmaya mı yollanmış
30 kişi,
Dışbakan olmuş da yüzde mi almış.
- Saçı bitmedik çocuklarım aç iken kerpiç köylerde,
Bebek kızlarım gecelerce aklığını satarken-
Sen yedi vur, ben yedi daha.

Ha, ister misin ellerimizi birleştirelim,
Değeri 8 iken, 208'e mi vermiş bir tabak fasulyayı,
Dilekçeni görür görmez deve boynunu sallamış, 500 mü
koparmış senden,
Saylav seçilmiş de geleceğine yatırım mı yapmış,
devrimi çiğneyerek,
Sen dokuz vur, ben
10 Azime'li Temmuz Bildirisi 2
(Hasan Hüseyin Korkmazgil) beklerdi tohum
beklerdi tohum
beklerdi tohum upuzun karanlıklarda -- sen yoktun
öfkemi mermer mermer -- öcümü çocuk çocuk-- çıldırttım kırmızıları
bir başka parlardı yoğun karanlıkta ışıklar -- sen yoktun
bütün kapıları birden zorlamanın o korkunç güzelliği
o korkunç büyümesi ellerin fitillerde -- sen yoktun
benim aşkımda o vardı
evrendi nasıl
evrendi çelik mavisi
grev grev ateş ateş büyüdüm ülkelerce
yepyeni bir öfke doğurdum kalabalık özlemlere -- sen yoktun
uff ne kötü kullanmışlardı ah ne güzel gözlerini -- ölümdü
sana değip değip durdum o sarhoş yörüngede -- sen yoktun
bilenirdi türkülerde en soylu ayrılıklarım -- sen yoktun
be
11 Devrim
(Hilmi Yavuz) Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Kimbilir nereye varmışlığımız
Bir av sonu ağırlayan gözlerim
Seni anmak öyle kolay değildir
Denizler: biraz çocuk kalmışlığımız

Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Gecede bir bozkır kalmışlığımız
Bakışları ağırlayan seslerim
Sana bakmamak öyle kolay değildir
Simgeler: en çocuk yanlışlığımız
12 Bayramlar Bayram Ola - V
(Abdurrahim Karakoç) Giden bayramlardan almadık bir tat
Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
Şenay'larda bayram hergün, her saat
Elif'in Döne'nin bayramı nasıl?

İçinde boğulduk derdin acının
Uykusu bitmedi şeyhin, hacının
Üç gardaşı şehit vereh bacımın
Oğulsuz ananın bayramı nasıl?

Neşe topuğumda, elem boynumda
Sen çoğunu anla, ben az deyim de
Kim öldü, kim kaldı garip köyümde
Ya bizim hanenin bayramı nasıl?

Dert deşmek değildir gayem niyetim
Düşündükçe sızlar kemiğim etim
Gelini dul kalmış, torunu yetim
Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?

Hangi eller sürer suçluyu suça
Güdümlü başların destesi kaça
Kimler zorlanıyor gönülsüz göç
13 Bir Devrimcinin Armonikası
(İsmet Özel) Bİnlerce, binlerce çocuk
koşarak dokumuş benim kumaşımı
hançeremde bu şehrin
o geçimsiz mushafı
vardım dayandım parmaklığına o büyük hesapların.
Hazırım ey kalaycı çırakları ve güğümcüler
ey rakı sürülmüş yaralarım.
Ey rakı sürülmüş yaralarım gövdeleşin
kırçıl acılarım benim
gök de bir takınsın boynuna
benim kağşayan umutlarım gövdeleşin
kırçıl acılarım benim
gök de bir mendil takınsın boynuna
benim kağşayan umutlarım gövdeleşin
çünkü ben oraya gidiyorum: boğulmaya.

Nasıl birer suç çağrışımıyız dünyada
adamlar, kadınlar şehre indirdikleri bakraçları
ne kadar uydurma
ne kolay öpüşüyorlar yıllar süren intiharla.
O
14 Ne Yağmur Ne Şiirler
(Ataol Behramoğlu) Soruyorum sevgilime
- Darağacından Notlar' ı okudun mu ?
Bu bizim hayatımız.
Gece doluyor içeri
Yıldızlarıyla.
Üç ilde
Sıkıyönetim var.
"Askeri savcı"
Sözü
Yer alıyor
Günlük bir sözcük olarak
Hayatımızın sözlüğünde.
Aşklar kelepçeli
Güney Amerika' da.
Kederden
Geberiyorum.
Herkes hayatını anlatıyor.
Deli anneler
Yıkık binalar
Paramparça
Bir gençlik
Yaşadığımız.
Hayatımızın kanadığını görmüyor musun?
- Darağacından notları' ı okudun mu?
İşkence

15 Yaz
(Gülten Akın) Sevdiğim yaz geldi yine
Karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne
Barbunla, lüferle, marulla, zeytinle
Uzaklarda kaldı nisanları basan sis, bun yağmur
Karadeniz'de bir mavi, çocuklar sevinsin diye
Şairler sevinsin diye sevdiğim, yaz geldi yine

Altmış sekizdeyiz. Kırkı ve Elliyi gördük
Altmışın içinde yaşadık, suç işledik
Bildirdiler. Beş Mayısta Saat Beşte Kızılay' da
Ve hepimiz bir yerlerde işi olan
Ankara devrime üs kimliğinde

Yedi yaşındaydık Kırklarda. Üç yıl gittiler askere
Övündüler savaşa girmedik diye, hala övünmedeler
Yedi yaşında kuraldır aç gitmek okula
Çürüyen buğdayların yanında, kütkerin pırlantala
16 Deniz
(Sunay Akın) Yaşlı bir devrimci
düşürmez hiç ağzından
özgürlük kelimesini
ve yatmadan önce
bir bardak su yerine
denize bırakır
takma dişlerini
17 Hepinizin Olsun Bu Şiir
(Nevzat Çelik) rüzgar etekli geçin çocuklar gözlerimden
geçin kısa pantalon boy boy oyun oyun
şakacıktan oyuncuktan olsun razıyım dünden
ba-ba deyin çığlık çığlığa önümde durun

pamuk ellerinizle boynuma tırmanın dizlerimden
karıştırın ceplerimi yüzünüzü sakalıma sürün
ağlamıyorum kokunuz kaçtı da gözlerime o yüzden
öpeyim gıdığınızı hadi katıla katıla gülün

ulaş barış evrim özlem gökçe devrim
güzelim adlarınız şimdiden tutmuş umutları
yapraklarca balıklarca kuşlarca geçin tuzakları
aferin çocuklar size aferin bin aferin

kat kat katlanıyorsam acılara gıkım çıkmıyorsa
gövdemi serin bir dal gibi şafaklara
18 Mehmet'ten Gelen Mektup
(Mümtaz Beğen) Türk oğlu Türk'üm ben, asildir kanım,
Vatana, dînime fedâdır canım,
Lakin unutulmasın ben de insanım,
“Bakan”ın bir lafı yaralar beni.

Bahçesi olur mu yeşil yolanın,
Çıkmaz mı gerçeği yalan dolanın,
Atatürkçü hem de solcu olanın,
“Devrimci” tarafı yaralar beni.

Köseleyi yemiş, dizini dövmüş,
“Benim köylüm” denmiş, diyeni övmüş,
Karneli ekmeğin zorunu görmüş,
“Memleketin” safı yaralar beni.

Açmamış Atalar boşa ağızı,
Yiğit eri taşır atın yağızı,
Kim çıkardı başa bu kızcağızı?
“Başbakan”ın gafı yaralar beni.

Doğrudur sözlerim dediğim has,
Onbir yıldır aynı hamam aynı tas,
Böyle durmaz bu kan, kısasa kıs
19 Müjde
(Necip Fazıl Kısakürek) O gün bir kanlı şafak, gökten üflenen ateş;
Birden, dağın sırtında atlılar belirecek.
Atlılar put şehrine gediklerden girecek;
Bir şehir ki, orada insan ayak üstü leş.

Yalnız iman ve fikir; ne sevgili ne kardeş;
Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek.
Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek.
Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş.

Fertle toplum arası kalkacak artık güreş;
Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek.
Gökler iki şakkolmuş haberi bildirecek.
Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş!
20 Tarih-i Kadim*
(Tevfik Fikret) İşte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
Ve başlar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
Gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
Bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
Senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
Başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.

Ben hiç tiksinmem ondan,
karşıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
Bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlan
21 Türkçemiz
(Rıfat Ilgaz) Annenden öğrendiğinle yetinme
Çocuğum,Türkçe'ni geliştir.
Dilimiz öylesine güzel ki
Durgun göllerimizce duru,
Akar sularımızca coşkulu...
Ne var ki çocuğum,
Güzellik de bakım ister

Önce türkülerimizi oğren,
Seni büyüten ninnilerimizi belle,
Gidenlere yakılan ağıtları...
Her sözün en güzeli Türkçemizde,
Diline takılanları ayıkla,
Yabancı sözcükleri at

Bak, devrim,ne güzel
Barış,ne güzel
Dayanışma, özgürlük...
Hele bağımsızlık
En güzeli,sevgi
Sev Türkçeni, çocuğum,
Dilini sevenleri sev
22 Nazım'dan Ve Cendrars'dan Sonra
(Onat Kutlar) Geceyarısı geçen güzden kalma birkaç yaprak kırk yıllık kahve
renkli bahçeler ve bir mimibüste
Kartaldan eminönüne giderken uyumuş titreyen bir çırak
Karanlık denizi köpürten dalgaları yararak çook gizli bir yere
giden tenha bir üsküdar alanı gemisiyle
bu yolculuğa başladım senden ayrılınca

Balığın karnında yunus bir kumul masalı anlatmaya
başlarken solgun belleğinde
Söğütler ve leylak ve kara lale soğanı çorbasıyla
işe koyulan balıkçıların ilk çektikleri ağa
takılan dülger balığı gibi çirkin ve şaşkın ve öfkeli
Yaralı bir arap kısrağı gibi bekleyerek ensemde yağlı kurşunu
alanın güvertesinde öylece
kaptan miyim kürek m
23 Günlük Şiirler
(Onat Kutlar) Sen gittikten sonra iki çalgıcı
turnalar semahını çaldı ve kimse dinlemedi onları
benden başka. Sarımsak kokusunun
yoksulluk ve rakıyla buluştuğu saygısız kalabalıkta
kimse duymadı beni terkeden
kanatların bıraktığı esintiyi. Biri incecik öbürü kalın
iki tel vururken çalgının yüreğine
nicedir aklımı kurcalayan Bertold Brecht'in
"Sevenler" şiirini düşündüm bir yaşamdan ötekine
yanyana uçan iki turnayı. Taa yirmisekizlerden.
"Güneşin ve ayın az değişken dilimleri altında
uçup giderler yine, böyle tutkun birbirine.
Hey, nereye gidersiniz? - Hiç bir yere - Nerden gelirsiniz?
Her yerden. Sorarsınız, ne zamandır birliktesiniz? diye.
Az zamand
24 Çerkez Ali
(Ataol Behramoğlu) Çerkez Ali'yle bir akşam
Göl kıyısı lokantada
Gürcü şarapları içtik
Mezemiz "çahohbili" ydi
Babası Kırımlı Tatar
Annesi istanbullu Türk
Kökü derinlerde çınar
Şair dostum çerkez ali

Gerçeği düşe çeviren
Duygu nereden geliyor
Şu karşıki dağlardan mı
Akşam sisinde eriyen
Bakışları bir ışık su
Çerkez Ali anlatıyor

Darağaçları kurulu
Sultan Hamit ağır hasta
Canı kayısı istemiş
Kar yağıyor İstanbul 'a
Beşiktaş'ta çerkez Ahmet
-Yörenin ünlü bakkalı-
Gidiyor yurdu kırım'a
Bulup geliyor kayısı'yı
Veriyor Çerkez Ahmet'e
Bacısı Melek Filsan'ı
Yaverlerden ihsan paşa

O sırada İstanbul'a

25 Yağmur
(Nurullah Genç) Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozbulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mü
26 Atatürk
(Sabit İnce) ATATÜRK vatanın yılmaz rehberi,
ATATÜRK Türklüğün ölmez önderi.
ATATÜRK milletin en son lideri,
ATATÜRK dünyada gurur kaynağım.

ATATÜRK "Ne mutlu türküm" diyendir,
ATATÜRK düşmana dersin verendir.
ATATÜRK ilimdir, Atatürk fendir,
ATATÜRK tekniktir, irfan kaynağım.

ATATÜRK mazlumun hakkın aradı,
ATATÜRK zalime kılıç salladı,
ATATÜRK düşmanın kolun bağladı,
ATATÜRK bayraktır, hürdür kaynağım.

ATATÜRK devrimci, yenilik yolu,
ATATÜRK insandı o hakkın kulu,
ATATÜRK açtırdı türkçe okulu,
ATATÜRK gösterdi ilim kaynağım.

ATATÜRK dünyaya doğmuş bir arslan,
ATATÜRK bir dağdır, sen ona yaslan.
ATATÜRK düşmana a
27 Topal Sevda
(Yusuf Hayaloğlu) Dün sahilde karşılaştık...
Biran gözüm ısırdı, sonra birden tanıdım
Düşmemek için zor tuttum kendimi
Bacaklarım titredi, bir ağaca yaslandım...

Yırtılan bir mektup gibi
Sisli hatıraların gerisinden bakıyordu...
Eski bir sevdanın durulmamış nehirleri
Çırpınarak yüreğime akıyordu.

Hatırladığım bir sonbahar günüydü,
Karşımızdaki yeni eve taşındılar
Bütün gün bakışıp duruyorduk
Gözleri sanki birer kurşundular!.

O zamanlar ben, zıpkın gibi bir çocuktum;
Liseye yeni başlamıştım
Onun saçlarını geriye savurup
Çapkınca gülümsemesinden hoşlanmıştım...

Ne zaman cama çıksam, karşı balkonda
Itırlı bir çiçek gibi tütüy
28 Yosunun, Kumun, Otanan Yaranın Şiiri
(Yaşar Bedri) bu fırtına uzaklara bakma özrümdür/ört üstümü
beni doğur, beni kına, beni sahiplen
ıslak tenimde çürüyen, ölüm gülüşünüzdür
terli kaslarımı paylaşamayan simya.

sözü dağlayan usta körüklerin ateşi / kalbimi
eşeliyor, kızgın bedevinin uçurduğu şahin.
miadı bitmiş içli bir söze dokunur gibi
kalbimin her atışında korkunun çetelesi.

ağlamak düşünme özrümdür / sarıl bana!
bakışında saklanan vahşi bozgunun kanattığı sır.
ölü bir martıyım, kanat izlerimi örtmüştü karanlık
nemli duvarlarda çürüyen kaçıncı çığlığımdı?

hangi yağmuru sahiplensem bulut oluyor / öp beni
öp beni iki kaşımın arasından, yorgun bakışında sakla
mumları sönm
29 Yalnız Bir Opera
(Murathan Mungan) Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan,
30 Yıkılma Sakın
(İsmet Özel) Sana durulanmış kelimeler getireceğim
pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir
seni çünkü dik tutacak bilirim
kabzenin, çekicin ve divitin
tutulduğu yerden parlayan şiir.

Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi nefti
acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı

sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
acılar bile duymadım kof yürekler önünde
beynim her sabah devrimcinin beyniydi
ayaklarım donukladı gelgelelim
sağlığın yerinde mi?

Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
halkın doğurgan dünyasına dal
31 Şehsuvar
(Küçük İskender) I.

gece saçlarına kadar sokulur, güzelliğine
atılan ilmiklere kadar ulaşır. Koltukaltına
kaç takım yıldız, burç saklar. Şehsuvar
sığ sıkıntılar ardında derin bir havuz..
dikdörtgen dudaklarda çok yuvarlak
sözcükler var! Herhangi birine selam versen
dağılmaya mecbur oluyor yüzün. Uzaklara
gideceğim ben diyor delikanlı, gobi çölüne..
Tarih atlaslarında yitireceğim her zerremi
anlık bir yanılgıdır diyor suçüstü alttarafı
anahtarlıkların hüznü üstüne
çift kişilik yataklar için yazdığım senaryolar
yollar: derisiz ceninler gibi çirkindir
yollar: tanrının çocuk oyuncağı olduğu çağda
işlenmiş günah-kırılmış ikona
yollar: insanın
32 Barış Koyun Çocukların Adını
(Refik Durbaş) Oyunu sever bütün çocuklar
birdirbir, uzun eşek, körebe
bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
oyun sözcüğünün halkların dilinde

(Oyun koyun çocukların adını)

Savaşa karşıdır bütün çocuklar
kışın: kar altında her sabah
tükenip erise de solgun nefesi
yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
çarkları döndürse de yoksul alevi
savaşa karşıdır bütün çocuklar
nice ölümlerden geçmişlerdir
nice rüzgarlar içmişlerdir
gelincik tarlası çocuklar

(Emek koyun çocukların adını)

Gökyüzünün penceresinden şimdi
bir kuş havalansa
kanat çırpışlarında
hayatın yağmalanmış sevinci
- Kuş uçar rüzgar kalır

(Sevinç koyun çoc
33 Gençliğim
(M. Fethullah Gülen) Dalmıştım rengârenk hülyâlara bir dönemde,
Rûhumda dinleyerek sonsuzluk mûsikîsi;
Coşmuş ve haykırmıştım çelikten sadâ ile...
Bir sürü düşünce tüllenirken benliğimde;
Ama bilmem ki kaçının duyulmuştu sesi,
Hâlâ bir sır yumağı sanki o günkü çile.
Görürdü çocukluk devrimi idrâk edenler,
Hayâlin kollarında bugünü kucaklarken;
Doğrusu, o gün bir rüyâ sanıyordu bunu,
Kelebekler gibi ışığa doğru gidenler;
Henüz âlem uykudayken... ve o kadar erken,
Göremezdik onlar ve ben bu rengârenk sonu.
Kutlu horoz ötüyordu bir ezan sesiyle,
Sadâ yankılanıp çarptı mezar taşlarına
Bir karanlıklar yumağı içindeyken eşyâ...
Hayat üflüyordu ilhâm kokan n
34 Nevbahar
(Hüseyin Kerim Ece) A. ARZUHALI.

Yıldızlar üşüyor sokakta gece
Başlıyor yalnızlık vakti yavaştan
Pencere camları titrer gizlice
Kapılar nefretle sallanır baştan

Yıllar ayaklara serili kum gibi
Öperler secdede gözyaşlarımı
Kemirir bildiğin kurt, zakkum gibi
İçimi ve gece kalp damarımı

Gün bir ayçiçeği rengine girip
Ortasından böler hayalini, can
Martılar bulutla engine girip
Kaybolurlar, bende yanar heyecan

O kayalık sürgün isimler gibi
Yalnız bir iz kaldı mor ufka yakın
Gözü kamaştırır denizin dibi
Yolcular gidin ve beni bırakın

Ben yalnız kalayım kaldırımlarda
Örtsün üstümü kar, yağmur ve bora
İçimi ısıt
35 Anneme
(Oktay Baykurt) Zamanın karanlığında eliçi kadar bir ışık ömrüm
Zaman, doğum günüm; zamansızlık ölüm.

Gelirken ölümden zamana rehin ; bedenimdi çeyizim.
Giderken zamandan ölüme gelin; yaşadıklarımdı çekindiğim.
Bir zaman hikeyesiydi hayat ,annemin yazdığı...
Her gülüşüm bir devrim,
Gözyaşlarım çağlar kapatırdı.

Annem!
Yüzyılların sonundaki prensesim,
Kaybolmuş mezarlıkların çimeni.
Penceremdin:
Buğusuz.
Uykun gezerdi gözlerimde,
Hıçkırığımda merhametin.


Annem!
Uzaktaki zamanları gördüğüm,
İlk kelimelerimin sokağındaki gözlüğüm.
Saçlarımın tarağı.
Dudağımın kaşığı.
Annem,
Zamandaki sevg
36 Kovalamaca
(Oktay Baykurt) Ben ne Hamletin kılıcıyım,
Ne de Drakulanın pelerini.
Ben yalnızca ikimizin hikayesini yazan
Aşk masalının kahramanıyım.
Ne devlerle karşılaştım biliyor musun
Aramıza giren.
Tepe gözlerle dövüştüm,
Gözlerin için kaç kere...
Kaç kere Sezar'ın elinden Klopatra'sını aldım biliyor musun
Bana gelmedin diye!
Bilmiyorsun.
Çünkü masalı ben yazıyorum.
Ben anlatıyorum.
Sen Gloset'tin bir defasında,
Ben de devrimci.
Olmadı.
Parisin sokakları girdi aramıza.
Gandalf olmak istedim o an.
Bir sihir yapmalıydım sana kavuşmak için.
Aşkın devrimini başlatmalıydım.
Glüverin Cüceleri'nden yardım istedim.
Yedi Cüceler'den bile s
37 Ben Onların Kalemiyim
(Burak Korkmaz) Ben onların kalemiyim

Ben , yoksulların,ezilmişlerin,mağdur olanların kalemiyim

Nefretle sevecenlik arasında gidip gelen bir çelişkiyim

Televole kültürünün karşı devrimiyim

Bu satırlarım için, “popülizm yapıyor,halkı kullanıyor” diye eleştirenlerin kafasına ...çan
bir intikam güverciniyim

Korkmayın,susmayın,ağlamayın
Sizi ağlatanları biraz da siz ağlatın

Vazgeçmeyin ,yetmiş milyona karşı , on binlerin hiç şansı yok,buna da kafanızın bir köşesine yazın

38 Benimle İşin Olmaz Senin
(Ulubey Ulubey) ............



İçine Çekildiğim Saklandığım Bir Mağaram Yok Benim..
Hep Başbaşayım Sevgiyle..
Kapıları Vurup Kaçtığım Kapılar Yok İlişkilerimde ..
Bir Çift Gözbebeği Ağlamaz Ardımdan ..
Sabit Adamım Vesselam Basit...
Severken Acıtmam Yüceltirim..
Senin Benimle İşin Olmaz...
Basit im Sevmezsin Beni...
Alkol a Sigara ya Sahte Sarhoşluklara Meyilli Gecelerim Hiç Yok Benim..
Yaşamımı Anlamlı Kılan Öpücüklerin Sarhoşluğudur..
Sevginin Cazibesidir..
Bar Pavyon Bilmem Ben..
Basit Yaşarım..
Sevmezsin Beni...
Benimle İşin Olmaz Senin..
Her Gece..
Her Gün..
Her An..
Mutluluğu Huzuru SEvdayı Paylaşmak
39 Şuurdan Damıtmalı Şiirler
(Mehmet Özçelik) ŞUURDAN DAMITMALI ŞİİRLERİM


İ M Z A

Ö mür durmaz,geçer gider.

Z aman kalmaz,göçüp gider.

Ç aylar akar,nehir gider.

E bed ister,uçup gider.

l akin gitmez,kalır bir şey.

İ nsanlık,iman,fazilet,ihsan.

K alır bunlar,cesed gider.



M ü'mine olur imanı yar.

E bedi cenneti,Allah'ı var.

H alıkdan ğayrısı ona bar.

M ümkinat olur,insana dar.

E vren ma'rifetine temaşagah.

T o
40 Serzenİş
(Mikdat Bal) Yetişiyor taze taze
Çoçuklarımız kebaze
Ha bir robot ha cenaze
Böyle döneceğiz yurda

Mahrum kaldık her imkandan
Çıktılar dinden imandan
Ne bekliyelim yarından
Çünkü biz ölmüşüz burda

Allah babamızdır derler
Hristiyanca yemek yerler
Kayboldu bütün değerler
Hepsi moloz hepsi hurta

Öğretmenler gönderdiler
Din ve Tarih vermediler
Devrimleri methettiler
Rehber dediler bozkurta

Mikdat Bal der yaralıyım
Buralıyım oralıyım
Aslen ben Çaykaralıyım
Her an gönülde hatırda


41 Bukalemun
(Mehmet Akif Baltutan) Avına saldırırken onu görün bir hele
Dili bir metre uzar avını tutar böyle
Bulunduğu her yere uyum sağlar hergele
Zamanın ve mekânın ortamına uyumun
Örneğidir yalnızca canlı bir Bukalemun

Yaratıcı gücüne hayranlık duyduğumun
Delilidir Allah'ım rengarenk Bukalemun
Aslı değil insandır ana fikri konumun
Başkasını beğenmez o hep kendinden memnun
Toplumun paraziti değişken Bukalemun

Arkadaş dün devrimci idi bugün demokrat
Maske değiştirir hep sanırsın binbir surat
Pes doğrusu kardeşim bu ne hız bu ne sürat
Darvin'i okuyunca olur hemen bir maymun
İnsan gibi görünür aslında Bukalemun

Cennet'in anahtarı
42 Dogma Bebbek
(Sinan Devrim)


Yorumlar alınıyor...
Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın