46 yıla yakın çalışma hayatımın ilk 19 yılı teknisyenlik ve son 27 yılı da eğitim hizmetlerinde geçti. Çok, yani binlerce onbinlerce yazılı sınav kağıdı okumaktan olacak tutarsızlıkları ve yanlışlıkları hemen görme, farketme huyum var. Beni ilgilendiren bir konu olsa da, olmasa da...
Bu gün de bir şeye takıldım kaldım.
Büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ülkemiz de, Müslüman ailelerden gelip kendini Ateist olarak kabul ve ilan eden kişiler var. Tabii ki olabilir, kendi tercihleridir, inançlarıdır. Saygı duymak gerekir.Bu kişiler dinle ile ilgili her konuyu eleştirirler. İbadetlere bu arada oruca karşıdırlar. Oruç tutmazlar. Ama Ramazan Bayramına itirazları yoktur. Bu bayramı en iyi onlar kutlarlar. Bayram tatillerini en iyi değerlendirmenin programlarını çok önceden yaparlar.
Yine aynı kişiler ''kurban'' olayına çok karşıdırlar. Kanlı ve ilkel bir olay olarak görürler, kabullenemezler ve bu konudaki düşüncelerini her vesile ile beyan ve ilan ederler. Ama gelin görün ki, bu kurban olayının bayramına yani Kurban Bayramına da hiç itirazları yoktur. Genellikle dinsiz yani ateistler tuzu kuru yani maddi durum ve kültürleri ( ? ) iyi olduğu için bu bayram tatilini de en iyi şekilde değerlendirme fırsatlarını kaçırmazlar. Ayrıca iki dini bayramımızda da etrafın, eşin dostun bayramlarını da kutlamayı ihmal etmezler.
Bu inançta kişilerden bu bayramlara itiraz edip, ''benim bayramım değil, ben kutlamıyorum'' diye itiraz edene ben hiç rastlamadım, bu güne kadar. Sizleri bilmem.
Çetin Altan ustanın sevdiği bir söz var, Milliyet’teki köşesine isim yaptığı ''Şeytanın Gör Dediği'' şeklinde bir deyim. Şeytanda da bana bu gün, bunu gör dedi. Sizinle paylaşayım dedim.
Son günlerde yazılı ve görsel basınımızı ve kamu oyunu en çok meşgul eden iki olay da askerlikle ilgili. Askerlik süresinin kısaltılması ve bedelli askerlik beklentisi. Askerlik yapmamışlar ve halen askerlik görevini yapanların gözleri kulakları konuyla ilgili haberlerde. Her gün yeni bir haber ve yeni bir söylenti. Askerlerin, asker olacakların ve bunların ailelerinin yürekleri hop oturup hop kalkıyor.rnrnBen de bir asker babasıyım. Özel sektör de çalışan, mühendis olan oğlum bu yaz, herhalde güncel terör olaylardan etkilenmiş olacak ki, ani bir kararla işini bıraktı, devam ettiği yüksek lisansını askıya aldı ve ‘’ asker olacağım ‘’ diyerek müracaatını yaptı, Jandarma sınıfında kısa dönem askerlik görevine başladı. Geçtiğimiz yazın çok şiddetli sıcağında, kapasitesinin üç katı asker alınan bir eğitim yerinde, ilk eğitimini tamamladı ve sonucunda yurdumuzun kuzey doğu yöresinde bir ilçede aktif görevine ‘’ Jandarma Er ‘’ olarak başladı, devam ediyor. Günde 5-6 kilometre koşuyor, kırsal kesimde günlük devriyelere çıkıyor. Koruma ve gözetim görevlerini yapıyor, nöbetlerini tutuyor. Yani ‘’Koç Gibi ‘’ askerlik görevini yapıyor.
Bunların yanında da maddi durumları iyi veya iyice olan bazı ailelerin çocukları da askerlik görevlerini sürekli erteliyorlar. Tecil, rapor ve tahsil dönemlerini uzatmak suretiyle askerlik görevini kestirmeden ‘’ bedelli askerlik ‘’ yöntemiyle halletmek istiyorlar. Öyle aileler var ki, askerlik yapmamış üç – dört erkek çocukları için aynı ‘’ Bedelli ‘’ beklentisi içindeler.Efendim deniyor ki; kariyermiş, iş sahibi imişler, yurt dışında imişler askerlik hayatlarını bölüyormuş. Tabii ki tuzu kuru aileler bu düşüncelerinde haklılar. Ama bizim gibi tuzu kuru olmayan ailelerin tuzu kuru olmayan, hayatlarını kurma aşamasındaki çocuklarımız da aynı şartlara tabiler. Bizim çocuklarımızın da iş bulma, iş kurma, hayatlarının ve kariyerlerinin bölünmesi sekteye uğraması askerlik görevlerine bağlı. Bana ‘’ bedelli askerlik ‘’ adil gelmiyor...Bir tarafta koç gibi layıkı maddi manevi külfetleri ile isteyerek askerlik yapanlar, gerektiğinde vatan için ölenler. Diğer tarafta parayı bastırarak bu görevden sıyırmak için beklenti içinde olanlar. Bu vatanın her insanı, her genci aynı değerdedir, öyle olmalıdır. Askerlik süresi uzun olabilir, bu çağa göre külfetli olabilir.
Bugünkü askere alma sisteminin doğruluğu yanlışlığı da tartışılabilir.rnrnAma bugünkü mevvzuat içinde herkes eşit şartlara tabi olmalıdır. Bu vatan bizimse, nimetinden hepimiz istifade edeceğiz, külfetine de hepimiz katlanacağız.