Birgo

ARL
25
Gaziantep Savunması

    Antep önce İngilizler tarafından işgal edildi; fakat daha sonra kent Fransızlara teslim edildi. Fransızların, Ermenilerle ortaklaşa hareket etmesi, Türk halkının tepkisine yol açtı.

    Antep'te bir Milli Ermeni Fırkası kuruldu. Ermeniler'den polis örgütü oluşturuldu. Akyol Camii'ne asılan Türk bayrağı indirildi. Kadınların çarşafına saldırıldı. Annesini korumaya çalışan 12 yaşındaki bir çocuk öldürüldü. Tüm bu gelişmeler Fransızlara karşı halkın eyleme geçmesi için gerekli koşulları hazırladı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin bir şubesinin açılması, halktan para toplanarak Kuvayı Milliye teşkilatı yapılması, üsteğmen Salih'in "Şahin" takma adıyla Kuvayı Milliye komutanlığına atanması, halkı daha da örgütlü bir güç haline getirmiştir. Antep Kuvayı Milliyesi; kenti Semt Teşkilatı adı verilen 27 bölgeye ayırdı.

Özel bir törenle bu örgüte alınan kişiler silah ve cephanelerini de kendileri temin etti. Ocak 1920'de Maraş'la savaşan Fransızlara yardım için giden Fransız askerleri Araplar Köyü halkını evlerinden attılar, eşyalarını yağmaladılar. Evlerinden atılan köylüler diğer köylere giderek, uğradıkları saldırıyı anlattılar. Bunun üzerine halk Fransızlara karşı taarruza geçti. Bir Fransız askeri gücünü imha etti. Şahin Bey ise emrindeki askerlerle Kilis yolunu kontrolü altına aldı. Bu yol üzerindeki bir Fransız birliğini yok etti.

    Antepliler, Antep'te ki Ermeni kıtalarının çıkarılması, Türk idaresine Fransızların karışmaması, Antep'e yeni Fransız kıtalarının getirilmemesi, iç güvenliği sağlamak için iki Türk taburunun gelmesine izin verilmesini isteyen bir nota verdiler. Fransızlar bu notayı reddettiler. Mart 1920'de 8000 piyade, 200 süvari, 1 batarya topçu, 16 makineli tüfekli bir güçle Antep'e saldırdılar. Ancak karşılarında Şahin Bey'in bir avuç gücünü buldular. Şahin Bey, olağanüstü bir direnç göstererek, tek başına kalıncaya kadar savaşı sürdürdü ve kendisi de öldü. Böylece tek başına bile, güçlü ve örgütlü bir güce karşı direnebileceğini gösterdi.

    Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle, Antep'e gelen Kılıç Ali'den sonra, 1 Nisan 1920'de çatışma daha da şiddetlendi. Fransız sanayisinin beslediği düzenli Fransız ordusuna karşı hiçbir yerden yardım alamayan Antep halkı 1921 yılına kadar karşı koydu. Tüm olanaksızlıkları yaşadıktan ve 6000 şehit verdikten sonra onurundan taviz vermeden, 9 şubat 1921'de düşmana teslim oldu. Fakat TBMM'nin 5 Aralık 1921 tarinde Fransızlarla yaptığı Ankara Anlaşmasıyla Antep, Türklere teslim edildi. TBMM'e bu direnişi ödüllendirmek için şehre "Gazi" ünvanı verdi.


ARL
25
Osmanlı Devleti'nde Donanma

    Orhan Gazi devrinde ilk defa donanma Karamürsel'de kurulmuş ve Karesioğullarının Osmanlı'ya katılmasıyla donanma  güçlenmiştir. I. Beyazid döneminde Gelibolu'da tersane kurulmuştur. Osmanlı Devleti ilk büyük deniz savaşını Çelebi Mehmet zamanında 1416'da Venedik'e karşı yapmış ve kaybetmiştir. Fatih devrinde Bizans'a denizden gelebilecek yardımı engellemek amacıyla oulşturulan Osmanlı donanması fetihten sonraki çalışmalar sonucunda denizlerde büyük bir güç olarak kendisini kabul ettirmiş ve Karadeniz ile Ege'nin Osmanlı hakimiyetine girmesinde önemli rol oynamıştır. Yavuz döneminde ise Haliç Tersanesi kurulmuştur. Türk denizciliği en parlak devrini Kanuni döneminde yaşamış ve bu dönemde Preveze Deniz Zaferi sonucunda Akdeniz hakimiyeti de Osmanlı Devleti'ne geçmiştir. Türk denizcilik tarihine damgasını vuran Barboros Hayrettin Paşa bu dönemde yaşamıştır. Haçlı donanmasının 1571'de İnebahtı Savaşı'nda Osmanlı donanmasını imha etmesinden sonra tekrar toparlanma imkanı olmuşsa da daha sonra, 1669'da Girit'in alınmasından sonra Osmanlı Donanması ihmal edilmiştir. Çeşme(1770), Navarin(1827) ve Sinop(1854) baskınlarında Rus donanması Türk donanmalarını imha etmiş ve Osmanlı donanmasının yeniden toparlanması mümkün olmamıştır. 1866'da Bahriye Nezareti kurularak donanma bu bakanlığın denetimine bırakıldı. Abdülaziz döneminde (1861-1876) donanma güçlendirilmeye çalışılmıştır. Fakat tüm bu çabalar donanmayı istenilen seviyeye getirememiştir.


ARL
25
Eyyubiler Devleti ( 1174-1250 )

    Musul Atabeyi Nureddin Mahmud Zengi Mısır'daki karışıklardan yararlanmak için Mısır'a ordu göndermiş ve bu orduya Fatimiler karşı koyamayarak ordunun komutanı olan olan Şir-kuh'u vezir yapmışlardır. Kısa bir süre sonra ölen Şir- kuh'un yerine kardeşinin oğlu  Selahaddin Eyubbi vezir olmuş ve Fatimi devletini ortadan kaldırmıştır(1771). Sellahddin Eyyubi bir süre Nureddin Mahmud Zengi adına Mısır'ı idare etmiş, onun ölümüyle de kendi  adıyla anlacak devletini kurmuştur( 1174 ).   

    Selahaddin Eyyubi kısa Sürede Suriye, Lübnan ve Hicaz'ı kontrolüne aldığı gibi Hıttin Savaşı'yla (1187 ) Haçlılar'ı yenerek Kudüs'teki  Latin Krallığını yıkmıştır. Bu durum Avrupa'da büyük bir tepkiyle karşılanmış ve Haçlı Dünyası yeni bir sefer hazırlığına girişmiştir.  Kudüs'ü geri almak için düzenlenen III. Haçlı Seferi'ne başarıyla karşı koyan Selahaddin Eyyubi 1193'te ölmüştür. Ölmeden önce hakimiyet anlayışının bir gereği olarak ülkeyi oğulları arasında paylaştırmıştır. Mısır'da hakim olan büyük sultan değerleri ona bağlı olarak bulundukalrı bölgeleri yönetmişlerdir. Ancak, aralarındaki rekabet giderek artmış ve bu durumdan yararlanan Eyyubi ordusundaki Kölemenler Aybek öncülüğnde harekete geçerek bu devleti yıkmışlardır (1250). Böylece Mısır'da Kölemenle'in kurduğu Memlük Devleti hakim olmuştur.  


ARL
23
Lozan Barış Antlaşması'nda Görüşülen İktisadi Hükümler

    Sevres'de: Kapitülasyonlardan yaralanma hakkı savaştan önce bunlardan yararlanan İtilaf Devletleri uyruklarına geri verilecek; bu hak, bunlardan daha önce yararlanmamış olan Yunanistan, Ermenistan v.b. devletler uyruklarına da tanınacaktır.

    (Bu haklar arasında, birçok vergiden muaf olma hakkının bulunduğu ve vatandaşlık bölümünde görüldüğü üzere, her Türk  vatandaşının, İtilaf Devletleri'nden birini vatandaşlığına girmesine engel olma hakkının bizden alındığı hesaba katılırsa, bu hükmün genişliği daha iyi anlaşılır).

    Gümrük tarifeleri için 1907 tarifesi(% 8) yeniden yürülüğe konulmaktadır. Türkiye, İtilaf Devletleri gemilerine en azından Türk gemilerine verdiği hakkı tanıyacaktır. Yabancı postalar yeniden kurulacaktır.

    Mart 1921 teklifinde: Bazı şartlara bağlı olarak yalnız yabancı postaların kaldırılmasının düşünüleceği söylendiğine göre, diğer hükümler olduğu gibi bırakılmaktadır.

    Mart 1922 teklifinde: İngiliz, Fransız, İtalyan, Japon ve Türk temsilcilerinden ve Kapitülasyonlardan yaralanan öteki devletlerin uzmanlarından oluşan bir komisyon, barışın yürülüğe girmesinden sonra geçecek üç ay içinde, İstanbul'da toplanıp kapitülasyon sisteminin değiştirilmesiyle ilgili teklifler hazırlayacaktır.

    Bu teklifler, mali konularda, yabancı uyrukların Türlerle eşit vergi vermesini sağlayacaktır. Bu tekliflerde, gümrük vergisinde gerekli görülecek değişiklerin yapılmasına da yer verilecektir.

    Lozan'da: Kapitülasyonların her türlüsü kökünden ve ebedi olarak kaldılmıştır.


ARL
22
Milli Aşiretin İsyanı

    Büyük bir Ermenistan kurulması ihtimal ve fikri ortaya yayılınca, önceleri Osmanlı sınırları içerisinde kalmayı uygun gören Urfa ve civar bölgelerinde yaşayan aşiretler, Fransız ve İngilizlerin giriştikleri olumsuz propaganda para yardımı ve bir takım vaatlerle, kendi öz kardeşleri Türklerden ayrılarak, bağımsız bir Kürdistan fikrini gittikçe benimsediler ve bunu Ermeniler gibi gerçekleştirmek çabasına düştüler.

    Kurtuluş savaşının burhanlı ve bulanımlı günlerinde, bu bölgemizde de yavaş yavaş kıpırdanmalar başlamıştı. Bir taraftan Fransız ve ve Ermenilere karşı direnişler devam ederken, bir taraftan da yurdun çeşitli yörelerinde ortaya çıkan ve ardı arkası kesilmeyen ihanetlere karşı tedbirler alınmaktaydı.

    Yıllarca bu ülkede kardeşçe yaşamış insanlar, menfaat karşılğında yabancılarla her türlü işbirliğine girmekten çekinmediler. Böyle olumsuz bir hareket de Urfa'da kendini gösterdi. Bu hareketi yaratan Milli Aşiret'ti.

    Merkezi Viranşehir olan Milli Aşiret'in başkanları; Mahmut, İsmail, Halil, Bahur ve Abdurrahman Bey'ler, güneyde Fransızlarla gizli ilişki ve bağlantı kurdular. Siirt'ten dersim dolaylarına kadar bütün aşiretlerin başkanı adını takınarak o bölgeyi haraca kesmeye ve zorla isteklerini kabul ettirmeye kalktılar. 

     Fransızlar, Haziran 1920 başında, Urfa'yı ikinci defa ele geçirmek maksadıyla ileri harekete başladıkları zaman, Milli Aşiret'te 8 Haziran günü Sirek'e doğru harekete geçti. Buna karşı, o bölgede bulunan 5'nci Tümen isyanın bastırılmasında görev aldı. İsyanın bastırılmasında 24'ncü Alay, bir piyade taburu, Urfa Kuvayı Milliyesi'nden iki bölük, Badilli aşireti, 14'ncü Alay'dan bir tabur, Diyarbakır'dan bir müfreze görevlendirildi.

    Ulusal kuvvetler, bu aşireti kovalayarak, güneydoğu yönüne sürdü ve 18 Haziran günü yapılan çarpışmalardan sonra aşiret mensuplarını düşman bölgesine kaçmak zorunda bıraktı. İsyan 19 Haziran 1920 günü tamamen bastırılmıştır. 


Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın