Birgo

EYL
03
OSMANLI VE FENERBAHÇE (cadikasani) 02.09.2008

Bir belgesel adı gibi değil mi?
Hafiften hafiften Osmanlı'ya dönüş var bugünlerde.
Türkiye'nin an için en geniş camiasında, F.Bahçe'de.
Bu her zaman vardı belki de, fakat bugünler gerçekten tehlikeli.
Biliyorum benim bunu söylemem de tehlikeli (!)
Yürek ister!
Kızacaksınız da çok.

Medya içinde güçlerin nasıl dengelendiğini az çok tahmin edersiniz.
İki süslü kelime söylersiniz biri hakkında, ertesi gün ofisinde yer alırsınız.
Hiçbir zaman bu ve bu tip şeylerle işim olmayacak.
Gürcan Bilgiç ve Altan Tanrıkulu Fenerbahçe'yi eleştirdiler.
Fenerbahçe ise resmi sitesini kullanarak cevapladı! (Tıklayın)
Ne cevap ama.
Bedava komedi filmi!

Olayda taraf olma gibi saçma bir amacım yok.
F.Bahçe'yi belki de son aylarda en 'tat' verecek bir şekilde yazmaya çalışanlardanım.
Zaten koca ülke sıkıntılı, zehir gibi yazmanın anlamı yok diye düşünerek.
Aldığım tepkiler, destekler de bunu kanıtlar gibi.
Aziz Yıldırım'ın 'yaptıklarının' en büyük fanatiğiyim de.
Fakat gelinen nokta her yüz kişiden 99'unu çıldırtacak konumda.
Taraftarı günlerdir merakta bekleten kulüp kalkıyor köşe yazarlarına cevap veriyor.
işte verilen cevaptan bir ifade, "Dünyanın hiçbir kulübünde.."
Bana bir kulüp gösterin köşe yazarlarına kendi resmi internet sitesinden cevap veren!
Avrupa kulübü olsun, yok yok dünya mümkünse(!)

Bir kulübün çizgilerini korumak o yönetimin, taraftarın sorumluluğundadır.
Bunun zaten herkes farkında.
Bu takım dizginlenemeyen senaryoların da kurbanı edilmek istendi.
Dur diyen yine medyaydı, birileri fark etmese de!
Fakat korumak gerçekten bu mudur?
Dünden beri önümde kağıtlar, kulüpten yapılan açıklamaları gözden geçiriyorum.
Resmi site ile yansıtılan Fenerbahçe tutumunu düşünüyorum;
Sonuç: Skandal.

***

YALANLAMAMIŞ MIYDINIZ?
Verilen cevapta Xabi Alonso'nun Türkiye'ye gelmek istemediği belirtilmiş.
"Xavi Alonso'nun Türkiye'ye gelmek istememesi sebebi ile transferi yapılamamıştır"
Günler önce Alonso ile ilgilenmiyoruz diyen kimdi?
Hani yine o meşhur resmi siteden.
Hayır “Xavi Alonso” diye biri de yok, bahsettikleri “Xabi”, o da ayrı bir durum.
Cevap verirken rezil olmak, kendi kendini rezil etmek böyle bir şey olsa gerek.

Ya da bir kulübün çizgisini korumak,
Kezman'ın özel hayatını afişe etmek midir?
"Mateja Kezman acaba neden kendi disiplinsizliklerinden, kendisine verilen evi dahi ailesi için kullanmadığından ve son derece düzensiz bir özel hayat yaşadığından bahsetmemektedir?"

Pazartesi günü yapılan açıklamalardan destan çıkar da,
Kurcalamak insanı hayattan soğutacak.
Bir kulüp mü, bir kişi mi bunun ayrımını yapmak gerek.
Kurumsallaşma diyoruz ama tek ağızdan verilen cevaplar.
Hele hele satır satır yapılması.
Yok mu başka işiniz?
Bu kadar samimiyete gerek yok.
FENERBAHÇE sizin adınız.

***

KİMSE BU TAKIMI ELEŞTİRMEYECEK Mİ?
Peki o zaman kimse Fenerbahçe'yi eleştirmeyecek!
Bunu Fenerbahçe yönetimi kadar taraftarına da soruyorum.
Tamam siz sarı ve lacivertsiniz, bu takıma tutkulusunuz.
Takımınız hakkında hep olumlu şeyler duymak istiyorsunuz.
Fakat durun ve düşünün, bu takım hakkında kimsenin “kötü” şeyler yazma hakkı yok mu?
Aziz Yıldırım'a göre;
Herkes Fenerbahçe ile yatıp kalkarken "Padişahım çok yaşa" diyecek.
Kral Çıplak denildiğinde yakında kelle istenecek.
Aziz Yıldırım'a kimse "Hani" diyemeyecek, demeyecek.
Birileri seslerini yükseltmeye çalıştığında 'tokat' yiyecek.
Taraftar bile bu takımın "kadrosunu" tartışıyor.
Onlar da mı sussun?
Bakın bu çok önemli.
Fenerbahçe'yi “kötü” yazmaya yakında kimsenin cesareti kalmayacak.
Kulüp kendini korurken işlediği “suçun” farkında değil.
Düşünce özgürlüğüne kadar gider bu olay.
Tabii bu söylediklerime,
Saçma sapan gazetelerin, saçma sapan küpürleri dahil değil.
Onları çok iyi biliyorsunuz, hayali yazılar, kahramanlar, rakamlar.

***

BU HIRS
Aziz Yıldırım yine savaşmaya başladı.
Efsane bir başkan olabilirsiniz, ama hatalarınız da.
O hatalar sizin efsane kelimenizi sizden çalmaz, eğer “hırs” yapmazsanız.
Fenerbahçe'nin Avrupa'da geldiği nokta bu savaş ile kazanılmadı.
Geçen yıl herkes tek elden çıktı, tek yürekten.
Herkes öne adımını attı, sinerji yaratıldı.
Sezon başında bir takım tartışılmayacak da ne tartışılacak?
Her şeyin süt liman olmasını istiyorsunuz ama, 'herkesin reisi benim' diyorsunuz.
Böyle mi olacak?
Geçen sezon, ya da önceki sezonlarda bu koruyuş biçimi daha asildi.
Daha zamanlaması doğru, yapılması gerekilen yerlereydi.
Dost acı söyler, bu sezonkinin altyapısında sadece ama sadece bu var;
Korku.

***

ONLAR GİDER MERSİN'E, BİZ GİDERİZ TERSİNE
Futbolumuz neden burada diye tartışıyoruz ya aslında.
Ya da transfer politikaları, transfer yanlışları.
Devam eden ve vazgeçilmeyen alışkanlıklar.
Transferin son anları gelmiş.
Liverpool 'yedek' takımına 18'lik Macarları, Brezilyalı yetenekleri monte ediyor.
Juventus yine 'yedek' takımına Barça'dan genç yıldız getiriyor.
Bizim uğraştığımız şeylere bakın.
Ülkenin çok şey beklediği bir kulübün,
Uğraştığı şeylere bakın!

Yılların dizisi Bizimkiler'in Abbas Efendisi'nden geliyor;
Bütün bu olayları kişi bazında değil, olay bazında özetliyor;
“Cıvık müdürüm affedersiniz!”


 Esat Dergi'nin yazısıdır....Kamuoyunun dikkatine...



                                       www.cadilkasani.com


 
EYL
03
AMERİKA'DA VE TÜRKİYE'DE MAHALLE BASKISI (cadikasani) AMERİKA'DA VE TÜRKİYE'DE MAHALLE BASKISI

Mahalle baskısı denilen olay, evrensel...
Her ülkede, her yerde var...
Değişik biçimlerde, değişik dozlarda...
Ama her yerde...

* * *

Mahalle baskısı, Sosyal Psikolojinin en bilinen kavramalarından birinin halk arasındaki adı...
Asıl adı, grup baskısı...
İnsanlık tarihi kadar eski bir olay...

* * *

Belki de bireyin kendi iradesinden daha güçlü olan en önemli iradeyi belirliyor...
İnsanın ait olduğu veya içinde yaşadığı grubun birey üzerindeki baskısını...

* * *

Mahalle baskısı, son zamanlarda Türkiye'nin gündemine, Prof. Şerif Mardin'in, İslamcı baskıları belirlemek için kullandığı bir terim
olarak girdi...
Mardin, daha çok softaların oluşturduğu tehlikeye işaret ediyor ve bir süre sonra AKP'nin bile buna direnemeyeceği gerçeğine dikkat
çekiyordu...
Aynı olayı, bir başka bilim insanı, Doç. Şahin Filiz, mikro faşizm olarak isimlendirdi...
Şahin bu olgunun, din ya da dindarlık kisvesi altındaki faşist niteliğine vurgu yapıyordu...
Pek çok yazar bu kavramı uzun bir süreden beri cemaat kültürü olarak adlandırıp irdeliyor...
Genellikle üzerinde durulan nokta, cemaat kültürünün veya mahalle baskısının, bireyin özgürlüğünü ve bağımsızlığını yok ettiği, onu
köleleştirdiği...

* * *

İlk kez bir siyahın başkan adayı olması ve seçilmesinin ciddi bir olasılık olarak ortaya çıkması, mahalle baskısı olgusunu Amerika'daki aydın çevrelerde ve uzmanlar arasında da gündeme taşıdı...
Tartışılan konu şu:
İnsanlar toplumsal baskılardan dolayı, tutum ve davranışlarını dürüstçe açıklamaktan korkuyor...
Bizim mahalle baskısı dediğimiz bu toplumsal olay, Amerika'da seçim öncesi yapılan ölçümlerin sağlıklı olmasını önlüyor...
Çünkü insanlar kendilerine ayrımcı denmesin diye siyah bir başkan adayının aleyhinde konuşmuyor, tutum ve davranış sergilemiyor...
Ama seçmen oy kullanırken, kimseye hesap vermeyeceği, sadece kendi vicdanıyla baş başa kalacağı için, ırkçılık öne geçecek ve beyaz
adaya oy atacak...

* * *

Bu iddiaya temel oluşturan bir de bulgu var...
"Exit poll" denilen, seçmenler oy kullandıktan sonra ayrılırken,
"Kime oy verdiniz?" sorusuna alınan yanıtlarla seçim sonucunu ölçen
araştırmalar gösteriyor ki, siyah ve beyaz adaylar arasında bir seçim söz konusu olduğunda, yanıtlarla, sandıklar açıldıktan sonra çıkan sonuçlar birbirini tutmuyor...
İnsanlar beyaz adaya oy verdiklerini saklıyor...
Çünkü Amerika'da siyah ırk karşıtlığı çok utanılacak bir davranış...
Seçmenler toplumsal baskıdan dolayı korkuyor ve siyah adaya karşı olsalar da, gerçek duygularını, davranışlarını dışarı vuramıyor...

* * *

Amerika'daki mahalle baskısı insanları farklılık yönünde koşullandırıyor...
Çünkü farklı olanların, siyahlarla beyazların eşitliğini savunuyor...
Türkiye'deki mahalle baskısı ise birörneklik yönünde...
Kendilerince Müslüman olmayanları reddederek ve onları da kendileri gibi olmaya zorlayarak...
Toplumdaki farklılıkları yok ederek.
Galiba asıl gelişmişlik ile azgelişmişlik farkı da burada.
Ama, hem içerdeki sözde liberaller hem de dışarıdaki demokratlar(!)Türkiye'deki birörnekliği savunan bu faşizan mahalle baskısına,
utanmadan farklılık adına, demokrasi adına destek veriyor.
Oysa herkes biliyor ki, dinci bir yönetim, ne denli demokrat olduğunu iddia ederse etsin, farklılıklara izin vermez, veremez!
Farklılıkların varlığı ve demokrasi ancak laik bir yönetimde gerçekleşebilir.



www.cadikasani.com
 
EYL
03
Kadınlar neden çirkin erkekleri sever? (cadikasani)

Kadınlar neden çirkin erkekleri sever?

 

Erkekler her durumda 'güzel kadın' ararken, kadınlar ise kusurlarını 'yakışıklı olmak' avantajının arkasına gizlemeyen erkekleri tercih ederler.
Pek çok kadının, hatta çekici kadının, çirkin adamlarla birlikte oldukları hatta bundan memnuniyet duydukları bilinen bir gerçektir. Televizyon dizilerini seyrederken veya alışveriş merkezlerini gezerken mutlaka böyle çiftleri siz de görüyorsunuzdur.

Bunu açıklayan bir sürü teori var. Belki bunların bazılarını siz de bir yerlerde okumuşsunuzdur. Bunlardan en önemlisi, yakışıklı ve seksi erkeklerin 'göze' hitap etmekle birlikte, yakışıklı ve uzun boylu oluşlarını 'diğer eksiklerini kamufle etmek için' kullandıkları da bir gerçektir.

Yani yakışıklı bir erkek, kadınlara karşı nazik, cömert ve anlayışlı olmak konusunda diğer erkeklerden daha geridedir. Kadınlar da bunu hemen farkeder.

Kuralın istisnası da var tabii. Lise çağlarında erkekler henüz kadınlar hakkında ince numaralar öğrenmemiş haldeyken, yakışıklı olmanın avantajlarını kullanmayı da bilmiyor olurlar. Hem kibar hem de yakışıklı bir erkek, liseli toy oğlanlar arasından çıkar ama yaşları ilerledikçe onlar da oyunun kurallarını öğreneceklerdir. Kendilerine güvenlerini kazandıkça, kadınlara hoyrat ve kaba davranmayı da öğrenirler çünkü yakışıklı olmanın onlara verdiği avantajı farketmişlerdir.

Biraz genelleme olsa da bu ifade doğrudur ve kadınlar için de geçerlidir. Güzel bir kadın olgunlaştıkça fiziksel avantajlarını kullanmayı da öğrenir. Ama bu noktada kadınlarla erkekleri ayıran önemli bir hususun altını çizmemiz gerekiyor: Birlikte olacakları kişiyi seçerken erkekler 'gözlerine' güvenirken kadınlar 'hislerine' güvenmeyi tercih ederler.

Sonuçta erkekler her durumda 'güzel kadın' ararken, kadınlar ise kusurlarını 'yakışıklı olmak' avantajının arkasına gizlemeyen erkekleri tercih ederler.

İnsanların olgunlaşması zaman alan bir süreç. Kadın ve erkeğin gençlikten yetişkinliğe geçen süreçte duygusal ve sosyal anlamda olgunlaşmaları farklı hızlarda seyrediyor.

Kadınların da erkeklerin de 'karşı cinste ne aradığını' gerçekten farketmeleri ancak 30'lu yaşlarda gerçekleşiyor. Eğer 30'lu yaşlarını süren akıllı ve olgun bir kadının niçin yakışıklı erkekleri değil de çirkin erkekleri seçtiğini merak ediyorsanız, kadının zekasını takdir etmekle işe başlayabilirsiniz. Emin olun bu taktik sizin işinize yarayacaktır. Yakışıklı bir erkek olsanız da olmasanız da..




                                                             www.cadikasani.com


EYL
03
gunun burcları (cadikasani)   Koç
Sevgili Koç, yakın ilişki evinizdeki Ay, üzeri burç değiştirene kadar enerjinizi partnerinizle ortak bir hedef üzerine yoğunlaştırabilirsiniz. Bu bir seyahat planı, gelecekle ilgili bir hedef veya uzun vadeli herhangi bir amaç olabilir. Düşünce evinizdeki Pluto tek bir konuya takılıp kalabileceğinize işaret ediyor. Kendinizi diğer olaylardan tamamen soyutlamayın. Akşam, Ay burç değiştirdikten sonra tutkulu duygularınızı ortaya çıkarabilirsiniz! Boğa
Sevgili Boğa, iş evinizdeki Ay bu akşam saatlerinde boşlukta olacak. O nedenle işle ilgili bir konu sürüncemede kalsa bile şartları zorlamayın. Onun yerine rutin, her zamanki günlük işlere devam etmeniz daha iyi. Akşam partnerinizle kalabalık bir ortamda iyi vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca mutlaka bir partneriniz olması da gerekmiyor, arkadaşlarınızla beraber olmak keyifli olabilir. İkizler
Sevgili İkizler, Ay akşam iş evinize geçtikten sonra görev duygunuz geri gelecek. Ancak Ay'ın akşam olan konumu başka konulara odaklanmanızı zorlaştırabilir. Partneriniz ya da onunla ilgili bir konuyu kafanıza takabilir ve başka her şeyi geri plana atabilirsiniz. Akşamdan itibaren işleriniz artacak ve siz de önümüzdeki birkaç gün bu tempoya ayak uyduracaksınız. Yengeç
Sevgili Yengeç, akşama kadar kafanız daha ciddi konulara odaklanacak. Ay'ın boşlukta olduğu saatlerde evle, anne babanızla ve işlerle ilgili sorumluluklar önceliğiniz olacak. Akşam, Ay sizin gibi su burcu olan Akrep'e geçtikten sonra kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Akşamdan itibaren daha neşeli ve eğlenceli ortamlara katılabilirsiniz. Kendinize güzel programlar yapın. Aslan
Sevgili Aslan, bugün akşama kadar sevgilinizin söylediği bir şey üzerine düşünebilir ya da onunla sürekli iletişim içinde olabilirsiniz. Bu düşünce her ne ise, bunu saplantı haline getirebilirsiniz. Neyse ki, Ay akşam burç değiştirecek ve sizin de ilgilenmeniz gereken bazı ailevi konular dikkatinizi bu konudan uzaklaştıracak. Akşam evinizde hoş bir ortam var ve aynı hoşluk anne ve babanızla olan ilişkiniz için de geçerli.  Başak
Sevgili Başak, Ay bugün akşam burç değiştirdikten sonra temponuz hızlanacak. Ondan önce bazı para konularına takılabilir ve diğer konuları ikinci plana atabilirsiniz. Ay iletişim evinize geçtikten sonraki birkaç gün telefonunuz sürekli çalacak, ve mesaj trafiğiniz artacak. Başkalarıyla fiziksel olarak bir araya gelemeseniz bile sürekli haberleşme içinde olacaksınız. Akşam partnerinizden güzel sözler duyabilirsiniz. Terazi
Sevgili Terazi, Ay bugün akşam burcunuzdan gidene kadar derin duygularınız yüzeye çıkabilir ve hayatınızın merkezi haline gelebilir. Duygusallığınız ağır basabilir ve tepkisel davranabilirsiniz. Böyle bir ruh hali içinde olacağınızın bilincinde olun. Ay akşam para evinize geçtikten sonra maddesel dünyaya geri dönecek ve duygularınızı bir kenara bırakmak zorunda kalacaksınız. Akrep
Sevgili Akrep, Ay bugün akşam burcunuza geçene kadar kabuğunuzun içinden çıkmak istemeyebilirsiniz. Önsezileriniz ve bilinçaltınız iç dünyanızı hareketlendiriyor ve bu karmaşa sizi huzursuz ediyor. Akşam Ay burcunuza geçtikten sonra duygularınızla yüzleşmek daha kolay olacak. Akşam sevdiklerinizle beraber güzel vakit geçirebilirsiniz. Yay
Sevgili Yay, Ay bu akşam burç değiştirene kadar boşlukta kalacak ve etkisi zayıf olacak. Büyük bir hayaliniz hakkında düşünüyor olabilirsiniz. Burcunuzdaki Pluto'nun yoğunluğu düşüncelerinizi saplantı derecesine getirebilir. Bir arkadaş veya arkadaş grubunuza herhangi bir konuda baskı yapabilir ve kendi fikirlerinizi empoze etmeye çalışabilirsiniz. Ancak bu akşamdan itibaren sakin ortamları daha fazla seveceksiniz. Akşam evde yalnız olmak çok hoşunuza gidebilir.
Oğlak
Sevgili Oğlak, kariyer evinizdeki Ay akşama kadar boşlukta olacak. Ay boşlukta iken yeni bir girişimde bulunmak yerine elinizdeki işlere konsatre olmak ve hataları aramak daha yararlıdır. Sorumluluklarınızdan başka bir şey düşünmeyecek gibisiniz. Ay akşam burç değiştirdikten sonra sosyal hayatınızı canlandıracak ve sorumluluklarınızı bir kenara bırakıp kalabalık ortamlara katılmak için çeşitli fırsatlar bulacaksınız. Kova
Sevgili Kova, Ay akşam kariyer evinize geçecek ve ancak o zamandan sonra önümüzdeki bir kaç gün işlere gerçekten konsantre olacaksınız. O zamana kadar uzun vadeli planlara yoğunlaşabilirsiniz. Yaklaşımınız daha idealist olabilir. Öğleden sonradan itibaren ciddi sorumluluklar devreye giriyor. Gelecek birkaç gün sorumluluklarınız ön planda olacak.  Balık
Sevgili Balık, Ay bu akşam burç değiştirene kadar otorite konumundaki kişilerle olan ilişkilerinize yoğunlaşacaksınız ancak Ay boşlukta olacağından bir sonuç almanız kolay değil. Ay boşlukta iken etkisiz olduğundan şartları zorlamamak sizin açınızdan daha yararlı. Bu akşamdan sonra günlük detaylar dikkatinizi dağıtmayacak ve büyük düşünmeye başlayacaksınız.
 


                                                         www.cadikasani.com

EYL
03
XXX fýkralar...  

Gece Kursu

Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar:
- Gütenberg kim, biliyormusunuz?
- Hayır, der ötekiler.
- Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg`in basım makinasını
bulan kişi olduğunu bilecektiniz. Ya Panmentier`i?
- Hayır, der ötekiler.
- Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier`in patatesi bulan kişi
olduğunu bilecektiniz. Eğer gece kurslarına gitmezseniz, yaşam boyuncai işte böyle
herşeye bilmiyorum demekle yetinirsiniz...
Adamın sözleri üzerine gruptan bir tanesi sinirlenir ve:
- Oldu, anlaştık! Gütenberg`i, Panmentier i bilmiyoruz. Sen Totoche kim biliyormusun?
- Hayır!
-Peki öyle ise öğren! Totoche, sen gece kurslarına giderken karınla yatan adam!..

Orman

Ormanda yaşayan bir hastanın acilen hastaneye gitmesi gerekiyormuş ancak
ambulanslar orman yolundan geçemiyormuş. Doktorlardan bir tanesi jeep ine
atlayıp hastayı almış ve dönüş yoluna girdiğindeönüne kıpkırmızı bir adam çıkmış :
- Ben ormanın kırmızılı ibn.siyim. Bana bir yiyecek.
Adam sandvicini vermiş. Sonra bir gölün etrafından geçerken sapsarı bir tip
çıkmış, bizimkini durdurmuş:
- Ben bu gölün sarılı ibn.siyim, bana bir içecek.
Bizimki durmuş düşünmüş, vermiş kolasını. Sonra yola devam etmiş.Sonunda
asvalta çıkmışlar otoyolda gidiyormuş. Önüne masmavi bir adam çıkmış ve
durdurmuş arabayo. Bizimki:
- Asfaltın mavili ibn.si! Sen ne istiyorsun?
Mavili adam dönmüş:
- Ehliyet, ruhsat lütfen!

Pilotlar

Bir gün bir aslan uçağa biner. Pilota gidip; "Seni yiycem!" der. Pilot; "Ben bu
uçağı kullanıyorum. Beni yersen uçak düşer ölürsün" deyince vazgeçer.
Yardımcı pilota gider ve; "Seni yiycem!" der. Yardımcı pilot; "Ben bu uçağın
rotasını belirliyorum. Beni yersen uçak rotasını şaşırır ve düşer. Gene ölürsün."
deyince gene vaz geçer ve hostese döner; "Seni yiycem!" Bunun üzerine
hostescevap verir; "Kaptanla, yardımcı pilot beni şaapıyorlar, beni yersen seni
şaaparlar!"

Gerdek

Düğün gecesi kayınpeder damatla dalga geçiyormuş:
- Bakalım demiş, aslanlar gibi bu gece mi gerdeğe gireceksin yoksa fareler gibi
ertesi geceyi mi bekleyeceksin?
Damat sırıtarak cevap vermiş:
- Ben tilki gibiyimdir efendim, dün gece girdim...

Kaç Tane?

"Bu giydiğiniz kürk için kaç vahşi hayvanın ölmesi gerekti biliyor musunuz?"
diyerek bir kadına hesap sormaya kalkan hayvanları koruma derneği üyesine,
kadın şöyle cevap verdi:
"Bu kürkü alabilmek için ben kaç vahşi hayvanla yatmak zorunda kaldım, siz
bunu biliyor musunuz?"





                                                              www.cadikasani.com


Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın