Birgo

ARL
12
GERÇEK GARİP VE ESRARENGİZ OLAYLAR-BİLİNMEYEN GERÇEKLER

image

 Bu Resmi Yapan Adamın Elleri Felc Oldu

 

2 ci GARİP OLAYIMIZ (BENCE DENEMEYİN) (AYNALAR YALAN SÖYLEMEZ)   Size hiç kimsenin bilmediği bazı şeyler anlatacağım. Aynaları bilirsiniz sabahları kalktığımızda karşısına geçip kendinizi izlediğiniz, süslediğiniz aynalar. Peki aynaya geceleri hiç baktınız mı, bakmayı hiç denediniz mi? Denemek istemezmisiniz?

Geceyarısından sonre eğer cesaretiniz varsa karanlık odadaki bir aynaya (el aynası değil) uzun süre bakmayı deneyin. Oda pencereden gelen sokak lambalarının verdiği loş ışık altında olabilir. Eğer bunu yapmak istediğinize kendinizi emin hissediyorsanız başlayabilirsiniz.

"Baksam bile kendimden başka ne görebilirim ki" dediğinizi duyar gibiyim. Peki bedensiz varlıkları görmenin bir yolunun da aynalar olduğunu biliyormuydunuz. Ya da gece uzun bir süre aynaya baktığınızla gözlerinizle göremediğiniz varlıkları yada diger bir deyişle cinleri görmek istemezmiydiniz.

Anlattıklarım size ürkütücü gelmiyor mu? Yoksa siz cinleri filmlerde izlediğiniz küçük ve boktan bir lambanın içinde yaşayan varlıklar mı zannediyorsunuz. Peki onlarla iç içe yaşadığımızın farkında değilmisiniz. Onların bizi gördüğü ama bizim onları göremediğimiz bir dünyada yaşadığımız gerçeğini hiç duymadınız mı?

Hiç çevrene görmek istediğin gözle baktın mı? Denersen göreceksin ki sen farkında olmadan etrafında ki yüzlerce göz seni izlemekte....

  3 cü GARİP OLAYIMIZ (380 MİLYON YILDIR ÇÖZÜLEMEYEN SIR)  

Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı.

image

Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi.

Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor.

320 GRAMI DÜNYAYI SARIYOR

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu belirlenirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi.

Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen uzmanlar, esnekliği çok fazla olan örümcek ipliğini kopartmak için gereken enerjinin benzer biyolojik metaryalleri koparmak için gereken enerjiden 10 kat daha fazla olduğunu tespit etti
  4 cü GARİP OLAYIMIZ (MİCROSOFTTAN NEREYE? YAŞANMIŞ GERÇEK BİR OLAYDIR)   İşsiz bir adam varmış. bir gün bu adam microsoft şirketine wc temizleyicisi için iş başvurusu yapmaya gitmiş. Adamı testen geçirmişler. Adama demişler:
-İş başvurunuzu size e-mail olarak ileteceğiz
adam:
-benim e-mail adresim yok.
microsoft elemanı:
-ozaman sizi işe alayıyoruz.
demiş.

bu adamın cebinde 5 doları varmış gitmiş 5 dolar ile 5kg kiraz almış, daha sonra bu kirazları kapı kapı dolaşıp aldığının 2 katına satmaya başlamış.adam 1 yıl 2 yıl 3 yıl ... böyle devam ederek parasını kazanmış. 10 yıl sonra bir ithalat şirkti kurmuş.

Adam sigorta yaptırmak için sigortacıya gitmiş:
sigortacı bu adama adınız soy adınız vs. vs. sormaya başlamış
sıra gelmiş e-mail adresine
sigortacı:
-e-mail adresinizi söyleyiniz.
adam:
-e-mail adresim yok
sigortacı:
-sizin gibi büyük fabrikası olanın nasıl e-mail adresi olmaz şaşıyorum.
demiş.
ADAM:
-E-MAİL ADRESİM OLSAYDI ŞUANDA MİCROSOFT'TA WC TEMİZLİYOR OLURDUM!
demiş.
    5 cİ GARİP OLAYIMIZ (Montauk Projesi (phoenix Projesi) (philadelphia Deneyi) )   U.S.S Eldridge isimli geminin maruz kaldığı olayın temeli, radar görünmezliğinin araştırıldığı 1943 yıllarına, Montauk projesinin orijinine dayanmaktadır. Bu U.S.S Eldridge isimli araştırma gemisi philadelphia'da deniz kuvvetlerinin tersanesine çekilip götürüldükten sonra bu gemiyle alakalı Philadelphia deneyi bu geminin yasadıkları üzerine şekillendirilmiş ve söylenti bu geminin üzerine atfedilerek yayılmıştır. Bu deneyin amacı gemiyi radar'a karsı fark edilmez etmekti. Ve bu deney gerçekleştirildiğinde genel olarak beklenilmeyen çok şiddetli etkilere neden oldu. Gemi sadece beklenildiği gibi radar'da görünmez olmakla kalmadı çıplak gözle de görünmez oldu. Ve sonraki tetkiklerde geminin kütle olarak ta uzay/zaman çerçevesinden çıkmış olduğu anlaşıldı. Başka bir anlamda gemi boyut değiştirmişti! 1943 teknolojisinin bilinen koşulları içerisinde deney bilimde göze çarpan yeni bir buluş olmasına rağmen bu deneye katılan mürettebat açısından deney tamamen fiziksel ve zihinsel olarak olumsuz yan etkilere sahipti. Bu olayın tamamı resmi olarak saklanmıştır. Savaştan sonra Philadelphia deneyinin teknik sorumluluğunu yönetmiş olan Dr. John von Neumann'in yönetiminde araştırma devam etti. Doktorun verdiği emirler bu deneye katılan insanların zihinlerini bozan şeyin ne olduğunun öğrenilmesi yönündeydi. Niçin bu deneye katılan insanlar bir yan etkiye maruz kalmadan ara boyutsal alanda kalamadılar? Newyork Long adasında bulunan ''Brookhaven National'' laboratuarlarında insan faktörü ile ilgili bilimsel çalışmalar başlatıldı. Bu çalışma phoenix projesi olarak biliniyordu. Von Neumann sadece modern bilgisayar ve matematiksel bir alanda yeni kesifler yapan bir deha değildi. İkinci dünya savasından sonra müttefiklerin ele geçirdikleri 'Nazi'lere ait insan psikolojisi ve zaman boyutları konularında yürütülen araştırmaların dahil olduğu' çok büyük bilgi üssüne ait askeri sanayi kompleksindeki cihazları ve donanımları kullanabilecek düzeyde bir bilim adamıydı.. Von Newmann phoenix projesi dahilinde insanların zihinlerini makinelere bağlamak amacıyla denemede(deneyde) kompleks radyo teçhizatı ile bilgisayar teknolojisini birleştirmeye çalıştı. Çabaları oldukça basariliydi. Bu deneylerden yıllar sonrası, insan düşünceleri ezoterik kristal radyo alıcıları ile alınabiliyordu.. Ve bu düşünceler bilgisayara aktarılıp depo edilebiliyordu. Ve bu düşünce modelleri bir bilgisayar ekranında görülebiliyordu. Bu teknik geliştirilerek zihin okuma makineleri ve zihin kontrolü tekniğine kadar teknoloji geliştirilmişti. En sonunda phoenix projesi insan belleğinin ve zihnin fonksiyonlarına dair epey bilgi elde etmişti. Bu projenin geliştirilmesini isteyen Congress'e araştırma sonuçları iletildi. Congress ve proje'yi yürütenler kendi belleklerinin de kontrol edilmesinden korktukları için projenin iptalini istediler. Ancak Montauk Projesine katılan insanlar bu projeyi durdurmak istemiyordu. Bu insanlar projeyi daha da geliştirerek Işınlama ve zaman yolculuğu teknolojisi
konusunda tam bir kontrole sahip olmak istiyorlardı. Bu proje çerçevesinde insanin parapsikolojik yeteneklerini içeren düşünce gücü üstünde de çalışmalar yapılmaktaydı. Düşünce gücü ile metal çubuklar bükülebilmekte ve eşyalar havaya yükseltilebilmekteydi. Fakat deneye katılanların merak ettikleri şey düşüncenin zaman üstüne yönlendirilmesiyle zaman akısında bir sapma yaratıp yaratılamayacağıydı. Araştırmalar iki yöndeydi; hem insan zihninin potansiyelleri hemde teknolojinin potansiyellerini içeren araştırmalar
yürütülmekteydi. Yıllar süren araştırmalar sonucunda yoğun çalışmalar ve korkunç deneyler sonrası zaman yolculuğuna izin veren zaman kapıları açıldı. Deneyler sonucunda Montauk projesi bünyesinde son olarak(olasılıkla) orijinal Philadelphia deneyi ve 1943'lü yıllara kadar geriye açılmakta olan bir zaman girdabı(Time Vortex) yaratıldı. Montauk projesi bünyesinde yaratılan zaman kapıları, bu deneye dahil olan Preston hem de Duncan Cameron'un
hesaplarına göre tam anlamıyla kontrol edilemiyordu. Zamanda ileri ve geri gidip
gelinebiliyordu fakat bazı şeyler kontrol dışındaydı. Duncan bir grup insanla birlikte bir araya gelip projenin durdurulması yönünde karar aldı.

...AL BIELEK phoenix projesinin en son safhalarıyla ve bu projede bulunan görüşlerle ilgilenilecegini söylüyor; Al Bielek olarak ben bu projeye 1953 'te katildim. Operasyonların son safhasında zaman tünellerini yönetmek için kullanılan psisik sandalye arasında ortak siniri oluşturan bilgisayar ve bilgisayara bağlı ezoterik kristal radyo alıcıları bulunmaktaydı.
Al Bielek : [ Projenin ilk safhaları çok zordu . Sistemler doğru çalışmadılar ve pek çok problem vardı. Ben Al Bielek olarak ve Duncan Cameron 'la Preston Nichols'da yine kendileri olarak deneye katıldılar. Proje zaman tünellerini meydana getirdi[ The project generated the time tunnels]. İnsanlar uzay ve zaman içerisinde bu tüneller sayesinde seyahat edebiliyorlardı. Ancak onlar Montauk'ta devam eden projelere katılmakla birlikte ''zamanda bir
şuur transferi gerçekleştirerek ve geçmişteki bedenlerine kendilerini naklederek'' Philadelphia deneyine de katıldılar. Biz hala projelerin hepsinin ne olduğunu bilmiyoruz. Tüneller için gerekli olan teknoloji bize uzaylılar tarafından verildi. En önemlisi sürüngenler sınıfından olan Orion grubu ve 2. grup olarak Leverons adıyla çağrılan uzaylılar. En çok yardim sağlayan grup
Sirius A 'dan di. Bu gruplar bizim hükümetimizle gizli bir şekilde çalışıyorlardı. Hükümetin amacı kendi teknik sistemlerini daha da otomasyona çevirmek ve bellek kontrol tekniklerini geliştirmekti. Pek çok değişikliklerden sonra 1977 yılları dolayında tüneller tam olarak isler vaziyete geldi. 1979 yılında da istedikleri tüm sonuçları aldılar. Projenin durdurulduğu 1983
yılının 12 Ağustos gecesine kadar sonuçları aldılar. Ve proje, projeye katılanlarca içten sabote edildi. Phoenix projesinin yararlarından biri zaman tünellerinin kullanımı ile yakın gezegenlere gidilebilmesiydi. Nazi döneminde elde edilen zaman boyutları hakkındaki bilgiler sonucunda Almanlar 1947'de kendi araştırma laboratuvarlarında bir zaman tüneli etkisi yaratarak kendilerini yakın gezegenlere ışınlayabiliyorlardı. Birleşik devletler Rus araştırmacılarla
birleşerek 1962'de Mars'a gitmişlerdi. Bu araştırmalar resmi bilim literatürlerinin dışında küçük grupların büyük finanslarla yürüttükleri deneysel çalışmalardan ibaretti ve bu deneyleri yapanların ulaştıkları nokta elde edilen bilgiler gizli dosya arşivlerinde hala bir sır olarak açıklanmayı beklemektedir.
Rus'lar 1962'de zaman tüneli etkisini kullanarak Mars'a gittiler ve oradan dünyaya bilgi gönderdiler. Mars'taki araştırmacılar : <> Çünkü onlar zaman tüneli açma tekniğini kullanarak uzayın ve zamanın herhangi bir koordinat noktasına kendilerini nakil edebiliyorlardı (Teleportasyon). Böylece Mars’ın verilen koordinatlarına
gittiler. İlerleyen teknoloji sayesinde zaman tünellerini isletmek için talep edilen tüm koordinatlar ve bilgi, manyetik bir kasete kayıt edilir. Ve siz bu kaseti alıp bilgisayara koyabilirsiniz. Böylece insan beynini zaman/uzayda koordinatları ayarlayıp belirleyen bir araç gibi kullanan psisik sandalyeye gerek kalmadan direkt bilgisayar sistemiyle istenilen yerleşim alanına giden zaman tünelini açabilirsiniz. Çünkü bilgisayar, gök bilimine ait olan, tüm Dünya
hareketleri, Güneş Sisteminin Hareketleri gibi bilgileri içerir ve hepsi bilgisayar içinde mevcuttur. Böylece herhangi bir anda holografik taramayla bulunduğumuz noktanın gideceğimiz noktaya olan mesafesi, konumu belirlenmiş olacağından o bilinen noktaya doğru zaman/mekan kayması etkisiyle kendimizi transfer edebiliriz. ] Al Bielek: Mountauk projesinde çalışanlardan biride Matthew Taret' ti. Matthew Zaret ve Preston Nichols teknik istasyon ustalarıydılar. Zaret benim önerim üzerine 1980'de görevinden ayrıldı. Prof. Zaret Radyo Frekans vericilerinin(RF transmitters) hepsini çizdi ve inşa etti. Zaret görünmezliği sağlayacak ve zaman tünellerini oluşturabilecek güçte
elektromanyetik alanlar üreten dev bobin planlarını çizmekle görevlendirilmişti. Prof. Zaret yüksek güçte RF verici sistemleri, Radar ve modülatör sistemleri üzerine bir uzmandı. Prof. Zaret Montauk projesi için en son özel bir Amplitron(yükseltici/ Radyo Frekans Tüpü) tasarımını yapmıştı. Çetin Bal: Philadelphia ve Mountauk projesinin teknik sistemlerinin teorik temeli 'zamanın bir dalga olması' kuramını esas almaktaydı. Bu proje çerçevesinde ''zaman'' bir dalga yapısı olarak görülmekteydi. İleri ve geri olmak üzere iki zaman dalgası vardır. Ve zamanın bu dalga yapısı yüksek güçteki radyo frekans alanları ile sekteye uğratılarak zaman ve uzayda bir çatlak yaratılabilir. Yani zaman eğilip bükülebilir...Kısaca bu deneylerin öngörüsü buydu!
  6 cı GARİP OLAYIMIZ (Anıtkabirin Bilinmeyen Yönleri )   51 yaşındaki Anıtkabir’in bilinmeyenleri..
Türk milletinin kalbinin attığı yer olan Anıtkabir, bilinen siluetinin yanı sıra bilinmeyen bir çok gerçeği de yıllardır derinliklerinde saklıyor. Yapımı 9 yılda tamamlanan yaklaşık 150 bin ton ağırlığındaki Anıtkabir, heykellerinden süslemelerine, kulelerinden kabartmalarına kadar pek çok özel anlamlarla yüklü...

Anıtkabir Komutanlığı’ndan alınan bilgiye göre, yapımına 9 Ekim 1944’de başlanan ve 1 Eylül 1953’de tamamlanan Anıtkabir’in yerini ilk olarak Aydın Milletvekili Mithat Aydın önerdi. Ata’nın kabrinin yapımıyla ilgili komisyon Etnoğrafya Müzesi, TBMM’nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği seçeneklerini eleyerek tam Çankaya’da karar kılacağı sırada, Aydın Milletvekili Mithat Aydın daha sonra “Anıttepe” olarak adlandırılacak olan Rasattepe’yi önerdi. Komisyon üyelerinin de burayı gördükten sonra Aydın’a hak vermeleri üzerine Anıtkabir’in Rasattepe’ye yapılması kararlaştırıldı. Türk milletine gömüleceği yer konusunda bir vasiyette bulunmayan Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasattepe’yi gezerken ağzından dökülen “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri...” sözleri de bugün için çok anlamlı...

Anıtkabir için 1941’de açılan yarışmaya, İkinci Dünya Savaşı’nın en çetin günleri yaşanmasına rağmen Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplam 49 proje katıldı. Ancak en çok beğenilen üç proje arasında Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda’nın “25” numaralı projesi kabul edildi.

VATAN TOPRAĞINDA YATIYOR
750 bin metrekarelik bir alan üzerinde aslanlı yol, tören meydanı, mozole ve on kuleden oluşan Anıtkabir, 907 metre yüksekte yer alıyor. Ata’nın kabri 40 tonluk yekpare mermerden yapılan sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altındaki mezar odasında bulunuyor Türk milletinin kalbine gömdüğü Atatürk, Selçuklu-Osmanlı kümbet mimarisine göre yapılmış sekizgen şeklindeki mezar odasında “vatan toprağında” yatıyor.

Ölümünden 15 yıl sonra Etnoğrafya Müzesi’ndeki geçici istirahatgahından Anıtkabir’e nakledilen Ata’nın naaşı, tahnit işlemi çözülerek, Suriye’deki Caber Kalesi, Kore’deki Türk şehitliği, Selanik’teki doğduğu evin bahçesi, KKTC ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı “vatan toprağına” İslami usullere göre kefenlenerek ve yüzü kıbleye bakacak şekilde defnedildi. Ata’nın kabrinin yer aldığı mezar odasına, Genelkurmay Başkanı’nın izniyle girilebiliyor.

ASLANLARIN SIRRI
Türk milleti için kutsal değerlerle kuşatılan Anıtkabir’deki her mimari unsur ayrı bir mana taşıyor. Ata’nın kabrine ulaşan 262 metrelik Aslanlı yolun sağ ve solunda bulunan 24 aslan, “24 Oğuz boyunu” temsil ediyor. Türk kültüründe güç sembolü olduğu için seçilen aslan figürlerinin çift olması milletin “birlik ve bütünlüğünü” vurgularken, aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise bu büyük gücün “barışseverliğini” sembolize ediyor. Ziyaretçilerin de kabrin manevi atmosferine ayak uydurmaya yönlendirildiği Aslanlı yolda, taşlar Ata’nın huzuruna çıkanların “başlarının öne eğik” olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş.

Depreme karşı dayanıklı kılmak için tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi toprağın içine yerleştirilen Anıtkabir’de mozolenin iç duvar ve zemini en nadide mermerlerle kaplanırken, tavanları renkli ve altın varaklı İtalyan mozaikleriyle süslenmiş. Milli değerleri temsil eden isimler verilen ve Selçuklu çadır mimarisinin özelliklerini yansıtan bir mimariyle yapılan 10 kule Anıtkabir’in siluetine ayrı bir değer katıyor.

BAYRAK DİREĞİ ABD’DEN GELDİ
Anıtkabir’in diğer unsurlarında olduğu gibi bayrak direği de çok özel... Anıtkabir’in 33,5 metre uzunluğundaki bayrak direğini 1946 yılında Nazmi Cemal adlı bir Türk vatandaşı ABD’den gönderdi. 4 metresi kaidenin altında gömülü bulunan direğin 29,5 metresi görülebiliyor.

MÜZEDEKİ ESERLER
Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi de Ata’nın doldurulmuş köpeği Foks’tan tıraş takımlarına, bastonlarından aldığı çok özel hediyelere kadar özel hayatını yansıtan pek çok nadide parçaya evsahipliği yapıyor. Ata’nın anne ve babasının fotoğrafları, Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği eski yazı ve Latin harfleriyle basılmış iki nüfus cüzdanı, Göğsünde taşımayı en çok sevdiği madalyalardan biri olan 1917’de Sultan 5. Mehmet Reşat’ın verdiği altın imtiyaz madalyası, Sovyet Mareşali Voroshilov ve İran Şahı Pehlevi’nin hediye ettiği değerli taşlarla süslü kılıçlar ve ince bir zevkin ürünü olan saatleri dikkat çekici parçalar arasında...
Atatürk’ün hem baston hem de tüfek olarak kullanılabilen özel silahı, manevi kızları Sabiha Gökçen ve Afet İnan’a hediye ettiği çok özel tabancaların da sergilendiği müzede, manevi kızı Rukiye Erkin’e hediye ettiği, ancak bir mercek yardımıyla okunabilen metal mahfazası içinde mini bir Kuran dikkati çekiyor.

ETİYOPYA KRALI’NIN İLGİNÇ ÇELENGİ
Milletvekili mazbataları ve 1927 yılında yaklaşık 5 günde okuduğu Nutuk’un orijinal metninin de yer aldığı müzede, Etiyopya Kralı Haile Selasiye’nin 1967 yılında Anıtkabir ziyaretinde mozoleye bıraktığı iki büyük gül dalıyla sembolize edilen gümüş çelenk de en ilginç parçalardan birisi...
Anıtkabir’deki Atatürk Müzesi’nde ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk’ün özel kitaplığında bulunan Türk ve İslam tarihi, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Slav dillerindeki toplam 3 bin 118 kitap da sergileniyor.
 
7 ci GARİP OLAYIMIZ (Einstein ve şöförü)   Einstein birçok yerde konferanslar vermişti.Bu konferanslara özel şöförün kullandığı bir otoyla gidiyordu.O konferans verirken şöför de dinleyiciler arasında oturarak onu dinlerdi.Bir gün yine bir yere konferansa gidiyorlardı.Bir aralık şöför,
'-Dr.Einstein, dedi,sizi o kadar uzun zamandır defalarca dinledim ki artık yapacağınız konuşmayı kelimesi kelimesine biliyorum.'Yaşlı adam pası atmıştı.
'-Pekala,' dedi, 'şimdigitmekte olduğumuz yerde beni tanımazlar.Plato ve şapkalarımızı değiştirelim ve sen konuş.'
Şöför konuştu.Gerçekten de dersini iyi çalışmıştı.Biri çıkıp da daha önceki konferanslarda sorulmamış bir soru soruncaya kadar sorular kısmını bilebaşarıyla götürüyordu.Yine de bozuntuya vermedi:
'-Böyle basit bir şeyi sormanız gerçekten çok garip,'dedi,'şimdi arka sırada oturan şöförümü çağıracağım ve size cevap vermesini söyleyeceğim.

   

Yorumlar alınıyor...
Arşiv
Anasayfa Birgo Nedir? Nasıl Birgo'larım? Kullanıcı Sözleşmesi Blog Yardım Bize Ulaşın