Birgo

AĞU
08
Nurettin Rençber-Kısaca hayatı ve eserlerinden örnekler

1960 yılında Mersin’de dünyaya gelen Nurettin Rençber’in bir yanında her zaman köylülük olmuştur. çünkü, 1954’te ekonomik zorluklar nedeniyle Adıyaman-Kahta’nın Sevik köyünden Mersin’e göç eden ailesi, Kürt köylü kültürünün özellikleriyle onu çocukluğunda eğitmişlerdir. Dolayısıyla yaşamın dalgalarına binip okyanuslara açılırken, kır-kent, Kürt-Türk-Arap kültürlerinin izlerini de beraberinde götürmüştür bu yolculukta.

O, lise öğrenimi sonrasında Urfa Meslek Yüksek Okulu’nda bir yıl okuduktan ve Mersin’de kısa bir süre fabrika işçiliği yaptıktan sonra, 1981’de Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencisi olarak Ankara’ya gelir
Sanatını geliştirme olanağını üniversite öğrenciliği döneminde bulan sanatçı, ilk beste çalışmalarını da 1981-85 yılları arasında icra eder. İlk bestesi de “Cemile”dir. öğrenci gençlik arasında sevilen bu bestelerinden oluşan bir demeti 1985’te AST’taki bir konseriyle müzik dünyasına sunar. Ki, ancak 1992’de kasetleşen “Dağ Türküleri ve Deniz Şarkıları” bu dönemin ürünüdür.

AYRILIK VAKTİ
Vakti geldi ayrılığın
Ne yapsak boş
Kurtulamaz bu sevda
Bu amansız rüzgardan
Anla beni
Geçmişteki günlerimiz
Birer birer hayal oldu
Birer birer yalan
Gözlerindeki yaşı sil canım
Beni burda bırak git
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin
Bu aşk gömülmeli
Oysa senle
Çok zamanlar paylaşırdık
Acıları umutları
Hiç usanmadan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu şehirden
Sevgilim hoşça kal


AY DÜşÜNCE

Ay düşünce denize
seni hatırlarım
ince ince yağan
yağmur iskeleye
yaklaşan vapur
haydar paşa garı
seni hatırlarım

ay düşünce denize
kalbim çarpar telaşlı
bir kuş olur siyahlar
içinde bir kadın
ve yakasında ipiri
kırmızı bir gül
seni hatırlarım

ay düşünce denize
söylenmemiş sessiz
bir şarkıydım
tozup giden bir ilk kar
solgun begonya
kalkmak üzere bir tren
seni hatırlarım

Ağlama Yar

Sen Leyla'ydın bende Mecnun
çöller içinde
Sen alevdin bende rüzgar
Küller içinde
Gel de bir gör şu halimi
Kullar içinde
Yeşermez bahçem
Kapanmaz yaram zaman içinde

Ağlama yar
Bir gün gelir bu hasret biter
Döneceğim ağlama
Bekle beni ağlama

Her selamın her kelamın
Yanadır bende
Son bir kere görse idim
Son nefesimde
Sende git yar sende bırak
Sende unut beni
Kanasın yaram
Sararsın bahçem zaman içinde



Almanya Yolları

Almanya yolları karşıma karşı
Akıyor dinmiyor gözümün yaşı
Bülbül olmuş öter ayrılık kuşu

Ağla anam ağla garibin oğlun
Otuzuma varmadan sarardım soldum
Ağla anam ağla garibin oğlun
Seni eller içinde seçemez oldum

Göğerdi mi bizim köyün meşesi
Büyüdü mü ocağımın neşesi
Ne zorumuş yılda bir görüşmesi

Ağla anam ağla garibin oğlun
Otuzuma varmadan sarardım soldum
Ağla anam ağla garibin oğlun
Seni eller içinde seçemez oldum

Ciran

Kahta’nın çayı serin
Değmeyin yaram derin
Ciran burdan gidersen
Ya ben ne hal eylerim

Ciran Ciran Ciraney
Yaktın Adıyamaney
Bir acı kahve pişir
Olam sana mivaney
[Nakarat]

Eyleşir dam üstünde
İnce kemer belinde
Ölürüm Allah vekil
Saramazsam vaktinde
[Nakarat]

Çondo

Sabahınan ayışığı ışıdı beyim ışıdı
Beş adama bir demezdi herhalde eli boşudu
Gedik başından başına sel yağmur gelir karşına
Nede yaman bildirmişler karakolda yüz başına
Lo lo lo lo
Çondo

Pınar başıdır evimiz sarızdan geçer
Yolumuz
Böyle zaman olmaz olsun çift gelir bizim ölümüz
Yücenin otu kurusun engini sümbül bürüsün
Sana silah çevirenin çondo elleri kırılsın
Lo lo lo lo
Çondo



Eski Yara

Eski yara eski yara
Sızlıyor eski yara
Yenisinden fayda yok
Varıp gidem eski yara

Eski yardan eski yardan
Geçilmez eski yardan
Yenisiyle gönül eyle
Yare kalsın eski yardan

Eski yara eski yara
Kapanmaz eski yara
Sinesine sürer mi
Geri dönsem eski yara

Eski yardan eski yardan
Gerçek sözler eski yardan
Ben yareyim sen derman
Kes umudu eski yardan

Eski yara eski yara
Kalbimde eski yara
Yüzlerce güzel var da
Hasretim ben eski yara

EZO
Sordum seni yıldızlara, ay ışığına.
Dediler tam bin yıldır görmedik onu.

Sordum kadin kitaplara, tozlu raflara.
Dediler o bizden önce buralardaydı.

Mağrur bir uçurum oldu kalbim.
Sen gittin gideli buralardan.
Ayrılık ne yaman bir ateşmiş.
Ne olur dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Ceylanları emziren bir eriğ gibi.
Kollarında uyut beni iblise inat.
Hey rüzgârın sevgilisi orman çiçeği,
Hasretim sensin gurbetim sen gün ışığım sen.

Mağrur bir uçurum oldu kalbim.
Sesin deler içimde kurşun gibi.
Ayrılık ne yaman bir ateşmiş.
Ne olur dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Oy ezo yalnızlık ezim ezo.
Oy ezo görmüyor gözüm ezo.
Oy ezo tutmuyor dizim ezo.
Tükendim dön gel ezo.

Gidin Turnalar

Aşkın aydınlığı gül yüzünde
Diyardan diyara gidin turnalar
Bir avuç gökyüzü gül telinize
Doğru bizim ele gidin turnalar

Turnalar turnalar gidin turnalar
Gönülden gönüle konun turnalar
Turnalar turnalar gidin turnalar
Yareden yareye konun turnalar

Eşinden ayrılmış ceylan misali
Dört bir yandan esen rüzgar misali
Irmaklar dereler çaylar misali
Doğru bizim ele gidin turnalar

İstanbul Önünde

istanbul önünde aynalı liman
başında tütüyor bin ince duman
ben bu yaman derde nasıl dayanam
uyan yavrum uyan kör uykulardan
uyan da haberim al kuytulardan
istanbul önünde uçmasın kuşlar
başıma geliyor olmadık işler
dayanmış kapına gece sarhoşlar
uyan yavrum uyan kör uykulardan
uyan da haberim al kuytulardan

Kahta Halayı

Bir evim var tahtalı
Gel gezeli Kahtalı
Eyle bir yar sevdim ki
Yüzü iki noktalı

Vey lo lo lori lori lo
çıkalım dağlara lo
Bana yoldaş olmasan
Gelemem bağlara lo

Yeleğim var inceden
Geçemem Narihce ' den
Yari haset ederim
Yerdeki karıncadan

Nemrut'un başındayım
Otuz üç yaşındayım
Aşağıda bulamazsam
Yukarıda peşindeyim

Karagül

İkimizde acemi birer aşıktık o zamanlar
Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun
Bense kendimi usta sanıyordum bu işlerde
Ve yağmur gibi akıp giden yıllardan
Geriye ne kaldığını bilmiyordum seni tanıyana kadar
Ama farkındaydım yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanırdım her sabah
Şimdiyse kırılgan mektuplar yazıyorum
Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri
Ben sende yolları sevdim
Dallarına hiçbir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla
Kaplı yolları
İkimizde acemi birer aşıktık aslında
Ne yapacağımızı bilmeden serseri dolaşırdık yollarda

Ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yağmurları
Mor kanatlı turnaları yar...

Ben sende rüzgarı sevdim
Alıp götüren yılları
Saklı kalan umutları yar...

Ne yeminler bozdum
Geceler büyürken sensiz
Ne yeminler bozdum
Yıllar geçerken sitemsiz 2 nakarat
Ne yeminler bozdum
Tarifi bile imkansız
Senin için ey karagül

Ben sende yolları sevdim
Yüreğinden gelip geçen
Sevda yüklü katarları yar...

Ben sende seni sevdim
Avuçlarken yüzümü
Yahut dokunurken sessiz yar...


Seydo

Şu feleğin işleri
Döktük kanlı yaşları
Geliyor arkadaşları

Kader ağını örmüş
Dediler seydo ölmüş
Kimler ağlasın sana seydo

Dağların rüzgarıydı
Öfkenin tufanıydı
Görseniz ne ihtişamlıydı
Çevirmişler dört yandan
Kurşun yağmış her yandan
Yıldızlara yoldaş ol seydo

Hey lo, lo lo seydo
Hey lo, lo lo seydo

Çarşıya varmasaydı
Yatsıya kalmasaydı
Vadesi tamam olmasaydı

çölde ceylan yitmezdi
Seydo'ya güç yetmezdi
Zaten yaralı olmasaydı

Dağların rüzgarıydı
Öfkenin tufanıydı
Görseniz ne ihtişamlıydı
Çevirmişler dört yandan
Kurşun yağmış her yandan
Yıldızlara yoldaş ol seydo

Hey lo, lo lo seydo
Hey lo, lo lo seydo

Sirkelam
Evvel Cebrail ' in ilk kelamında
Kırklar meclisinde aşk meydanında
Muhammed Ali ' nin sirkelamında
Nihan söyleşirken dilinde idim

Yunus'un deryaya daldığı zaman
Kırk gündüz kırk gece kaldığı zaman
Ali Zülfikarı çaldığı zaman
Hayber kalesinde kolunda idim

Pir Sultan'ım içtim aşkın dolusun
Makadir bilmeze vermem yarısın
Bir kuşa seksen bin şehrin darısın
Nimet verilirken yanında idi

Yalnızlığa Serenad

İhanet yağmurunda
Islandık birer birer
Şimdi yorgun düşlerimiz
Yalnızız yalnız

Büyük hayat yolunda
Uslandık birer birer
Cehenneme hüküm giydik
Büsbütün yalnız

Hangi şehir alır bizi basar bağrına
Hangi yalan avutabilir yüreklerimizi
Kim çalacak kapımızı bir avuç tuz için
Bir dilim ekmek için yada aşk için

Aynalarda unuttuk
Geçmişin izlerini
Kırık dökük her anında
Kalmışız yalnız

Böyle mi olmalıydı
Bembeyaz türkülerle
Bağlandığımız bu hayat
Böyle mi yalnız


Yemen

kardaş bu yemen çöllerde kalırsa ölüm
künyemi yumadan yare götürün oy
bilmem kimlere diyem bu garip ahvalım
bir çöl-ü deryada kalakaldım oy oy
kurşunum kalmadı yandım siperde
düşman aman vermez yatarım yerde
aynı köyden geldik memedim nerde
ano yemendir
bela verendir
ölürüz burda
acep nedendir
burası Huş'tur
yolu yokuştur
mevlaam sılaya
bizi kavuştur
istihkaamın önü toz ile duman
ay karanlık yolum nereden bulam
çantamda mendilim kanlı kunduram

Yürürüm

ardinsira kostum dönersin diye
kiyametler koptu, sen hic duymadin..
gece gündüz gecer hayalin gözümden
günesim karardi, sen hic bilmedin..

birak üstüme gelsin ciplak atesin,
günahkar ruhumu yaksin da gecsin..
dagitsin icimde kalan ne varsa,
savursun külümü döksün de gecsin..

yürürüm gecede,yanarim senin icin..
bilirim yine de
sen asla dönmeyeceksin..

koparip gögsünden uzat yüregini,
kurusun gözyasim mahsere kadar..
nelere degistim senin hayalini,
bilseydin kalirdin sonsuza kadar...

birak üstüme gelsin ciplak atesin,
günahkar ruhumu yaksin da gecsin..
dagitsin icimde kalan ne varsa,
savursun külümü döksün de gecsin..

yürürüm gecede,yanarim senin icin..
bilirim yine de
sen asla dönmeyeceksin..


Yorumlar alınıyor...
Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın