Birgo

ARL
25
İç ve Dış Politikada Yeni Anlayış: Yeni Sağ- Neo-Muhafazakârlık

http://www.blogyarismasi.com/Article/Details/1819" title="Blog Yarışması" > http://www.blogyarismasi.com/Home/Image/2_1819.png"/>

 

Bir zamanlar Avrupa Birliği heyecanı vardı. Her şeyde her yerde bir uyum süreci almış başını gidiyordu. Bugünlerde artık pek Avrupa Birliği lafı edilmiyor. Ne oldu da söndü bu heyecan. Biz mi değiştik yoksa onlar mı? Sorular alıp başını gidiyor. Turgut Özal'la başlayan yeni liberal politikalar sadece iç piyasaları etkileyen bir süreç olmaktan çıkıp küreselleşmenin etkisiyle tüm ülkelerle ilişkilerimize yansıdı. Bir yanımız dini, kültürel, toplumsal temelle doğuya bağlı, bir yanımız gelişmeye değişmeye batıya entegre olmaya çalıştı. Bireysel temelde şizofrenik bir durum gibi gözüken hareketlerimiz nedeniyle hep arafta kaldık. bu yüzden yeni liberalizme bile geçemeden Keynesci refah devleti anlayışını bile oturtamadık. rnbugün batıya entegre olmayı hızlandırmaktan vazgeçtik. muhafazakâr pencereden bakıyoruz dünyaya. bu pencereden bakarken dış politikayı da bu şekilde görüyor ve buna göre davranıyoruz. Kimi zaman çocuğumuz komşu çocuğu ile kavga ettiğinde kim haklı kim haksız objektifliğinden çıkıp "benim çocuğu kimse dövemez "havasına diyoruz; kimi zaman da "komşuluk ilişkileri daha önemlidir, bir çocuk kavgası için komşumla tartışamam" geleneğine dönüp kendi çocuğumuzu azarlıyoruz. Kim haklı kim haksız anlayışına göre davranmak en makul seçenekken bunu uygulamak biraz zor geliyor arafta kalmış Türk toplumu için. Bu siyasete de yansıyor. Ortadoğuda yaşananlara müdahil olurken kendi çıkarımız mı, muhafazakârlık mı yoksa şu an uygulanan yeni sağ anlayış mı daha iyi? Hem İsrail'e kafa tutuyoruz, durmadan ilişkiler geriliyor, hem de yeni anlaşmalar imzalanıyor İsrail'le. Kapitalizme gülen bir muhafazakarlık bu. Tüm gelenek ve kemikleşmiş yapımızı hiçe sayan kapitalizmle uzlaşı içine giren muhafazakarlık hakim olmaya başladı bize de. Bu güne kadar müttefikimiz olan özellikle 1980 darbesi öncesi Yunanistan'da sosyalist parti iktidarı, İran'da şeriat yanlısı devrim, Sovyet Rusya döneminde bizi "her ne pahasına olursa olsun desteklemek gerektiğini düşünen" Amerika bugün ılımlı İslam nedeniyle elettirmeye ve tereddütle bakmaya başlayan ABD ile ilişkiler de değişiyor. Kısa vadede epey getiri sağlayan tek parti iktidarı ile de istikrarı gören bu anlayış orta ve uzun vadede nasıl sonuçlar doğuracağını kestirmek herkes için farklı. Devamlı olarak krizler yaşayıp kendine alternatifler üreten liberalizm yeni sağ anlayışı da kendi içinde yumuşatıyor. rnArtık Türk Dış Politikasında ne liberalizm ne de gelenekçi bir anlayış hâkim. Düne kadar reddettiği kapitalizmle flört eden bir sağ anlayış yeni sağ, neon-sağ anlayış dış politikaya da egemen oldu. Kendi gelenekçi yapısına sahip çıkıp bunu küreselleşme içerisinde ilerleyen dünya kültürüne yediren bir anlayış bu. Ne batıya entegre olmak için çırpınan ne de batıyı tümden reddedip doğuya dönen yeni sağ bu iki dünya arasında liberalizm harmanlaması ile köprü olma amacında. Böylelikle hala ağızlardan düşmeyen ama savunma sanayiindeki teknolojik gelişmeler nedeniyle anlamsızlaşan "jeopolitik önem" şeyini tekrar kazanmaya veya anlamlandırma belki gerçekleşebilir. "jeopolitik önem" şeyini diyorum çünkü felsefede şey her şeydir. Ve Türkiye için jeopolitik önemde tüm siyasal ideoloji ve kuramlar için her şeydi. Liberalistler için batıya entegrenin en önemli kozu, muhafazakârlar için batıyı yenmenin en önemli kozu, sosyal demokratlar veya sol ideoloji için de kendi ayakları üzerinde durup herkese örnek olmanın en büyük kozuydu. Yeni sağ artık batının bir parçası olmak yerine doğunun önderi olarak batı ile ilişkileri koparmamayı, aksine geliştirmeyi istiyor.rnYeni sağ anlayışın bu konuma gelmesi ise Milli Görüş çizgisi içinden gelip yeni bir anlayışa bürünen AKP sayesinde oldu. AKP öncesi dönem devamlı olarak AB uyum paketleri İMF Dünya Bankası ilişkileri ile doluydu. Şimdi ise Ortadoğu Projesine eşbaşkanlık gibi bir anlayış bile hem muhafazakâr, hem de liberal anlayışı ortaya koyuyor. "Batının" ortaya attığı bir "Doğu" projesine başkanlık etme düşüncesi yeni sağ anlayışı özetlemeye yetmese de epey bilgi veriyor. Bugün yapılan açılımlar, özellikle de Kürt Açılımı, da bu anlayışla oluşturulan bir projedir. Geleneksel muhafazakâr düşünce birlikte kardeşçe yaşayan iki din kardeşi toplumun ayrılmaması gerektiğini, liberal anlayış ise Kürt vatandaşa verilmesi gereken hakların en temel haklar olduğunu söylüyor. Liberalizmin bireysel hakların önemi konusundaki görüşü muhafazakâr anlayışla birleşip bu açılımı ortaya çıkardı. Bu yeni sağ anlayışa uyum sağlayamayan gerek Kürt, gerekse de devletçi kanat hala bocalamakta. Ama liberalist batı ile gelenekçi toplum bunu oldukça olumlu karşılamakta. Her ne kadar içeride milliyetçi dalga yükseliyor gibi gösterilse de bu yeni doğacak bir çocuğun doğum sancıları gibidir. Yoksa yeni anayasa referandumunda tüm muhalefetin hayır kampanyasına rağmen bu kadar farkla kazanmak imkânsız olurdu. Dış politikaya yansıması ise gözden kaçmakta bu açılımın. Daha düne kadar kendi azınlık veya azınlık olmayan diyelim, halklara haklarını vermeyen, milliyetçi üniter devlet görünümü dışarıda silinmeye başladı. Bu da dış politika oluşturulurken veya Türkiye ile ilişkideki devlerin politika oluşturma süreçlerini dikkate aldıkları veya alınan bir durum.rnEzcümle; yeni sağ anlayış içerde de Türk Dış politikasında da hayata geçtiğinden bu yana; yani AKP iktidarından bu yana Batının olumlu puanını alan ve doğunun hamiliğini yapan bir Türkiye’yi yaratmaya başladı. Dış politikadaki bu yeni sağ anlayışın orta veya uzun vadedeki sonuçları ise ancak birkaç iktidar döneminden sonra ortaya çıkacak bir durumdur. Bu iktidar süreçlerinde yeni sağ anlayışı kurumsallaştıran, kavramsallaştıran AKP tek parti olmaya devam ederse, her şeyden önce istikrarlı bir dış politika yaratılacaktır.


Yorumlar alınıyor...
Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın